Cumhuriyet
2018-11-16 02:46:52 ( 259 izlenme )

'SARAY'DAKİ GİZLİ TARİKAT'

Tarikatın Saray’dan Çıkışı

Cumhuriyet, tarikat şeyhleri üzerinden masum halkın nasıl körü körüne isyana sürüklendiğini biliyordu… 1880 Şeyh Ubeydullah isyanından başlayıp 1930 Ağrı isyanına kadar uzanan süreçte hem Osmanlı'ya hem de Cumhuriyete isyan edenlerin başında tarikat şeyhlerinin yer almış olduğu da biliniyordu.

‘DİNİ SİYASETE ALET ETMEK SUÇ’

25 Şubat 1925'te, Hıyanet-i Vataniye Kanunu'na bir madde eklendi. Buna göre ‘dini ve mukaddesatı siyasi amaçlara esas ve alet etmek maksadıyla cemiyet kuranlar’ vatan haini sayılmıştı. Cezası da idamdı!

Yani Cumhuriyeti kuranlar ‘ halkımızın kutsal din duyguları üzerinden yapılan’ siyasetin hem ülke hem de milletin varlığı ve bekasında çok büyük bir tehlike olduğunu görmüşler, bu önlemek için işte bu kanun çıkarmışlardı. Yani o yıllarda ‘din üzerinden siyaset yapmak’ suçtu, cezası da idamdı!

TARİKAT SARAY’DAN ÇIKARILIYOR

Üstelik…
‘Din üzerinden siyaset yapmak için dini vakıf, dernek kurmak’ da ağır suçtu, hepsinin de cezası yine idamdı!

Şeyh Said isyanı sonrası… 30 Kasım 1925’te, tekke, zaviyeler ve türbeler kapatıldı. Kanun şuydu:

“Bütün tarikatlar, şeyhlik, dervişlik, müritlik, dedelik, seyyidlik, çelebilik, babalık, emirlik, naiblik, halifelik, falcılık, büyücülük, üfürükçülük ve kayıptan haber vermek ve murada kavuşturmak maksadıyla nüshacılık gibi unvan ve sıfatların kullanılması ve bu unvan ve sıfatlara ait hizmet ve kisve giyilmesi yasaktır... Bütün türbeler kapatılmış, türbedarlıklar kaldırılmıştır.”

Kanundan amaç, tarikat şeyhlerinin halk üzerindeki nüfuz ve otoritesini kırmaktı, körü körüne devlete karşı isyana sürüklenmelerinin önüne geçmekti.

ÖZAL HIYANETİ VATANİYE KANUNU'NU KALDIRDI

1991 yılında Cumhurbaşkanı Özal, Cumhuriyet'in ilk kanunlarından biri olan 'Hıyaneti Vataniye Kanunu'nu kaldırdı, yerine terörle Mücadele Yasası çıkarıldı. Ama bu yeni yasada 'din üzerinden siyaset yapmak ve halkı örgütlemek suçları' yer almadı. Yani artık suç değil!

TARİKAT YAŞIYOR MU?

Şimdi yıl 2016:
Bakınız AKP’li Bakan Bekir Bozdağ ne diyor: ‘Tekke ve zaviyeler kapatıldı ama tarikatlar yok olmadı’. Bozdağ’ın açıklaması aynen şöyle:

“Türkiye’de tarikatların yasaklanmasıyla tekkeler ve zaviyelerin kapanmasıyla tarikatlar yok olmadı, dergahlar bitmedi, zikirler ve ayinler devam etti. Hiçbiri yok olmadı hepsi varlığını devam ettiriyor.“

HDP AKP’Yİ TARİKAT CEPHESİNDE DESTEKLİYOR

İlginçtir, bu açıklamadan birkaç yıl sonra PKK terör örgütünün siyasi uzantısı HDP de Bozdağ ile aynı dili konuşacak, üstelik tekkelerin geri açılmasını yani bu devrim kanunun kaldırılması için Meclis’e teklif dahi götürecektir. İşte o teklif:

“ HDP İzmir Milletvekili Müslüm Doğan, tekke ve zaviyelerin kapatılmasıyla ilgili yasanın yürürlükten kaldırılması için kanun teklifi verdi. Daha önce de HDP’li vekil Altan Tan, tekke ve zaviyelerle ilgili yasakların kaldırılması durumunda ‘Nakşibendilik, Kadirilik, Halvetilik, Uşşakilik, Cerrahilik, Şabanilik, Sa’dilik gibi Sünni tarikatların’ dini değerlerini özgürce yaşayacaklarını savunarak, tekke ve zaviyelerle ilgili kanunun kaldırılmasını istedi(1).

Yani HDP, deyim yerindeyse, Tarikatın İstanbul üssü olan Gümüşhanevi ve diğer tüm tekkelerin açılmasını, tarikat şeyhlerinin de eski pozisyonlarına geri gelmesini istiyordu.
Bekir Bozdağ da doğru söylemişti: Tarikat Saray’dan çıkarılmış ama yok olmamış, yaşıyordu.

