Osmanlı
2018-11-16 03:11:18 ( 4793 izlenme )

İşgal planı... 'SEVR NEDİR'

10 Ağustos 1920…

Sevr’de varılan anlaşma şudur(1):

Ağustos 1920’den itibaren altı ay içinde, İngiliz, Fransız ve İtalyan hükümetlerince atanacak üç kişilik komisyon İstanbul’da toplanacak. Bu komisyon Fırat’ın doğu, Ermenistan güneyi, Türkiye’nin Suriye ve Mezopotamya(Irak) ile olan sınırının kuzeyinde, çoğunlukla Kürtlerin bulunduğu bölgeleri için bir özerklik planı hazırlayacak.

Bu plan, bu bölgede yaşayan Asuri-Geldani ve öteki soy ve din azınlıklarının korunmasını için gerekli güvenlik önlemlerini de içerecek…

KÜRDİSTAN PLANI HAZIR

Avrupa Doğu’da özerk bir Kürdistan planı da hazırlamıştı; İngiliz, Fransız, İtalyan, İranlı ve Kürt temsilcilerinden oluşacak bir komisyon, yeni Türk-İran sınırını gezecek ve ne gibi düzenlemeler yapılacağını karara bağlayacaktı. Bu her iki komisyonun alacağı kararlar, tebliğinden itibaren üç ay içinde, Türkiye Hükümeti kabul etmeyi ve yerine getirmeyi baştan yükümlenecekti(2).

Bu anlaşmada yer alan ‘Ermenistan’ın güneyi’ ifadesiyle neyi kastediyordu?

DOĞU ANADOLU’DA BİR ERMENİSTAN

Ermeni iddialarına bakıldığında, öteden beri süre gelen talepleriyle çizilmek istenilen Ermeni sınırı, Berlin Antlaşması’nda geçen ‘Ermenilerin yaşadığı vilayetler’ yani ‘Erzurum, Van, Bitlis, Diyarbakır, Mamüretülaziz(Elazığ) ve Sivas idi. Buna, Şubat 1919’da Paris Konferansı’na verilen Ermeni taleplerini eklediğimizde, karşımıza Van, Bitlis, Diyarbakır, Sivas, Erzurum, Trabzon, Maraş, Kozan ve Adana çıkıyor.

İngilizlerin Maraş, Kozan ve Adana’yı Fransızlara verdiğini kabul edip bu sınırlardan düşer isek, olası bir Ermeni devletinin ‘güney sınırı’ olarak Diyarbakır’ın güneyini düşünmek gerekiyor.

ABD BAŞKANI WİLSON DEVREDE

Öte yanda, Türk-Ermeni sınırının tayini ABD Başkanı Wilson’a bırakılmıştı. Wilson, sınır olarak Karadeniz kıyısında Giresun’un doğusundan başlayan, Erzincan’ın batı ve güneyinden, Elmalı, Bitlis ve Van Gölü güneyinden geçen ve birçok noktada Birinci Dünya Savaşı’ndaki Türk-Rus cephesini izleyen bir hattı gösteriyordu.

Bu durumda, Sevr’de geçen ‘Ermeni sınırının güneyi’ olarak Van-Bitlis-Erzincan hattının güneyini anlamak gerekiyor.

ÖZERKLİKTEN PARÇALANMAYA

Sevr’de yer alan ve Kürdistan’ı tanımlayan sınır olarak, ‘Fırat’ın doğusu ile Türkiye’nin Suriye ve Mezopotamya ile olan sınırın kuzeyi’ tarif edilmişti. Sayılan bu bölge özerk olmakla kalmıyor, peşinden gelen 64’ncü madde ile buraya bağımsızlık yolu da açılıyordu. Eğer ki bölge halkı bağımsız bir devlet olmak için Milletler Cemiyeti Konseyi’ne başvuracak olur ve de bu kabul görürse, Türkiye bu bağımsızlığı tanımak zorunda kalacaktı.

Bu durumda Müttefikler ile Türkiye arasında, bu bağımsızlığı resmileştiren ayrı bir anlaşma yapılacak; Musul’da yaşayan Kürtler de bu bağımsız devlete katılmak isterse, Müttefikler buna karşı çıkmayacaktı(3). Musul zaten İngiliz işgali altında olduğundan, Kürdistan olarak tanımlanan bölge Fırat’ın doğusundan İran’a ve Hakkari-Siirt-Tunceli hattından Musul’a kadar uzanan bir bölge olarak karşımıza çıkıyor.

Bu durum, gelecekteki İngiliz siyasetini açığa çıkarabilmek açısından önem taşıyor aynı zamanda günümüz siyasi Kürt hareketinin kendini bağlamaya çalıştığı coğrafyanın tarihsel sürecini de bilmek açısından önem kazanıyor.

OSMANLI’YA NE KALDI?

Ermenistan-Kürdistan düşülürse Osmanlı’ya ne kalacaktı, bir de ona bakalım(4):

İSTANBUL VE BOĞAZLAR…

İstanbul Osmanlı yönetimine bırakılacak ancak bu antlaşma müttefiklerin istediği gibi uygulanmaz ise, geri alınacak;

Boğazlar bölgesi(büyün kıyıları ile Marmara Denizi dahil), özel bütçesi, teşkilatı, bayrağı, polisi olan yarı devlet niteliğindeki bir karma kurulun egemenliğinde olacak;
Askeri amaçla yalnız İngiltere, Fransa ve İtalya tarafından kullanılabilecek;

Bu bölgedeki tüm istihkamlar yıkılacak ve silahsızlandırılacak;
Bölgede bulunan ve top ulaşımına elverişli bütün demir ve karayolları kullanılmaz hale getirilecek;

Türkiye bu bölgede telsiz-telgraf istasyonu kuramayacak ve Boğazlar bölgesindeki Türk jandarması müttefikler arası işgal komutanlığına bağlı olacaktı.

