Osmanlı
2018-11-16 02:44:12 ( 206 izlenme )

'SEYİT TAHA KİMDİR'

Halidi Nakşibendi tarikatının kurucusu Şeyh Halid, Irak’ın Süleymeniye kentinde doğdu. Hindistan’a gitti, Abdullah Dıhlevi, hazretlerinden icazet aldı ve beş tarikatının aynı anda büyük halifesi oldu.

Şeyh Halid’in halifelik verdiği kişiler de bir başkasına halifelik veriyor ve böylece tarikat Anadolu coğrafyasında hızla yayılıyordu…

ŞEYH BARZANİ VE SEYİT TAHA

Mevlana Halidi Bağdadi olarak da bilinen Şeyh Halid, Irak kuzeyinde ilk halife yaptığı şahsiyeterden biri Şeyh 1’nci Abdusselam Barzani oldu. Ardından Şemdnli’de yaşayan Seryit Taha da büyük halife oldu.Anadolu’da en önemli iki halifesi, sırasıyla, Hakkari’den Seyyid Abdullah, Şemdinli’den Seyyid Taha’ydı, zaten ikisi akrabaydı.

Seyit Taha, “Ben Kürt değilim, Musul’dan geldik” diyen ve 1925 Şeyh Said isyanını tertiplşeyen Seyit Abdulkadir’in dedesiydi…

ŞEYH TALABANİ İLE SEYİT TAHA AKRABA, İKİSİ DE KÜRT DEĞİL

Taraf Gazetesi yazarı Ayşe Hür, Talabanilerin Şemdinli’deki Seyit Taha’yla aynı aileden geldiğini yazmış; 

“…Kerkük civarındaki Talabaniler ise, 1880’de Osmanlı Devleti’ne milliyetçi söylemle isyan eden ilk Kürt beyi olan Şemdinanlı Şeyh Ubeydullah’ın köyü Nehri’ye yerleştiği için Sadate Nehri adını alan Musullu bir ailenin üyeleriydiler. Günümüzde Irak Cumhurbaşkanı olan Celal Talabani bu ailenin üyesidir(1).”

ŞEMDİNLİ NEHRİ (BAĞLAR) KÖYÜNDE SEYİT TAHA KİMDİ?

Seyit Taha için de elimizde kaynak sayısı yok denecek kadar az. Bağdatlı Halid için, en azından başvuru kaynakları vardı, bunu açıklamıştık. Ama Seyit Taha’yı tanıyabilmek için, çok gezmemiz gerekiyor.

İslami kaynaklardaki tanımlar ve bu tarikat hakkında yazılmış olan kitaplarda görülebilen tek şey; Halid-i Bağdadi’nin halifesi oluşu. Düşününüz, doğum tarihi dahi bilinmiyor. Soyağacı hiç yok. Barzan coğrafyasıyla bağı ile ilgili bilgi de yok. 

Elimizde, Necmeddin B. Muhammed Nakşibendi’nin Altın Silsile adlı bir kitabı var, bu da öyle, Taha’nın soy ağacı verilmiyor, adının ötesi hiç okunmuyor.

“İsyancı Seyit Abdulkadir’in dedesi, isyancı Şeyh Ubeydullah’ın babası” diyerek vurgu yapan araştırmacı yazarlar Seyit Taha adına sıkça değiniyor, ancak derine inilemiyor.
Seyit Taha’nın Halid-i Bağdadi ile ilişkisi yazılıyor, aradaki düğüm ise çözülemiyor.

UĞUR MUMCU AÇIKLIYOR

Mevlana Halid-Seyit Taha ilişkisi için Uğur Mumcu’nun tespitleri var, şöyle diyor; 

“Nakşibendi, 1300’lü yıllarda Buhara kenti yakınlarındaki Kasrı Arifan’ın Nakşibent köyünden Mehmet Bahattin-ül-Üveys-ül Nakşibendi adlı bir Türk’ün öncülüğünde kurulan bir İslam tarikatıdır. Bu tarikatı Kürtler arasında yayan Mevlana Halid’di Bağdat’ta oturan Mevlana Halid, Nakşibendi Kürtler arasında Bağdadi diye de tanınırdı. Destur vererek müritlerinin bazılarını halife yapmıştı. Bu müritlerden biri Nehrili Seyit Taha, öbürü de Bismil’in Cilustun koyünden Palulu Şeyh Ali Septi’ydi(2).”

Diğer kol, Şeyh Ali Sebdi. Araştırmacılar bu izleri takip ederek eski vekil Kamuran İnan’a, 1925 Şeyh Sait isyanı ve tertipçilerine ulaşabilir. 

Şimdi bir haberle devam edelim… Haber şu; “Hz. Seyit Taha Hazretleri Sempozyumu sona erdi”.

