Osmanlı
2018-11-16 02:44:59 ( 73 izlenme )

'Peşmerge Barzani NASIL BAŞKAN OLDU'

Yapılan araştırmalar bize, Barzanilerin ilk olarak Barzan tekkeleriyle bölgede adını duyurmaya başladığını gösteriyor. Zaten bu gerçeği de Mesut Barzani ‘Barzaniler’ adlı kitabında açıklıyor. 

Barzaniler bir cemaat ailesi, Halidi Nakşibendi tarikatını kuran Şeyh Halid’in Barzan köyünde Şeyh Abdusselam Barzani’ye halifelik postu vermesiyle Barzaniler de bölge adlarını duyurmaya başlıyorlar. Barzan tekkesi eliyle etrafında aşiretsiz köylüleri toplayan Barzaniler, Şeyh 1’nci Abdusselam zamanında güç kazanıyor…

BARZANİLER KÜRT HAREKETİ LİDERİ NASIL OLDU?

Mesud Barzani’nin bütün geçmişi Barzan’daki Nakşi tekkesi etrafında gelişti ve bu süreçte adları siyasi Kürt hareketinin hiçbir safhasında geçmiyordu. Zaten Barzani’nin bir aşireti de yoktu, tekkesi vardı. Osmanlı’nınm Bektaşi tekkelerini kapatıp yerine Nakşi tekkelerini ikame etmesiyle tarikat tüm coğrafyada güç kazanmış ve bu yolla da Barzani gücünü bu tekke sayesinde elde etmişti.

Barzanilerin siyasi Kürtçülüğe soyunuşları, 1908/9’daki Şeyh 2’nci Abdusselam isyanıyla ortaya çıkmış gibi görünüyor ama bu isyanın çıkış şekli oldukça tartışmalı. Bu bir isyan mıdır, değil midir, olaylar net değil ancak Barzanilere karşı bir harekat yapıldığı kesin çünkü 1914’te Abdusselam Barzani yargılandı ve asıldı. 

Her ne kadar bu başkaldırışı Mesut Barzani bir Kürt hareketi olarak yorumlamış olsa da, bunun arkasında Seyit Abdulkadir, Baban ve Bedirhan beylerinin olduğu biliniyor. Dolayısyla Barzani bu olayda deyim yerindeyse ’tetikçi’ işlevi görüyor…

Ardından Birinci Dünya Harbi yaşandı. Barzan bölgesi İngiliz işgalindeydi. Şimdi olayları sırasıyla inceleyelim…

ŞEYH MAHMUD BERZENCİ

Bu bölgede İngilizlere karşı ilk direniş, 1918’de Şeyh Mahmud’la başladı. Bölgenin etkin isimlerinden Refik Hilmi Şeyh Mahmud’un İngilizlere karşı nasıl savaştığını başvuru kaynağı olsterin ‘Şeyh Mahmud Berzenci Hareketi’ isimli kitabında açıkladı. anlatmıştı. Ona göre bu savaşta Barzaniler yoktu.

Mesud Barzani ise siyasi Kürtçü hareketin tarihi olduğu iddasıyla kaleme aldığı ‘Barzaniler, Kürt Ulusal Özgürlük Hareketi’ adlı kitabında işte tam bu noktadan çıkış yapıyor ve kendini sözde peygamber ilan eden amcası Şeyh Ahmed Barzani’nin İngilizlere karşı Kürt aşiretlerini birleştirdiğini ve böylece ‘Kürt Ulusal Özgürlük Hareketi’ de başlatmış olduğunu söylüyor ama bu doğru değil.

