Şemdinli demek Türkiye’nin kalbi, demek ama ancak bunu kalbi çarpanlar bilir, bir de anlatılanları can kulağıyla dinleyenler.

Şemdinli, Hakkari’nin bir ilçesi. Tek giriş yolu var Yüksekova’dan gelen, başka yolu da yok, bir yanı Irak bir yanı İran. Yani çıkmaz bir sokak; kuzeye bakıp sağdan giderseniz İran’a, soldan Şemdinli Çayını takip ederseniz Barzani’nin Irak’ına ulaşırsınız.

Şemdinli’de bir yakın dağ vardır bir de uzak dağ: Yakın olanı Efkar, uzak dağ ise Mezargediği’dir. Yakın dediğimiz en yakın olanı, hemen hudut taburunun karşısı ve de Şemdinli’ye batıdan gölgesi düşen dağdır; Efkar.

ŞEMDİNLİ NEDİR

PKK’lı teröristlerin ‘84’te ilk baskını gerçekleştirdikleri ilçemizdir burası. Abdullah Öcalan’ın : ‘’Eruh ve Şemdinli ilçelerine baskın düzenleyen birliklerimiz Kuzey Irak’ta KDP’nin kontrolündeki bölgede hazırlanmıştır. Bu kamp Lolan kampıdır. Bu dönemde biz KDP lideri Barzani ile irtibat halindeydik.’’, sözleriyle anlattığı Şemdinli.

Bu baskın için siz; ‘’İşte terör bu, çözülmesi güç bir kördüğüm’’, diyorsanız eğer, dört şeye dikkat etmeniz gerekiyor; yıllar, yerler, olaylar ve kişiler; o yılların kördüğümünü teşkil eden dört ipucu işte bu: Yıl 1984, yer Lolan, olay Şemdinli baskını, kişiler Özal, Öcalan ve Barzani.

Yıl 1984…
Öcalan ‘79’da Suriye’ye kaçmış, terörist toplama ve eğitim kampları kurmuş, 12 Eylül harekâtı olmuş, Özal Başbakan seçilmiş ve Barzani PKK ile anlaşmış ama bizim haberimiz yok; kim kime ve neye hizmet etmiş, bilmiyoruz. Bir müdahalemiz yok; Suriye rahat, Öcalan rahat, Barzani rahat, Özal rahat, teröristler rahat ama şehit olan biz, acı çeken biz ve biz rahat değiliz.

Kişiler…
Özal, Başbakanımız, bizim başbakan. Bir yanım Kürt, diyen, PKK’yı üç beş çapulcu olarak niteleyip milli güçleri seferber etmeyen Özal. 

Barzani…
Kuzey Irak Kürt Yönetimi lideri, bugünün Barzani’si, PKK ile anlaşan ve ona Irak’ta yer ve kamp tahsis eden Barzani, kırmızı pasaport verdiğimiz Barzani. Öcalan ise bizim Öcalan, katil robotların başı, o yıllarda Suriye’de idi, şimdi ise İmralı’da PKK’yı yönetiyor.

Yer Lolan…
Şemdinli güneyi, Hakurke’nin yanı başı, sınırlarımıza uzaklığı beş saatlik bir yaya yürüyüş mesafesi. Çayı ile meşhur, ünlü Lolan Çayı, köprüsü ile meşhur, Lolan köprüsü; dağlık, yeşillik ve sulak bir arazi. Ülkemize en yakın yolu Hakurke, Ari ve Gasto’dan geçiyor. Sola yani batıya uzantısı Gelyaraş ve Kanyaraş; hayat vadisini, Erbil ve Diana yolunu kontrol altına alıyor, tıpkı bugünkü gibi. Burada eğitim yapmış teröristler, burada yetiştirilmiş ve gelip Şemdinli baskınını yapmışlar ama haberimiz olmamış.

BİZ BİLMİYORDUK

Lolan önemli bir arazi parçası teröristler için. Aradan yıllar geçecek, Lolan, Hakurk ve Durjan ile birleşecek, Barzani himayesinde ana terörist kampı olacak, ülkemizdeki cinayetleri buradan yönetecek ve yönlendirecek ama kim nereden bilecek ki bunu!

