Ataları ‘Büyük Mesud’ olsa da, Barzanilerin soy geçmişi Taceddin’e dayanıyor…
Barzan’da bir tekke kurulmuş, Barzanilerin ilk şeyhi de Taceddin olmuştu.

KADİRİ TARİKATINDAN HALİDİ TARİKATINA

Taceddin tıpkı Berzenci ve Seyit Taha gibi Kadiri Tarikatı’nın bir üyesiydi. Kadiri şeyhliği oğlu Abdurrahman’la da sürdü. Yerine gelen oğlu Abdullah da, sonrasında gelen Abdusselam da hep aynı yolu izledi…

Bölgedeki aşiretsiz yoksul köylüler Şeyh Abdurrahman’ın etrafında toplandılar, Barzaniler de bu ‘biat eden’ bir mürit topluluğu ile yerel bir güç olarak ortaya çıktılar.

ŞEYH HALİD’İN HALİFESİ BARZANİ

Şeyh Abdusselam’ın Barzan ataları içerisinde seçkin bir yeri vardı; Büyük Şeyh Seyyid Taha’dan ders almış, Nehri’deki medreseye uzun süre devam etmişti. Taha’nın icazetiyle Barzan’da din ilimleri öğreten bir medrese açılmasına da önayak olmuştu. Ünü hızla yayılmıştı tıpkı Şeyh Halid gibi. Hatta Medreseyi ziyaret eden Mevlana Halid-i Bağdadi bu durumu görünce dayanamamış, ona icazet vererek Nakşibendi halifesi dahi yapmıştı.

Barzan medresesi artık sıradan bir tekke değil, Halid-i Nakşibendilerin Kuzey Irak’taki merkeziydi tıpkı Seyyid Taha’nın Nehri’deki medresesi gibi…

OSMANLI’YA İSYAN ETTİ, ASILDI

1872’de, Şeyh 1’nci Abdusselam vefat etti, yerine oğlu Muhammed geçti.
1903’de, Muhammed de hayatını kaybetti, geride beş oğul bıraktı; Abdusselam(2’nci), Ahmed, Muhammed Sıddık, Babo ve Mustafa. 

Ve derken beş kardeşin en büyüğü olduğu için Şeyh 2’nci Abdusselam, Barzanilerin reisi oldu. Şeyh, ilk siyasi Kürtçü isyanı başlatan kişiydi. Gerçi isyan bir telgrafla başlatılmıştı ama olsun, isyan isyandı ve bir karşılığı vardı; 1914’te yargılanmış ve asılmıştı...

OSMANLI TAHTINA GÖZDİKMİŞ BİR BARZANİ

Ardından Şeyh Ahmed geldi, Molla Mustafa’nın kardeşi, Mesud Barzani’nin amcası…
Nakşibendi Şeyhi Ahmed diğerine göre farklıydı; şarap içiyor, domuz eti yiyordu.
Bu özelliği Hollandalı sosyolog Martin Van Bruinessen’in de dikkati çekmişti, onu şöyle anlatıyordu;

‘Zibari ağalarıyla ve Bradost Şefi Şeyh Reşid Loran'la olan sürekli çatışmalarının yanı sıra, rakipleri onu domuz eti yiyip şarap içerek münafıklaşmakla suçluyorlardı. Kürtçülüğe ilgi duyan Fransız gazeteci Chris Kutscehera, Barzanileri geçmişten alıp, babası Muhammed’in yarı cahil ve kekeme olduğunu, ailesi tarafından ‘mehdi’ kabul edildiği söylüyordu. 

Babasının, Osmanlı Sultanlarının tahtına oturması dahi hayal edilen resimler içerisinde başköşede yeri bile vardı. Şeyh 2’nci Abdüsselam, Şeyh Ahmed ve Molla Mustafa Barzani'nin ‘tarih yapacak yetenekte’ olduklarını ileri sürmüştü(1).’

Şeyh Ahmed’in üstü açık resmi işte buydu ama bu resim ‘seçilmiş’ Molla Mustafa’ya uygun düşmüyordu; Şeyh Ahmed sözde reis olmalı, özde ise Molla Barzani aşiretinin yönetimini ele almalıydı…

Peki ama bu Molla nasıl lider olacaktı?

1919’DAN 1932’YE BARZANİLER KAYIP


Molla Mustafa’nın adı Birinci Dünya Harbi yıllarında hiç duyulmamıştı...
1907 isyanı bir yana, İngiliz işgalindeki Kuzey Irak’ta bütün yaptığı, 1919’da, iki İngiliz subayını öldürmek ve 1920’de devlet kurmak amacıyla topraklarına gelen Asurilerle çatışmak, hepsi buydu.

Şeyh Mahmud Berzenci hareketindeki rolleri zaten önemsizdi; Surçi, Hemevend, Herki, Gerdi, Bradost gibi güçlü aşiretler varken Barzanilerin sözü bile edilmezdi.
Ama ne olduysa olmuş, 1932’de Molla’yı lider yapmıştı Sıraç Bilgin…

Öte yanda Molla Mustafa’ya bu siyasi Kürtçülükte önde rol verilişinin hikayesi de bir garipti; siyasi Kürt hareketini yazanlar Molla Mustafa’yı 1919’daki Şeyh Mahmud Berzenci hareketi ile başlatıyor, bir sıçrayışta 1919’dan 1932’ye atlatıyorlardı. Arada geçen 13 yıl kayıptı; Molla Mustafa ve Barzaniler sanki tarih sahnesinden çekilmişlerdi…

MOLLA MUSTAFA DİNLENİYOR


Siyasi Kürtçülere göre Molla Mustafa bu arada kaybolan yıllarda dinleniyordu; bu yorgunluğu ta 1907’de başlayan büyük mücadeleden geliyordu. Bu büyük direniş yüzünden Barzan bir harabeye dönmüş, halk bitap düşmüş, toprakları çoraklaşmış, malları ve tüm geçim vasıtaları yok edilmişti.