Önce Barzani’yi dinleyelim, bakınız Barzaniler siyasi Kürt hareketine nasıl katılmış;

1919’da Şeyh Mahmud Berzenci İngiliz emperyalizmine karşı direnince, Şeyh Ahmed Barzani onu destekledi. Bahdinan(Şemdinli güneyi) bölgesindeki Kürt aşiret liderlerine ve şeyhlerine mektuplar yazarak onları Şeyh Mahmud’u desteklemeye çağırdı. Bunun yanında direnişe fiilen katılmak üzere birçok savaşçıyı da gönderdi. Bir grup savaşçıyı Mele(Molla) Mustafa Barzani komutasında Dolibav(Surçi bölgesi) yoluyla cepheye gönderdi”.

Balek(Revanduz kuzeyi) bölgesinden ayrıca bir grup daha gönderdi. Barzanilerin bu her iki savaşçı grubu da İngiliz işbirlikçileri tarafından kurulan pusularla karşılaştı. Bu çatışmalarda bir çoğu Süleymaniye’ye varamadan öldü. Barzani kuvvetleri Süleymaniye’ye vardığında ise, isyan bastırılmıştı. Şeyh Mahmud da Derbend-i Baziyan bölgesinde yaralı olarak İngilizlerin eline esir düşmüştü(1).’


GERÇEK BÖYLE DEĞİL

Yani Barzanilere göre, 1919’da Şeyh Mahmud Berzenci direnişine katılmakla siyasi tarihlerini de yazmaya başlamış görünüyorlar ancak Mesud’un bu girişgahı sözüm ona Kürt önderliğine hiç yakışmamış çünkü Barzani’nin sözünü ettiği ve Berzenci’nin yaralı esir düştüğü bu savaşa Barzaniler hiç katılmamıştı; geç kalmış, savaşa yetişememişlerdi. 

AŞİRETLER VAR BARZANİ YOK

Öte yanda, Şeyh Mahmud Berzenci liderliğinde İngilizlere karşı bölgedeki aşiretlerinin direniş gösterdiği biliniyor. Başta Hemevend Aşireti Reisi Kerim Fettah Bey, Pişdar Aşireti Reisi Abbas Mahmud Ağa ve Dızli Aşiret Reisi Mahmud Han’ın yer aldığı ve neredeyse bölgedeki tüm aşiretlerin de İngiliz karşıtı bu ittifaka katılmış olduğu da biliniyor. Ve tüm savaşlarda Barzanilerin olmadığı da Refik Hilmi’nin anılarından anlaşılıyor.

Sadece bu değil, Kuzey Irak’ta İngilizlere karşı kurulmuş olan milli ve yerel meclisler vardı; bunların da hiçbirinde Barzaniler yer almamış belki de kendilerine oturacak bir yer bulamamıştı. Yani 1919 yılındaki direnişlerde bir Barzani varlığı yoktu.

Öyleyse Mesud Barzani’nin sözünü ettiği bu olay neydi?

Şeyh Mahmud’un Haziran 1919’da Hindistan’a sürgün edilmesiyle, Süleymaniye ve Revanduz bölgesinde başlatılmış olan İngiliz karşıtı ayaklanmalar son bulmamıştı…

Amadiye bölgesinde Hacı Şana Ağa liderliğinde yeni bir ayaklanma başlatılmış, 15 Temmuz’da bölgedeki İngiliz yöneticisi Kaptan Willy ile polis müdürü Mc Donald’ı öldürülmüştü. Musul siyasi sorumlusu Lecmen’in karşı saldırısı ile Amadiye yeniden İngilizlerin eline geçmiş, ayaklanmacılar ise dağlık alanlara çekilmişlerdi.

İKİ İNGİLİZ SUBAYINI ÖLDÜRDÜLER

Barzanileri işgalci İngilizlerle karşı karşıya getiren asıl olay, işte bu iki İngiliz subayının öldürülmesi meselesiydi…

Mesud Barzani, kardeşi Muhammed Sıddık Barzani’nin de katıldığı müşterek bir suikastla iki İngiliz subayının öldürüldüğünü ve böylece Barzanilerin İngilizlere karşı direnişe filen katıldığını söylüyor ama bu da doğru değil.