EGE VE TRAKYA CEPHESİ…

Doğu Trakya(Edirne, Kırklareli, Tekirdağ, Gelibolu, Gökçeada ve Bozcaada) Yunanistan’a verilecek;

İzmir bölgesi(İzmir, Kuşadası, Tire, Ödemiş, Manisa’nın batısı, Akhisar, Kırkağaç, Soma, Foça, Ayvalık ve Burhaniye) Osmanlı egemenliğinde kalacak ama bu hakkı Yunanistan kullanacak;

Yerel yönetim beş yıl sonra Millet Cemiyeti’nden bu bölgenin Yunanistan’a başlanmasını isteyebilecek ve bu isteğin uygun görülmesi halinde Türkiye, bu topraklar üzerindeki haklarından vazgeçeceğini önceden kabul edecekti.

GÜNEY ANADOLU…

Güneyde Ceyhan, Osmaniye, Dörtyol, İskenderun-Antakya, Maraş’ın güneyi, Antep, Urfa, Mardin ve Cizre Suriye’ye verilecek; Osmanlı Devleti, sınırları dışında kalan bu topraklar üzerinde bütün haklarından vazgeçecekti.

Osmanlı’ya bırakılan topraklar üzerindeki yönetimine de çok ağır kısıtlamalar getirilmişti;

Seferberlik yasak; Deniz kuvvetleri kurulması yasak; Zırhlı araç ve tank yapımı ve ithali yasak; Türkiye’nin savaş ve denizaltı gemileri yapması ve edinmesi yasak; Hava kuvvetleri kurulması yasak…

BU KISITLAMALARLA BİRLİKTE, OSMANLI YÖNETİMİ BAĞIMSIZ DA OLAMAYACAKTI:

Adalet rejimi müttefikler tarafından belirlenecek;
Bütün kapitülasyonlar, yaralanacakların sayısı artırılarak sürdürülecek;
Soy, din ve dil azınlıkları, bağımsız ve denetimsiz olarak, diledikleri kadar ilk, orta ve yüksek okul açabilecek ve kendi dillerinde eğitim yapabilecek;
Osmanlı maliyesi müttefiklerce seçilecek bir maliye kurulunun denetimi altında olacak…

SEVR İŞGALİ GÖLGESİNDE MİLLİ MÜCADELE

İşte bu şart ve koşullar altında milli mücadele başlatıldı, savaş kazanıldı, cumhuriyet kuruldu. Ülkede görülen Atatürk, Türk ve Cumhuriyet düşmanlığı eylemlerinin altında bu Sevr resmini görmek artık mümkün…

TÜRK MİLLETİNE KARŞI BÜYÜK SUİKAST

Şimdi ABD-İngiltere-İsrail ve de Rusya bu milli mücadele ve kurtuluş savaşının rövanşını Ortadoğu’da oynamaya çalışıyor. Sözde Büyük Ortadoğu projesi bu oyunun bir parçası. Söz Büyük Kürdistan oyunuyla Doğu Anadolu ile Asya’nın tıpkı Sevr’de olduğu gibi bağı kesilmek, Türk milleti coğrafyasında yalnızlaştırılmak isteniyor.

 Bunun üzerine özelleştirme adıyla yapılan kaynak satışlarını, özel okullar adıyla gelecek nesillerin hafızasının yönlendirilmek istenişi, etnik ve mezhepsel ayrımcılığı da eklenirse büyük resim SEVR olarak yine karşımıza çıkıyor.

İşte Gazi Mustafa Kemal Atatürk Büyük Nutuk’ta bu manzarayı BÜYÜK SUİKAST olarak bize anlatmıştı; Türk’ün varlığa ve yurduna karşı yüzyıllardır tertiplenen büyük suikast. İşte bugün Türkiye bu büyük suikastla yeniden karşı karşıyadır…

Bu siyaseti Türkiye değiştirmelidir.

Erdal Sarızeybek

Yararlanılan kaynaklar:

1. Şimşir, ‘Kürtçülük’, c.I, s. 428.
2. Mustafa Kemal Atatürk, ‘Nutuk’, s. 508, Haz. Prof. Dr. Zeynep Küçük, Atatürk Araştırma Kurumu, 2000.
3. Bilal Şimşir, ‘Kürtçülük’, cilt I, s. 429.
4. Sinan Meydan, ‘Cumhuriyet Tarihi Yalanları’, s. 148, İnkılap Kitabevi, 2010.

Başvuru kitabı: 'Büyük Suikast/ Destek yayınları.

Önerilen Videolar

Bunlar da İlginizi Çekebilir

'Sevr Antlaşmasına BÜYÜK TEPKİ' Barzani 'Mehdiyim' dedi... BAKIN BAŞINA NE GELDİ! Osmanlı'ya ilk isyan... 'BABAN' Osmanlı'ya ikinci isyan... 'SORAN'

Bakmadan Geçme!

KAPAT
'Nakşibendi Tarikatını KİM KURDU'