KİMSE SÖYLEMEDİ

1992’de para, silah, yiyecek ve giyecek verdiğimiz Barzani’nin PKK ile savaşmak yerine daha 1984’te PKK ile anlaşmış olduğunu kim nerden bilecek! Daha bugün Barzani açıklama yapmadı mı; ‘’PKK terör örgütü değildir, Türkiye’nin siyasi sorunudur, PKK ile savaşmayız’’, demedi mi?

30 YIL GEÇMİŞ HALA BARZANİ

Bizimkiler ise hâlâ diyalog arayışında Barzani ile, Talabani ile. Ne için? PKK ile mücadele edilecekmiş! Bizi yönetenler, unutmayınız ki, yönetenlerin de sorumluluğu vardır Türk milletine karşı. Siz hâlâ Barzani demek; PKK demektir göremediniz ha! Diyalogla çözeceksiniz bu PKK’yı ha! Hem de Barzani ile! Siz ihanet nedir, bilir misiniz? 

TÜRKİYE CUMHURİYETİ DEVLETİNE SALDIRMA CÜRETİNİ NERDEN BULDULAR

1984 Şemdinli baskını bu, basit bir olay değil, kolay değil, cesaret ister. Bu cesareti nereden buldular? Bizden buldular bizden; mülayim, sabırlı, etliye sütlüye karışmayan bizden. Öcalan yıllar boyu Suriye’de yaşarken karışanı mı oldu sanki?

‘91 Körfez harekâtıyla Saddam ile anlaşıp silahlanırken, Irak kuzeyindeki tüm yerleşim birimlerini birer terörist kampı haline getirirken karışanı görüşeni oldu mu hiç? 2003 Körfez harekâtında açık açık Kandil’den tüm dünyaya mesaj verirken, üzerlerinde Amerikan silahları ele geçerken, Barzani, Talabani ve Amerika’nın desteğini alırken, tüm bunlardan cesaret alıp da Türk milletine kafa tutarken karışanı oldu mu hiç?

Şemdinli baskını bizim ünlü tarihin tozlu sayfalarına kaldırıldı, unuttuk, neredeyse bu baskını yapanlardan biri olan eski terörist Seferi Yılmaz’ı bile ayıp olmasın diye Gazi Paşa’nın Yüce Meclisine taşıyacaktık biz, hem de omuzlarımızda.

YAŞANILANLARI UNUTUYORUZ

Unutkan olduk inanın unutkan; tarihimizi, şehitlerimizi, PKK’nın köylerimizi yakıp yıktığı günleri, ona destek verenleri hep unuttuk. Hâlâ etrafımıza gülücükler dağıtıp dostluk mesajları veriyoruz, yıllarca PKK’yı besleyip büyüten Suriye’ye futbol takımı gönderip dostluk maçları bile yapıyoruz. Ne oluyor bize? Hiç soran çıkmayacak mı içimizden; madem böyle yapacaktınız, neden bunları bize yaşattınız, diye?


Irak kuzeyinde ne olup bittiğinden yıllarca haberimiz olmadı bizim, inanın olmadı. Bu istihbarat örgütleri ne yapar, onları da anlamak güç. Hatırlıyorum da bir MİT Raporu yayınlanmıştı, yayınlanmıştı da, kimin eli kimin cebinde onları anlatıyordu bize bu rapor.

Peki, milli varlığımızla düşman olanları kim takip edecek; hangi arazide, kimlerle kimin ne yaptığını kim takip edecek, ellerindeki silahları nasıl ve nereden temin ettiklerini kim takip edecek?

Biz o yıllarda kimseyi göremedik. Hâl böyle olunca, gece yarısı aniden uyandırdılar bizi, dediler ki; Şemdinli ilçemiz teröristlerce basılmış! Kim basmış? Kimi diyor eşkıya, kimi diyor hain, kimi diyor haydut, kimin ilçeye baskın yaptığı yolunda dahi bir haberimiz yok! Nereden geldiklerini bile bilmiyoruz.