Önce Mesud Barzani’nin bu konudaki ifadesine bakalım, ifadesi şöyle;

‘Ekim 1919’da, Musul Valisi Albay Phil, beraberinde Akre Valisi Yüzbaşı Scout(Refik Hilmi’nin anılarında yer alan Albay Skot) olmak üzere Sorçi, Zibar ve oradan da Barzan bölgelerini ziyaret etti. Gittiği yerlerde Şeyh Ahmed için tehditler savuruyor, onu cezalandırmaktan söz ediyordu. Çeşitli gerekçelerle Albay, aşiret liderlerinden ağır vergiler alıyordu. Barzan’a geldiğinde Şeyh Ahmed onu karşılamaya gitmedi. Bunun nedeni, Albay’ın ahmakça uygulamaları ve hiçbir haklı gerekçesi olmayan tehditleriydi. Albay böyle davranarak halkı ürküteceğini ve hakimiyetini pekiştireceğini düşünüyordu.


Bu esnada Zibar ve Surçi aşiret liderleri, Albay ve beraberindekilere Bira Kevira köyünün yakınlarında bir suikast düzenleme kararı almışlardı. Faris Ağa, akrabası Babekir Zibari’yi Barzan’a gönderdi ve Şeyh Ahmed’den planlarına katılmasını ve destek vermesini istedi. 

Şeyh Ahmed, sözlerinde durmaları ve bu tehlikeli eylemden sonra gelebilecek saldırılara karşı koymaya söz vermeleri şartıyla destek vereceğini belirtti. Çünkü böyle bir eylemden sonra İngilizlerin şiddetli tepki göstereceği kuşkusuzdu. Eyleme katılması için kardeşi Muhammed Sıddık Barzani’yi Bira Kevira köyüne gönderdi. 4 Kasım 1919’da, iyi planlanmış bir suikast sonucu Phil ve Scout öldürüldü(2)’ .

Yani Barzanilere göre iki İngiliz subayını öldürülerek siyasi Kürt hareketini başlatmışlardı; bunu söyleyen de Mesud Barzani’ydi. Olay buydu ama Barzani doğruyu söylemiyordu... 

ŞARK KURNAZLIĞI

Bu olayın canlı tanığı Refik Hilmi Mesud Barzani’yi yalanlıyor, iki İngiliz subayının öldürülmesi olayını bakınız nasıl açıklıyor;

‘Halk İngilizlerden intikam almak için fırsat bekliyordu. Licmen Musul’dan Bağdat’ın batısında bulunan Dılim şehrine geçince, onun yerine Kaptan Bill atandı. Bill, yardımcısı Skot’la birlikte Akra çevresindeki Kürtleri ziyaret etti. 4 Kasım’da, Fars Ağa’yı görmek için Zebar’a gittiler. O bölgede Zebari, Surçi ve Barzani aşiretleri bulunuyordu. Zebariler ile Barzaniler birbirilerine düşman oldukları için, Kaptan Bill’in Zebarileri ziyaret etmesi Barzanileri kuşkulandırdı. Barzaniler, Bill ve yardımcısını, Akra’ya dönerken yollarını kesip öldürdüler(3)” .

Refik Hilmi ile Barzani’nin bu olayda buluştuğu tek şey tarih; 4 Kasım yani olay günü, geri kalan her şey ise farklı.

