Ağalar beyler mirler... 'DOĞU'DA FEODAL YAPI'

175 izlenme2018-11-16 02:40:50
Reklamlar
Erdal Sarızeybek anlatıyor:

DOĞU ANADOLU’DA 500 YILLIK FEODAL AĞALIK

Türkiye’nin bugün karşı karşıya bulunduğu Kürt Sorunu olarak adlandırılan süreç, Şah ile Sultan arasında geçen Çaldıran Savaşı ile kendine bir temel bulmuş…

Irak kuzeyinde yaşayan ve ayrı bir Kürt devleti siyasetiyle Türkiye’yi ağır bir tehdit altında düşüren Barzanilerin, bugün sahip olduğu siyasi ve askeri gücün kaynağı da, yine bu savaşın sonuçlarında görülüyor.

Çaldıran; bu bölgedeki Kürt aşiretlerinin siyasi, ekonomik, sosyal ve idari yapıda bir güç olarak ortaya çıkışlarının kod adı olarak tarihe yazılmış. Bu güç, birkaç yüzyıl içerisinde kendine öylesi bir yapı kurmuş ki, Türkiye hȃlȃ bu yapı üzerine inşa edilmekte olan ayrılıkçı Kürt siyasetini etkisizleştiremiyor, bunun için hȃlȃ uğraşıyor.

NEDİR BU FEODAL AĞALIK?

Anadolu’da inşa edilen bu aşiret yapısını görebilmek için, Çaldıran öncesinde -savaşın nedenleri bir yana- bu bölgede yaşayan grupların etnik ve mezhep farklılıklarına bakılmasını şart koşuyor.

1071 Türk-Bizans Savaşı öncesi ve sonrası, İran’dan gelen Türk boyları bu bölgeye yerleşmiş.Hakim güç Alevi Türkmenler, bölgenin yönetim erki onlarda. Bölgede, aynı zamanda aşiret halinde yaşayan Sünni Kürtler de bulunuyor. Başka farklı grupların varlığı da söylenebilir, ancak tarihi yapan güç olmadıkları için onlar konumuz dışı.

Bölgenin batısında Sünni Osmanlı, doğusunda ise Safevi Devleti’ni kuran Aleviler egemenlik kurmuş. Bu iki Türk devleti, küresel güç olmak için hakimiyet alanını genişletmek düşüncesiyle yola çıkmış. Özellikle Şah İsmail liderliğindeki Alevi Türkmenler Doğu Anadolu bölgesine hızla yayılmış.

Yavuz Sultan Selim liderliğindeki Osmanlı Devleti ise batıdaki hakimiyetine, doğudaki bu gelişmeleri bir gölge gibi görmüş. Safevilerin bu etkinliğinden Osmanlı rahatsız. Nihayetinde, “Güç ol, bu güce gölge olmasın” düşünceleri, iki Türk beyini karşı karşıya getirmiş, yıl 1514…

AŞİRETLER ADINA ARABULUCU İDRİS-İ BİTLİSİ

Osmanlı öncesi, bölgede hakim güç Türkmenlerdir. Diğer Türkmen aşiretleri arasında yaşayan Sünni aşiretler, hakim güç olan Şah İsmail’in Safevi Devleti idaresi altındadır. Osmanlı ile siyasi gerginliğin baş göstermesi, Şah İsmail’e karşıt aşiretler için yeni bir seçenek ortaya çıkarır. “Osmanlılarla bir olup mevcut yönetime karşı koyma” eğilimine yola açar. Bu eğilim giderek güçlenir ve Osmanlı-Aşiretler arasında siyasi bir ittifaka dönüşür.

Arabuluculuk yapan Bitlisli İdris’tir. Kendisi, başkenti Diyarbakır olan Akkoyunlu Hükümdarı Yakub’un sarayında danışmanlık yapmıştır. Bu devletin yıkılmasından sonra Safevilerle anlaşamamış, Osmanlı tarafına geçmiştir.

Şah İsmail’e karşı savaş açma düşüncesinde olan Osmanlı, bölgedeki bu aşiretlerin desteğini aldıktan sonra harekete geçer, Edirne’den yola çıkarak Şah İsmail’in orduları üzerine yürür. Türkiye’yi, bugünkü adıyla “Kürt sorunu” ile karşı karşıya getiren ilk olay böyle, Osmanlı’nın Safevilere karşı yerel aşiretlerle işbirliğine gitmesiyle başlar.

MEZHEP FARKLILIKLARI ÜZERİNDEN SAVAŞ BUGÜN DE YAŞANIYOR

Osmanlı’nın yaptığı bu ittifak, mezhep farklıkları üzerine inşa edilir. Ayrışma derinleştirilir, karşı iki kutup ortaya çıkarılır. Bu kutuplar eliyle, Çaldıran Savaşı öncesi ve sonrasında, önce kışkırtmaya, derken bir katliama dönüştürülür; binlerce Türkmen sadece Alevi olduğu için hayatını kaybeder.

Mezhep farklılıkları üzerinden yürütülen bu siyaset, küresel güçlerin sonraki yüzyıllarda izleyeceği Osmanlı’yı parçalama stratejisinde belirleyici bir şekil alacaktır, ancak, o yıllarda ne Şah ne de Sultan bunun farkında olacaktır.