HAKKARİ’DE SEYİT TAHA ADINA ULUSLARARASI SEMPOZYUM

Bu haber medyada pek öne çıkarılmadı, Şemdinli yerel haberden ancak ulaşılabiliyor. Bu ilginç, çünkü Türkiye’de ilk kez bir üniversite Seyit Taha için sempozyum düzenliyor, üstelik uluslararası…

27 Mayıs 2013’te, Hakkari Üniversitesi ev sahipliğinde, Seyid Taha Konulu bir sempozyum düzenlenir ve bu çerçevede üniversite üyeleri ve davetliler Şemdinli/ Bağlar( Nehri) köyündeki Seyid Taha’nın kabrini ziyarete geliyor. Heyeti, Şemdinli Kaymakamı Cengiz Erdem karşılıyor.

İlçe merkezinden 15 kilometre uzaklıktaki Bağlar (eski adı; Nehri) köyüne gidiliyor.
Burada “Seyit Abdullah ve Seyit Taha” türbeleri ziyaret edilip, Kuran-ı Kerim ve dualar okunuyor. Törende Irak, İran ve Suriye’den gelen davetliler de yer alıyor.

‘PEYGAMBER VARİSİ SEYİT TAHA’

Hakkari Üniversitesi rektör yardımcısı Prof. Dr. İhsan Süreyya kürsüye çıkıyor ve şöyle bir konuşma yapıyor:

"Değerli kardeşlerim, şu anda çok güzel bir makamda bulunuyoruz. Peygamberlerin varisleri olan bir zatın mezarında olmak çok güzel bir şeydir. Böyle büyük bir zatın kabristanında bulunmak, görmek çok önemlidir(3)."

Hakkari Üniversitesi, Seyit Taha’nın biyografisini verirken, satır aralarında ipuçları da veriyor. Çizilen profil içerisinde geçen yer isimleri, soyağacı izlerini de beraberinde sürüklüyor:

‘IRAK’TAN GELDİLER’

“Soyu Abdulkadir Geylani’ye ulaşmaktadır. 13’ncü yüzyılda, Moğolların Abbasilerin başkenti Bağdat’ı yakıp yıkmasıyla beraber Abdulkadir Geylani’nin ahfadı değişik bölgelere dağıldı. Bunlardan biri olan oğlu Abdulaziz, şimdiki Duhok ilinin Akre ilçesine yerleşti. Daha sonra onun çocukları biraz daha kuzeye; önce Stune köyüne ardından da Şemdinli bölgesinin merkezi olan Nehri’ye yerleştiler.”

‘NAKŞİBENDİ TARİKATINA GEÇTİLER’

“Uzun bir süre Kadiri tarikatı üzere irşad faaliyetlerinde bulundular. Molla Salih b. Molla Haci döneminde Nakşibendî tarikatına geçtiler. Salih, Muhammed ve Abdulhakim isimli üç kardeşi daha vardır. Seyyid Tâhâ, küçük yaşta Kur’an-i Kerim’i hatmederek ilim tahsiline başladı. Zeki bir çocuk olan Seyyid Taha ilk eğitimini babası Molla Ahmed’den aldı. Bilahare Bağdat, Erbil, Süleymaniye ve Kerkük şehirlerine giderek fıkıh, tefsir, hadis gibi zahiri ilimlerle beraber fen ve edebiyat alanında da eğitim gördü”.

Buradaki şifre kelimeler; Duhok-Akre-Bağdat-Stuni-Şemdinli’dir.

‘HALİD-TAHA-BARZANİ-TALABANİ AYNI ÜÇGENDE’

Seyit Taha’nın, Barzan bölgesindeki Duhok- Akre- Stuni’den Şemdinli’ye doğru uzanan bir soy izi var. Bu hat, aynı zamanda Barzan ailesinin yaşadığı coğrafyadan, hatta Karadağlı Halid’in sınırıyla da kesişiyor. Halid-Taha-Barzani ve Talabani aynı üçgende yer alıyor, bu açık. Bunu belgelemek ise, izlere yakınlaştıkça zorlaşıyor. Yine de bu ipuçları çekilerek bir görüntü ortaya çıkarılabiliyor...

Bir ipucu da, gazeteci Ayşe Hür’ün bir yazısında, satır aralarında kendini görücüye çıkarıyor. Bir yazısında bu konuya değinen gazeteci Ayşe Hür, bu konuda belki çok şey biliyor, ancak iç içe geçirilen kelimeler, var olan bir sırrı ortaya çıkarmak yerine, satır aralarında saklıyor. 