BARZANİLER ZEBARİ AŞİRETİNE DÜŞMAN

Burada anlaşılan, Barzanilerin bir Kürt Ulusal Özgürlük Hareketi başlatmak amacıyla iki İngiliz’i öldürmediğidir. Aksine, İngilizlerin Zibari aşiretine yaptığı ziyaretten kuşkulandıkları için iki İngiliz subayını öldürmüşlerdir. Bu önemli çünkü Mesud Barzani olayları çarpıtıyor, gerçeği yazmak yerine Barzanileri siyasi Kürt hareketinin tarihsel lideri olduğuna kamuoyunu inandırmaya çalışıyor ama dayanağı yok…

Yine hep Mesud Barzani’nin ifadeleri üzerindeyiz, siyasi Kürt hareketinin neresinde olduklarını anlayabilmek için. Barzani’ye göre, İngilizlere karşı direnişleri şöyle başlamış;

“14 Kasım’da, bölgedeki aşiretler Akre şehrine saldırdılar ve şehri işgal ederek hazinesini ele geçirdiler. Ele geçirilen malların paylaşımı hususunda aşiretler arasında şiddetli ihtilaflar oldu. Bu durumdan etkilenen Şeyh Ahmed, bunun büyük bir tehlikenin işareti olduğunu fark etti. Vakit geçirmeden olaya el koymak gerekiyordu. Aşiret liderlerini toplayarak onlara şunu söyler; 

‘Akre hazinesi gibi cüzi bir para için birbirinize savaşırsanız, yarın Musul hazinesini ele geçirdiğinizde, ne yaparsınız acaba?’


Bunun üzerine Şeyh Ahmed Barzani aşiretine mensup savaşçılarla birlikte Barzan’a dönmeye karar vermiş ve Akre’yi terk etmiş. Diğer aşiretler de onu izleyerek, bölgelerine çekilmişler.

YİNE DOĞRU DEĞİL

Mesud’un anlattığı olay bu ama işin gerçeği yine bu değildi…

Şeyh Ahmed, iki İngiliz’in öldürülmesinden sonra Akra’ya saldırmış, takviye İngiliz kuvvetlerinin geldiğini görünce de kaçıp dağlara saklanmıştı. Barzanilerin Akra’ya saldırmaları da bir direnişi başlatmak için değil, suikast sonrası İngilizlerin olası bir karşı hareketini önlemek için yapılmıştı. Refik Hilmi bu olayları da açık açık anlatıyor;

‘Barzaniler, Bill ve yardımcısını, Akra’ya dönerken yollarını kesip öldürdüler. Ondan sonra Barzaniler 300 süvari ile Akra’ya saldırdılar ve Akra’dan İngilizleri çıkardılar. Bill’in öldürülmesinden sonra Nolder isminde bir İngiliz Musul’a siyasi yönetici oldu. Ondan sonra İngilizler, Akra’ya saldırmak için bir ordu hazırladı. Ama Kürt mücadelecileri, İngiliz ordusu Akra’ya varmadan önce, Akra’yı terk edip çevredeki dağlara çekildiler.’

BARZANİ İNGİLİZLERİN HIŞMINDAN KORKTUĞU İÇİN DİRENİŞE KATILDI

Bu noktada Barzanileri şöyle görebiliriz; iki İngiliz subayını öldürmekle mecburen direnişin içine girmek durumunda kalmışlardır.

Şeyh Mahmud Berzenci hareketinin hiçbir aşamasında görülmemiş olmaları bir yana, anlatılan tarihsel süreçte Barzanilerin sanıldığı gibi bölgenin büyük bir gücü olması zaten mümkün değildi. Olsalardı eğer, Kürdistan Yöneticiliği Şeyh Mahmud’a değil, Şeyh Ahmed Barzani’ye verilirdi.

ŞEYH BARZANİ ŞEYH TALABANİ SAHNEDE

Bu bölgedeki asıl güç öncelikle Berzenci, Herki, Gerdi, Surçi, Zibar, Hemavend, Piştar ve Dızli aşiretleridir. Barzani ve Talabanilerin Şeyh Mahmud’la sadece tarikat bağı vardır. Aralarındaki görülebilen ilk ilişki, Berzenci’nin Baha Efendi olayından sonra Süleymaniye’ye dönüşündeki karşılama töreninde yaşanmıştır;

‘Şeyh Mahmud’un Kerkük’e geleceği gün binlerce kişi, saatlerce Şeyh Mahmud’u karşılamak için bekledi. Şeyh Ali Talabani ve Şeyh Ahmed Barzani tekkeleri Şeyh Mahmud’un karşılama törenlerinin masraflarını üstlenmişti(4).’