Bu sözler, o devirde yazılmış olsaydı, herkes gülüp geçecektir. Özellikle, günümüz Barzan coğrafyasında yaşanan etnik ve mezhep savaşları bu tespitimizi doğruluyor. Sünni mezhebe dayalı ayrılıkçı Kürt hareketini yürüten Barzani, bu ayrışmadan istifade ile teo-stratejik bir güç kazanıyor; Irak, “Kürt-Arap, Şii-Sünni” temelinde parçalanıyor, aynı coğrafyanın sakini Barzani ise yükselişini sürdürüyor…

DİN ÜZERİNDEN HALKI KIŞKIRTMAK BUGÜN DE YAŞANIYOR

Din istismarı Türk tarihinde görülen ne ilk ne son olaydır. Bunun bir başka örneği de Şeyh Sait’tir...

1925’te, Anadolu’da ayrı bir devlet siyasetiyle isyan eden Şeyh Sait, cumhuriyet ordularına karşı Müslüman masum halkın desteğini alabilmek için, din üzerinden kışkırtıcılık yapmaktan hiç geri durmamıştır. Hatta Şerif Hüseyin’den bir adım daha ileri gitmiş, halkı cumhuriyet ordularına karşı savaşa çağırmıştır;

'İSLAMI KURTARIN'

‘...Zaptedeceğiniz Türk topları, Türk tüfenkleri, Türk mühimmatı, size káfidir. Rehberiniz Muhammed, yardımcınız Allah’tır. Kuvvetiniz, hükümet kuvvetinin kat kat üstündedir. Cesaretiniz ve yiğitliğiniz, bütün dünyada bilinmektedir. Gafletten kurtulun, elele vererek mukaddesatınızı kurtarın, ...kurtaracağınız İslámi mukaddesat ve milli haklar ile peygamberin ruhunu ve ...dedelerinizin ruhlarını şádedecek, onların soyundan gelmiş olduğunuzu isbat etmiş olacaksınız…’

1514 ÇALDIRAN SAVAŞI

Çaldıran’da iki taraf da çok kayıp verir. Şah’ın ordusundan on dört Han, Sultan’ın ordusundan da on Sancak Beyi hayatını kaybeder. Şah İsmail yaralanmıştır, hemen geri çekilmeye başlar. Başkenti Tebriz’e vardığında konaklamaz, daha da geride olan Dergezin’e doğru çekilir.

Yavuz Sultan Selim ise, zaferinin ertesi günü Tebriz’e yürür ve on üç gün sonra burayı ele geçirir. Tebriz’den sonra Kars’a doğru ilerleyen Osmanlı orduları, sırasıyla Erzurum, Erzincan, Karahisar, Canik, Trabzon illerini de hakimiyeti altına alır, nihayetinde Amasya’ya geri döner.

FEODAL AĞALIĞIN TEMELİ BÖYLE ATILDI

Yavuz Sultan Selim, Şah İsmail’in ordularını yendikten sonra, İdris-i Bitlisi aracılığıyla Kürt beyleriyle şu anlaşmaya varır:

‘BABADAN OĞULA GEÇEN FEODAL AĞALIK’

“Kürt beyleri bağımsız olacak; Beyliklerde yönetim, Sultan’ın onayından geçmek şartıyla, Kürt geleneklerine göre soydan geçecek; Kürtler, Osmanlı yanında savaşa katılacak, Osmanlılar da Kürtleri olası bir saldırıya karşı savunacak; Kürtler, geleneksel Halifelik Hediyesi’ni ödemekle yükümlü olacak; Kürt beylikleri, Sultan ile birlikte savaşa katılmak zorunda olmalarına rağmen sınırlarını genişletemeyecekler”.

Bu anlaşmaya göre ‘Kürdistan’ diye sıkça vurgulanan Anadolu’nun doğusu üç yönetim şekline ayrılır. Hükümetler, Yurtluk-Ocaklık ve Sancaklar kurulur. Artık Doğu Anadolu’da yeni bir yönetim şekli hayata geçmektedir; Mirler, Emirler, Ağalar, Beyler...

BU ÖZERKLİK DEĞİL DEVRİN BİR İDARE SİSTEMİ

Ayrılıkçı Kürt siyaseti düşünürleri, bugün çözüm olarak gösterdikleri özerklik fikrine dayanak olarak, Çaldıran sonrası bölgede kurulan bu feodal yapıyı işaret ediyor. Ancak, bu çözümde “her olayın kendi tarihsel dönemi içerisinde değerlendirmek” düşüncesi dikkate alınmıyor. Tersine, Çaldıran koşulları ile günümüz arasında doğrudan bir ilişki kuruluyor.

İşte 1514’te Çaldıran’da olan biten feodal ağalık ve mezhep kışkırtmacılığı açısından böyledir.
Şah İsmail’e karşı Yavuz Sultan Seliam yanında savaşan aşiretler ödüllendirilmiş ve Doğu ve Güneydoğu Anadolu’da feodal aşiret ağalıkları kurulmuştur.

Tarihin cilvesi odur ki, Türkmenlere karşı Yavuz Sultan Selim yanında savaştıkları için ödüllendirilen bu aşiretler, Osmanlı güç ve toprak kaybına uğradığında, Osmanlı’ya ilk isyan eden de yine onlar olacaktır; Baban, Bedirhan ve Soran aşiret ağaları…

1514’te kurulan bu feodal yapı hala hüküm sürmektedir…

Erdal Sarızeybek

Önerilen Videolar

Bunlar da İlginizi Çekebilir

'İKİ ÖRGÜT ARASINDA İNANILMAZ BAĞ' 'Orhan Miroğlu HANGİ PARTİDEN' Tarihi kanıt!.. 'Erdoğan ve İlker Başbuğ neden yan yana geldi' Miroğlu'ndan şaşırtıcı çıkış!.. 'PEKEKE AÇILIMI'

Bakmadan Geçme!

KAPAT
'Orhan Miroğlu HANGİ PARTİDEN'