Sıraç Bilgin, bu yorgunluk gerekçeleri saydıktan sonra ’Aşiret adeta bir çöküntüyü yaşıyordu, bunun için bir inziva hayatına ihtiyaçları vardı ve onlar da öyle yaptılar(2),’ diyor; Mesud Barzani de, ‘1931’e kadar İngilizler askeri operasyonlarını durdurdular, durum son derece sakindi(3)’ diyerek istirahata geçtiklerini doğruluyordu.

Peki işin aslı neydi?

BARZANİLER ÖNCE İNGİLİZLERLE ANLAŞTI

1923’te, Barznailer İngiliz işbirlikçisi küçük Seyit Taha ile anlaşmış; Süleymaniye direnişine katılan Özdemir Bey ve müfrezesinin Erbil-Şemdinli hattında yolunu keserek geçişlerine engel olmuşlardı. Onların yüzünden Özdemir Bey oldukça sarp dağlık bir bölgeyi yaya yürüyüşle aşmak zorunda kalmıştı.

CUMHURİYETE KARŞI İSYANLARDA BARZANİLER

1924’e geldiğimizde, Nesturi isyanını desteklemek için Bembo karakoluna saldırıyorlardı.
1925’te, Şeyh Abdullah Nehri’nin Şemdinli isyanında fiilen yer almışlardı.
1930’da, Hoybun örgütüne destek için Dağlıca(Oramar) saldırısını düzenlemekle kalmayıp, Hakkari bölgesini de karıştırıyorlardı.

1923-1930 arasında Ermeni-Süryani gibi etnik unsurlar Türkiye’ye karşı kullanıldığında, isyanlar çıkarıldığında, Barzaniler hep onların yanındaydı.
Bugün AKP siyasetince ‘Türkiye seninle gurur duyuyor’ şeklinde karşılanan Mesud Barzani, işte bu yüzden o yılları unutmuştu çünkü babası Molla Mustafa, İngilizler tarafından Türkiye’ye karşı kullanılmıştı; Barzaniler sadece silahlı bir ayaktı, fazlası değil…

Peki, 1932’de ne oldu?

1932’de Barzaniler yeniden ortaya çıkarken, Irak bağımsızlığına kavuşmuş ve Birleşmiş Milletler’e üye olmuştu. İngilizler artık Barzani’yi değil Arap siyasetini destekliyordu; Barzanilere artık ihtiyaçları yoktu.

Sovyet Rusya ise Ortadoğu coğrafyasına sarkıyordu ve bu kez kararlıydı; Ortadoğu’nun yeniden şekillenmesinde artık söz sahibi olacaktı.

Barzaniler bu İngiliz-Rus oyunlarını fark ettiğinde ise iş işten geçmişti; gökten başlarına İngiliz bombaları yağıyordu…

SONUÇ:

Barzaniler aşiret değil, bir cemaattir.
Bu cemaat ailesi tarihi boyunca Halidi Nakşibendi Tarikatının bir kolu olmuştır. Şeyh Abdusselam Barzani, Halidi Nakşibendi tarikatının Irak kuzeyindeki en önemli halifelerinden biridir. Bu nokta önemlidir çünkü Halidi Nakşibendi tarikatı Türkiye’de çok önemli siyasi ve ekonomik bir güce sahiptir.

Bu tarikat Erbakan ve Özal’dan bu yana Türk siyasetinde bir köprü başı tesis etmiş, tarikat müritleri içerisinden cumhurbaşkanları başbakanlar yetiştirilmiştir. Bugün Menzil adıyla ün yapmış Adıyaman’daki cemaat bu taikatın bir koludur.

Bugün Cübbeli Ahmet Hoca namıyla gündem oluşturanlar İsmailağa cemaatinden olup bu tarikatın bir koludur.

İskenderpaşa cemaati olarak bilenen Şeyh Kotku’nun etrafından birleşmiş siyasi, ekonomik ve sosyal kitleler bu tarikatın İstanbul’daki koludur.

Dolayısıyla bugün Mesud Barzani Türkiye’de baişkanlar gibi karşılanıyorsa eğer, bunun ardında tarikat iç,inde Barzan tekkesinin rolü aranabilir.


Erdal Sarızeybek

Yararlanılan Kaynaklar:
1. Ahmet Uçar, ‘Hahamların Torunu Barzaniler’, s. 21.
2. Sıraç Bilgin, ‘Barzani’, s. 29.
3. Barzani, ‘Barzani ve Kürt Ulusal Özgürlük Hareketi’, s. 31.

Başvuru kitabı: Yanlış İttifak/ Destek yayınları

'CÜBBELİ AHMET'İN HALİFESİ BAKIN KİMMİŞ'

Bakmadan Geçme!

KAPAT
'BAHÇELİ'Yİ HABUR'LA VURDULAR'