Şimdi yıl 2016..

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Suudi Arabistan Kralı Selman Bin Abdulaziz'i resmi törenle karşıladı. Kral Selman'ı Cumhurbaşkanlığı Külliyesi'nin önündeki caddede karşılayan süvariler, konuk krala protokol kapısına kadar eşlik etti.

SUUDİ KRALA 21 PARE TOP ATIŞI

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Kral Selman'ı Cumhurbaşkanlığı Külliyesi'nin ana giriş kapısında karşıladı. Erdoğan ve Kral Selman'ın tören alanındaki yerlerini almasının ardından, 21 pare top atışı eşliğinde iki ülkenin milli marşları çalındı. Kral Selman, Muhafız Alayı Tören Kıtası'nı, Arapça selamladı. Törende, tarihte kurulan 16 Türk devletini temsil eden bayraklar ve askerler de yer aldı( Kaynak: A Haber, 12 Nisan 2016).

Şimdi yıl 2018…

Türkiye-Katar Yüksek Stratejik Komite 4. Toplantısı, Cumhurbaşkanı Erdoğan ve Katar Emiri Şeyh Temim bin Hamed Al Sani'nin katılımıyla Vahdettin Köşkü'nde gerçekleşti.

ERDOĞAN: ‘TÜRK MİLLETİ KATAR İÇİN ÇOK ÇABA SARF ETTİ’

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Türkiye-Katar Yüksek Stratejik Komite 4. Toplantısı sonrası "Türk milleti, Katarlı kardeşlerini hedef alan abluka ve yaptırımların boşa çıkarılması için yoğun çaba sarf etmiştir." dedi. Erdoğan, toplantının hayırlara vesile olması temennisinde bularak, "Gerçek dost zor zamanda belli olur" dedi ve sözlerine şöyle devam etti;

'TÜRKİYE İLE KATAR, KARA GÜN DOSTU'

"Son aylarda ekonomimizi hedef alan spekülatif girişimler karşısında da yanımızda durmuştur. Bu vesileyle vefalı dostumuz Katar'a gösterdiği güçlü destek ve dayanışma için bir kez daha şahsım ve milletim adına özellikle şükranlarımızı sunuyorum" diye konuştu(Kaynak: Sputnik News, 26 Kasım 2018.).

Ve şimdi yıl 1915…

OSMANLI HEM DOĞU CEPHESİ HEM DE GÜNEY CEPHESİNDE SAVAŞIYOR

Osmanlı orduları Basra Körfezine çıkarma yapan İngilizlere karşı savaş sürdürüyordu.
Irak ve havalisi Komutanı Süleyman Askeri Bey idi. Ocak 1915’te, İngilizlere karşı tutunamadı; Nasıriye düştü, Kutül Ammare’de ise savaş şiddetlendi.

Ruslara gelince… Doğu cephesinde hızla ilerlediler. Erzurum’a dayandılar, Musul kapısına geldiler. Şimdi bakalım Arap cephesine…


MEKKE ŞERİFİ HÜSEYİN- MC MAHON YAZIŞMALARI

Mekke Şerifi Hüseyin daha harbin başında İngiliz yetkilileriyle görüşmelere başlamıştı. Oğlu Abdullah İngiltere’nin Mısır Genel Valisi Lord Kitchener ile anlaşmış, bir Arap ayaklanması bu görüşmede tezgahlanmıştı. O dönem Savaş Bakanlığı’na geçen Kitchener bu teklifi bir mektupla bildirmişti;

“Eğer Arap ulusu bizi Türklerin zorladığı bu savaşta İngiltere’ye yardım ederse, İngiltere Arabistan’a hiçbir müdahalenin olmayacağını garanti eder ve dış saldırılara karşı her türlü yardımı yapar. Gerçek Arap ırkından bir Halife’nin Mekke ve Medine’de seçilmesi gerçekleşebilir. Eğer Mekke Emiri bu çatışmada İngiltere’ye yardım etmek istiyorsa, İngiltere, Emir Hüseyin’in kutsal ve eşi bulunmayan görevini tanımayı ve ayrıcalıklarını bütün dış saldırılara karşı, özellikle Osmanlıların saldırılarına karşı garanti eder(1) …”

Tarihe ‘Hüseyin-Mc Mahon’ yazışmaları olarak geçen bu süreç 1915’te hız kazandı.
Ve Şerif Hüseyin Osmanlı’ya karşı isyanı başlattı.

Yaptığı bu ihanete karşın Büyük Harp sonrasında Ortadoğu Şerif Hüseyin’e de kalmayacak, Irak, Suriye, Lübnan, Filistin, Arabistan gibi sınırları cetvelle çizilmiş yapay devletlere bölünecek ve günümüzdeki Ortadoğu savaşlarına zemin hazırlayacaktır.

SONUÇ

Bugün Yeni Osmanlı diyerek ‘Osmanlıcılık’ siyasetine soyunanların gölgesi altına girdikleri Osmanlı’nın Mekke Şerifi Hüseyin ihanetine nasıl uğradığı unutulmamalıdır. Şerif Hüseyin İngilizlerle işbirliği yapıp Fahreddin Paşa’nın ordularına salıracağı yerde Türk ordularıyla bir olup İngilizlere karşı savaşmış olsaydı -1917 Boşevik ihtilaliyle Rusların savaştan çekileceğini de düşünmek suretiyle- İngilizlerin Kanal cephesinde durdurabileceği akla getirilmelidir. Bu durumda hem Mekke Medine hem de Filistin-Kudüs düşmemiş olacaktı.

Öte yanda, hal böyle iken biz bugün Türkiye’de Cihat’ı tartışıyoruz, bir adım ileri gidip çocuklarımıza öğretilecek milli eğitim müfredatına da bu konuyu alıyoruz, niye ki?
Bu Cihat meselesine Müslüman Şerif Hüseyin penceresinden bakılacak olursa, Halife olan Osmanlı Padişahı ‘Cihat’ ilan etmedi mi? Buna karşılık bu Şerif Hüseyin bırakın cihada katılmayı, İngilizlerle işbirliği yaparak Türk askerini sırtından vurmadı mı?
Neyin cihadıydı bu?

Öte yanda, adı IŞİD olan terör örgütü de Cihat ilan ediyor… Şu anda Ortadoğu coğrafyasında savaşan ve ben Müslümanım diyen tüm örgütler cihat ilan etmiş durumda. Bu cihadın İslam’la Müslümanlık’la hiçbir alakasının olmadığı da ortada. Hal ve gerçek bu iken çocuklarımızın akıllarını karıştırmanın ne anlamı olabilir?

Artık bu konunun dinsel değil, aklın ve bilimin ışığında görülüp anlaşılması gerekirken, hala ortaya çıkıp bunu savunanlar görülüyorsa eğer, bu işin arkasında başka bir iş olduğunu düşünmek zamanı gelmiştir. Zaten tek başına bir iş değil bu işler, hepsi birbirine örümcek ağı gibi bağlı işler…
Ama asıl tehdit görülmeden detaylarla mücadele sonuç vermiyor.

Erdal Sarızeybek

Yararlanılan Kaynaklar:
1. Prof. Dr. Tayyar Arı, ‘Geçmişten Günümüze Orta Doğu’, s. 131, Alfa Yayınları, 2007.
Başvuru kitabı: MENORA/ Işığın Gölgesindeki Darbe

'ERDOĞAN BUNLARI BİLMİYOR MU'

Bakmadan Geçme!

KAPAT
Gülen'e beraat kararı veren Hakim'den ÇARPICI AÇIKLAMA'