Buradan da anlaşılacağı üzere Şeyh Mahmud Berzenci’nin İngilizlere karşı direnişinde bir Barzani ya da bir Talabani önderliği yoktur, zaten Şeyh Mahmud kendi başına bu direnişin lideridir. Ancak o da sonradan İngiliz oyunlarına düşecek, kendini Kürdistan Kralı ilan edecek ama iş açığa çıktığında İngilizler onu sürgüne gönderecektir.

SONUÇ

Doğu ve Güney Doğu Anadolu’da hala varlıklarını koruyan aşiretler ve ağalarıyla Barzani ailesi yan yana getirildiğinde, Barzanilerin aşiretsel bir gücünün olmadığı görülüyor. Yani Barzani diye bir aşiretin olmadığı açık. Barzani bir cemaat ailesi, gücünü de Halidi Nakşibendi tarikatından alıyor çünkü dedesi Şeyh Abdusselam Barzani tarikatın büyük halifelerinden biriydi.

Barzan ve civarındaki aşiretsiz köylüler bu tarikat ve tekke etrafında birleşince doğal olarak Barzaniler de bir tarikat gücü elde etmiş oldular, bölgede söz sahibi oldular.

Siyasi Kürt hareketine gelince…

Osmanlı tarihinde ayrılıkçı siyasi Kürt hareketini başlatanlar Bedirhanoğulları, Babanlar ve Seyit Abdulkadir ekibidir. İlk siyasi örgütleri de kuran onlardır. Beylikler Tanzimatla birlikte yıkılıp da yerini şeyhler şıhlar alınca, Halidi Nakşi şeyhi Seyit Abdulkadir bu siyaseti hareketin liderliğini üstlenmiştir, ama arka planda hep Bedirhanoğulları vardır.

Barzani bu sayılan ekibin sahadaki ayağıdır yani Kuzey Irak bölgesindeki temsilcisidir. Dolayısıyla kararlar bu sayın ekip tarafından alınmış Barzaniler tarafından uygulanmıştır.

Bununla birlikte Barzanilerin sahada oluşu, Halidi Nakşi tarikatının bölgedeki en güç kollarından biri oluşu, bu tarikatı da Osmanlı’nın desteklemesi sonuncunda Barzaniler siyasi Kürt hareketinin sahadaki temsilcisi konumuna yükseltilmiş ve etki alanı Doğu Anadolu bölgesine Tarikat eliyle yayılmıştır.

Bu tarikatın devlet içinde devlet gibi olan görüntüsü hafızalardan silinmeden Barzanilerin etkisiz hale getirilebileceği artık düşünülmemelidir.


Erdal Sarızeybek

Yararlanılan Kaynaklar:

1. Barzani, Barzaniler ve Kürt Ulusal Özgürlük Hareketi, s. 29.
2. Barzani, ‘Barzani ve Kürt Ulusal Özgürlük Hareketi’, Cilt I, s. 30.
3. Hilmi, ‘Anılar, Şeyh Mahmud Berzenci Hareketi’, s. 50.
4. Hilmi, ‘Anılar, Şeyh Mahmud Berzenci Hareketi’, s. 17.

Başvuru kitabı: Yanlış İttifak/ Destek yayınları.

Önerilen Videolar

Bunlar da İlginizi Çekebilir

Sevr'e çarpıcı mesaj!.. 'BÜYÜK SUİKAST' BOTAN EMİRİ BEDİRHAN BEY'İN PERDE ARKASI' 'ERDOĞAN BUNLARI BİLMİYOR MU' 'Nakşibendi Tarikatını KİM KURDU'

Bakmadan Geçme!

KAPAT
İşgal planı... 'SEVR NEDİR'