İnsan tarihten ders alır, insan önüne gelen raporları, ifadeleri bir okur, hiçbir şey bilmeseniz dahi Öcalan’ın ifadesi alır, onu okur da geçmişte ne olmuş, nasıl olmuş öğrenir, öğrenir de gelecek için bir tedbir alırsınız. Ama bunu yapacak adam nerede!

ÖCALAN DAVASI BİR TUZAK

Hani arşivleri örgütün? Yok.
Hani para kasası örgütün? Yok.
Hani eylem planları, raporları, eleman sicilleri, yurt dışı bağlantılarını gösterir deliller?

Öcalan’ın ifadesini okusanız inanın gülersiniz. Bildiğimiz şeylerin hepsi tek tek yazılmış; örgütün kuruluş felsefesi, stratejisi, taktikleri, eylemleri, kampları, hepsini bir güzel yazmışlar.

Bunlar bildiklerimiz, peki ya bilmediklerimiz? Onlardan eser yok, nasıl bir ifade bu? Kaçakçılık organizasyonu hâlâ bir muamma; iç ve dış bağlantılar, kuryeler, kasalar, aracılar, onlar yok!

ALDATILMAKSA BU, HEPİMİZ ALDATILDIK

Bu konular açılınca yüreğim yanıyor, kendimi safmışım gibi hissediyor ve bu hisse kapılınca da kendime kızıyorum. Kızdıkça da yazayım istiyorum, o zaman da asıl konudan uzaklaşıyorum, anlatmak istediklerim biraz birbirine karışıyor. Karışınca da kitabın ana fikri kayboluyor, ben de satırlar arasında kaybolup gidiyorum. Sakinleşmeliyim. Sakin sakin size anlatmalıyım.

ŞEMDİNLİ KALBİMİZ

Dönelim şu ünlü Şemdinli’ye. Nasıl geldiler, nereden geçtiler, nereden döndüler? Üç yol var Lolan’dan Şemdinli’ye ulaşan; Hakurke’yi geçip Zagros’a çıkar, Mezargediği, Tanyolu ve Hazne üzerinden Şemdinli’ye ulaşırsınız. Ama bu yol riskli, yerleşim yeri çok, görülebilirsiniz.


İkinci yol; Hakurke’yi geçer, Ari’yi aşar, Hacıbey’den atlar, Gasto ve Karadağlar üzerinden Şemdinli’ye gelirsiniz. Bu da zor; uzun zaman alır, görülme tehlikesi var.
Üçüncü yol; Lolan’dan Hayat vadisine çıkar, arabayla Hacıbey’e kadar gelir, Horyürek cephesinden Ortaklar’a çıkar, gece bu, kimse göremez sizi, yolu takip eder ve Şemdinli’ye sağ ve de salim varırsınız. İşte bu yolu seçtiler, geldiler Şemdinli’ye, devlete kafa tuttular ve aynı yoldan Lolan’a döndüler.


Peki, biz ne yaptık?

Lolan’ı teröristlere cehennem yapacağımız yerde, subaylarımızı gerekli tedbirleri almadıkları iddiasıyla emekli ettik. Tıpkı ‘93 Bingöl katliamında emekli ettiklerimiz gibi. Ama kimsenin aklına gelmedi sormak; bu istihbarat örgütlerimiz ne yapar, nasıl olur da bilemezler teröristi, yerini, yurdunu, sayı ve silahlarını?

BİZ GERÇEĞİ ŞEHİTLERİMİZİN SAYESİNDE ÖĞRENDİK

92’de de sormadık bu istihbaratın başındakilere, demedik ki; nasıl olur da Şemdinli üç koldan kuşatılır binlerce terörist tarafından ama sizin haberiniz olmaz! Sormadık bu soruları ilgili ve yetkililere, cevap da alamadık, bir gözümüz bağlı, diğer gözümüz gelecekten umutlu Şemdinli’ye geldik. Bakın ve görün nasıl mücadele ettik biz terörle, teröristle ve de yandaşlarıyla, bir şey bilmeden, hep yaşayarak, görerek ve şehit olarak.

'EFKAR TEPESİ'Nİ BİLİR MİSİNİZ'

Bakmadan Geçme!

KAPAT
İsrail'in kilit coğrafyası... 'BARZAN'