Taraf Gazetesi yazarı olan Hür, Seyit Taha-Talabani ilişkisini söylüyor ve bakın bu izleri nasıl Musul’a bağlıyor;

‘SEYİT TAHA, İLK İSYANCI NAKŞİ ŞEYH UBEYDULLAH'IN BABASI’

“…Kerkük civarındaki Talabaniler ise, 1880’de Osmanlı Devleti’ne milliyetçi söylemle isyan eden ilk Kürt beyi olan Şemdinanlı Şeyh Ubeydullah’ın köyü Nehri’ye yerleştiği için Sadate Nehri adını alan Musullu bir ailenin üyeleriydiler. Şeyh Ubeydullah Nakşibendîliğin Halidiye koluna bağlıydı. Sadate Nehri Ailesi’nin şeyhliği ise aynen adı gibi soydan değil, Musul civarında yaşayan bir Kadiri şeyhinden bir zamanlar alındığı iddia edilen icazetten geliyordu. Günümüzde Irak Cumhurbaşkanı olan Celal Talabani bu ailenin üyesidir(4).”

Seyit Taha’yı analtan bir başka yazar ise, Necmeddin B. Muhammed Nakşibendi.
“Altın Silsile” kitabında Seyit Taha’yı şöyle tanıtıyor:

‘NAKŞİBENDİ TARİKATINI ANADOLU’YA YAYAN AİLE’

“Seyid Taha Halid-i Nakşi kolunu Anadolu’ya yayan önemli bir şahsiyettir; Vaktiyle Şah-ı Nakşibend hazretlerinin Kur’an ve sünnet esaslarını yeniden insanlar arasında canlandırdığı, insanların kalplerini zikirle coşturduğu, gönüllere manevi ruh güzelliği kazandırdığı gibi, daha önceden Anadolu topraklarına giren Nakşibendiliğin Halidiyye kolu şimdi de Mevlana Halid-i Bağdadi hazretlerinden Seyid Abdullah Hakkari hazretleri vasıtasıyla Türkiye sınırlarından içeriye girmiş ve Seyyid Taha Hakkari hazretleri ile kalplerde neşvü nema bulmaktaydı(5).”

Ancak, bu tanıtım ifadeleri Seyit Taha’nın kimliği konusunda hiç bilgi vermiyor. Aksine, ağdalı bu ifadeler Taha’yı gizliyor, hatta sırlar perdesiyle örtüyor. 

HAKKARİ ÜNİVERSİTESİ

Başta söylemiştik; 2013’te, Hakkari Üniversitesi’nin Uluslararası Seyit Taha sempozyumu yapılmıştı. Sempozyum sonrasında, Seyit Taha’nın önemini anlatan bir yazı kaleme alındı. Bu duyuruda, Barzan Cemaati’nin Anadolu’ya nasıl ve kim tarafından yayılmış olduğu şöyle anlatıldı; 

“Türkiye’de Nakşibendi tarikatının asıl gelişimi Seyyid Taha ve halifeleri üzerinden şekillenir. Seyyid Tâhâ Nehrî’den yayılan tasavvufî eğitimle, Nakşî cemaatinin ve adabının Türkiye’deki altı önemli kolla dağılan tasavvufî kaynağı ve merkezi olmuştur(6)”.

Dört kaynağı biliyoruz; “Gümüşhanevi, İsmet Efendi, Kelami ve Kaşgari tekkesi”. Bu silsile Cübbeli Ahmet Hoca üzerinden İsmailağa Cemaatine çıkıyor, diğer bir kol da Adıyaman üzerinden Menzil’e çıkıyor…

NECİP FAZIL KISAKÜREK

Şemdinli’de yerel kaynaklar, Necip Fazıl Kısakürek’in de Seyid Taha’nın kabrini ziyaret etmiş olduğunu söyler. İşte o haber:

‘BENİ ONUN YANINA GÖMÜN’

“Üstad Necip Fazıl Kısakürek, 1976 senesinde, Seyyid Taha Hazretleri’ni kabri başında ziyaret etmek ister. Bu niyetle İstanbul’dan Van’a gelir. Orada bazı gönül dostları ile birlikte Şemdinli’ye hareket eder. Üstad Necip Fazıl, yaşlı hasta ve bitkin olduğu bir haldeyken, at sırtında Nehri’ye kadar gider ve Seyyid Taha Hazretleri’ni kabri başında ziyaret eder. 

Yolda dostlarına şu vasiyette bulunur. “Şayet ölürsem beni Nehri’de Seyyid Taha Hazretlerinin yanına defin edin.” Üstad “Çile” isimli eserinde bu ziyaretiyle ilgili şu beyiti yazar;“ Şemdinli dağlarının içtim nur çeşmesinden, Kurtuldum akreplerin ruhumu deşmesinden(7)…” 

SEYİT TAHA AİLESİ  

Seyit Taha, 1852’de Bağlar( Nehrî)’da vefat etti, oraya defnedildi.
Döneminde Nehri kazası, Halid-i Nakşiliğin yayıldığı bir merkez haline gelmişti.
Tarikat, buradan çıkışla İran-Kafkaslar-Anadolu ve Balkanlar’a ilerliyordu.
Taha’nın dört oğlu vardı; Seyyid Habib, Seyyid Mahmud, Seyyid Alaeddin ve Seyyid Ubeydullah. 