TARİKATA YENİ YELKEN


Türkiye tam da bunlar konuşurken, Erbakan’ın Milli Görüş siyasetini parçalayıp AKP’ye yönlendiren Numan Kurtulmuş, 1 Ekim 2016’da kamuoyuna şu açıklamayı yapıyordu:

‘DERGAHLAR MEDRESELER YENİDEN İNŞA EDİLMELİ’

“Eğer camilerimiz tam manasıyla bütün ümmeti toplama yeri olsaydı, insanları çeken bir yer olsaydı, birtakım insanları toplamak için FETÖ benzeri sahte örgütlere ihtiyaç kalmayacaktı.

Herkese açık olan bu müesseselerimiz bu fonksiyonlarını görmezse, bir takım gizli örgütler, bir takım din adına kapalı örgütler ortaya çıkıyor ve ümmetin çoğunluğundan farklı olarak gizli birtakım yapılanmalar ortaya koyuyor. Bunu önlemenin yolu, kapısı herkese açık camileri, kapısı herkese açık olan dergâhları, kapısı herkese açık olan medreseleri yeniden inşa etmektir(2)."


ÜNLÜ İSİMLER

Bu Numan Kurtulmuş, İstanbul’daki Mustafa İsmet Efendi tekkesinde yetişen Emin Saraç’ın o yıllarda yetiştirdiği yüzlerce öğrenciden biri olan Numan Kurtulmuş idi. Kendisi ile birlikte yetişen ünlü hocalardan bazıları da şunlardı:

‘Osman Nuri Topbaş, Prof. Dr. Cevat Aşin, Prof. Dr. Osman Öztürk, Prof. Dr. Kemal Sandıkçı, Prof. Dr. Ahmet Turan Arslan, Prof. Dr. Mehmet Bulut, Prof. Dr. Mustafa Avcı, Prof. Dr. İbrahim Hatipoğlu, Doç. Dr. Seyyid Bahçıvan, Yrdc. Doç. Dr. Halil İbrahim Kutlay, Yrd. Doç. Dr. Abdullah Özcan, Dr. Ahmet Efe, Dr. Salim Sancaklı, Dr. Muhammed Beyler(3)…

TARİKAT YER ALTINA İNİYOR

1925 yılında Gümüşhanevi Dergahı kapatılmıştı. Ama Tarikat faaliyetlerini gizli ve çok dar bir alanda yürütüyordu. Tarikat şeyhleri önce evlerde, daha sonra kurdukları dernek ve vakıf merkezlerinde sohbet toplantıları düzenleyerek faaliyetlerini sürdürdüler.

Ardından, Doğu ve Güneydoğu Anadolu bölgesinde resmi medresede okutulan ilimleri kendi özel medreselerinde okutmaya başladılar. Buralarda yetiştirdikleri öğrencilerini de Türkiye’nin çeşitli yerlerinde müftü, vaiz ve imam olarak gönderdiler(4).

Dergaha girmek isteyenler de artık öyle eskisi gibi inceden inceye araştırılıp soruşturulmaz olmuştu…

TARİKATTA SİYASİLER YETİŞTİRİLİYOR

Necmettin Erbakan gibi birkaç üniversiteli işte böyle bir ortamda Gümüşhanevi Dergahına girecektir. Şeyhleri Abduzaziz Bekkine vefat edince de yeni şeyhleri Mehmed Zahid Kotku’ya bağlanacaklardır. Şeyh Bekkine, çevresinde oluşan üniversite hocaları ve öğrencilerinin yanı sıra geniş bir mürit kitlesi Şeyh Kotku’ya miras bırakacaktır.

Bu üniversite çevresi, Kotku’nun İskender Paşa Camii’nde Cuma namazı ve Pazar ikindi namazı sonrası derslerini sürdürdüğü caminin avlusundaki evinin ikinci katında girişte sağdaki odada toplantılara katılacak ve nihayetinde küresel Üst Akıl’ın ‘Yeni Türkiye’ siyasetini uygulayacak kadroları seçecek ve yetiştirecektir(5)…

Başa dönersek…
Bekir Bozdağ gerçekten doğru söylüyordu; Tarikat yaşıyordu üstelik sadece halk, cami ve evlerde değildi, cumhuriyet üniversitelerine de girmişti…

Erdal Sarızeybek

Yararlanılan Kaynaklar:
1. Oda Tv, 25 Mayıs 2016
2. Yeniçağ Gazetesi, 01 Ekim 2016.
3. Soner Yalçın, Kayıp Sicil/Erdoğan’ın Çalınan Dosyası, s. 109, Kırmızı Kedi Yayınları, 2014.
4. Süleyman Uludağ, Halidiyye, TDV İslam Ansiklopedisi, s. 296-299, cilt: 15, Yıl: 1997.
5. Soner Yalçın, Hangi Erbakan, s. 47, SU Yayınları, 1999.

Başvuru kitabı: Erdal Sarızeybek, 'Saray'daki Gizli Tarikat' Destek Yayınları.

Önerilen Videolar

Bunlar da İlginizi Çekebilir

'ÇÖZÜM SÜRECİ'... Irak'ta bakın nasıl başlamış... 'İŞTE ATATÜRK'ÜN ÇÖZÜMÜ' 'TARİHTE İHSAN NURİ VAKASI' İlginç mesaj!.. 'DERİN İLİŞKİLERİMİZ VAR'

Bakmadan Geçme!

KAPAT
'MAHABAD DEVLETİNİ KİM KURDU'