Ölümü sonrasında, bu merkezin başına önce kardeşi Seyyid Muhammed Salih(1864), ardından oğlu Şeyh Ubeydullah geçti. Ubeydullah’ın faaliyetleri gibi yalnızca dini değil, siyasi nitelik de taşımaktaydı. Hakkari Üniversitesi, bu siyasi niteliği şöyle açıklıyor;

‘BEYLİKLERİN BOŞLUĞUNU ŞEYHLER DOLDURUYOR’

“ Bölgedeki Kürt emirliklerinin lağvedilmesinden dolayı oluşan yönetim boşluğunun etkisiyle de tasavvuf ve irşad faaliyetleri dışında siyasi faaliyetlerde de bulunmuştur. 1877-1878 Osmanlı- Rus savaşında Rusya’ya cihad ilan ederek geniş mürit topluluğu ile savaşa katıldı. Ardından 1879 yılında İran’a savaş açtı. Batı İran’da geniş bir alanı ele geçirdi. 

Fakat Rusya, Osmanlı ve Avrupa devletlerinin devreye girmesiyle Nehri’ye çekildi. Ardından 1881 yılında İstanbul’a çağrıldı. Birkaç ay sonra tekrar Nehri’ye döndü. Fakat Akabinde yakalanarak, oğlu Seyyid Abdülkadir ile beraber Hicaz’a sürüldü. 1883 yılında orada vefat etti(8)”.

SONUÇ

Çaldıran savaşı sonrası Osmanlı devlet idaresi Doğu Anadolu ve güneyinde sancaklar, yurtluklar, ocaklar, beylikler ve emirlikler kurmuştu. O ödenmde en güçlü beyler Bedirhan, Baban ve Soran olmuştu. Bu beylerin coğrafyası Süleymaniye’den Cizre ve Hakkari’ye uzanan bölge idi.

1846’dan sonra bu beylikler yıkılınca coğrafyada doğan otorite boşluğu şeyhler tarafından dolduruldu. En önemli şeyhler de Şeyh Barzani, Şeyh Talabani, ve Seyit Taha ve oğulları oldular. Coğrafya yine aynı coğrafyaydı.

Bölgede otorite olan bu şeyhler Nakşibendi tarikatındandı, Osmanlı döneminde etki alanını genişletmekle yola koyulan bu tarikatın önemli bazı şeyhleri, Seyit Abdulkadir gibi, Osmanlı’nın dağılma sürecinde siyasi bir karekter kazandı. 

1918 Mondros ve 1920 Sevr antlaşmaları sonrasında da Anadolu’da ayrı bir devlet kurmak için başta İngilizler olmak üzere yabancı güçlerle ittifaka geçtiler. Yine bu şeyhlerden bazıları, Şeyh Said gibi, Cumhuriyete karşı çıkarılan isyanlarda rol oynadılar.

Günümüzde bu tarikatın şeyhleri siyasette de önemli rol oynamaya başladı ve bu hala sürüyor…

Erdal Sarızeybek

Yararlanılan Kaynaklar:

1. Ayşe Hür, makale, “Berzenciler, Barzaniler ve Talabaniler”, Taraf Gazetesi, 06.11.2011.
2. Uğur Mumcu, Kürt-İslam ayaklanmaları, s. 45, UM;AG yayınları, 2010.
3. İlhan Demir, Şemdinli Haber internet gazetesi, 27 Mayıs 2013.
4. Ayşe Hür, makale, “Berzenciler, Barzaniler ve Talabaniler.”
5. Altın Silsile, s. 347.
6. seyyidtaha.hu.edutr/Sayfa/46
7. Azer Demir, SEYYİD TAHA-İ HAKKARİ (Hz. Seyyid Taha), Şemdinli Haber internet Gazetesi, 9 Ekim 2012.
8. seyyidtaha.hu.edutr/Sayfa/46/Seyyid_T
Başvuru kitabı: Erdal Sarızeybek, 'Yanlış İttifak', Destek Yayınları.

Önerilen Videolar

Bunlar da İlginizi Çekebilir

Osmanlı'ya ilk isyan... 'BABAN' Osmanlı'ya ikinci isyan... 'SORAN' 'Nakşibendi Tarikatını KİM KURDU' 'SARAY'A NASIL GİRDİLER'

Bakmadan Geçme!

KAPAT
'MOLLA BARZANİ NASIL KÜRTÇÜ OLDU'