Osmanlı
2018-11-16 02:46:50 ( 79 izlenme )

'GİZEMLİ COĞRAFYA'

TARİKAT COĞRAFYASI

Nakşibendi Tarikatının kurucusu Şeyh Halid Süleymaniyeli.
Babanzadelerin Karadağ köyünden, Iraklı.
İlk halifesi; Şeyh 1’nci Abdusselam, Barzan’dan.
İkinci halifesi; Seyit Taha, Şemdinli’den…

Şeyh Halid, Abdusselam ve Taha iyi birer dost, bunu bize Mesud Barzani şöyle söylüyor: 

“Şeyh Abdusselam, Seyyid Taha Nehri’yle sıcalk ve samimi bir ilişki sürdürür. Mevlana Halid Nakşibendi Şeyh Abdusselam’ı halifesi olarak atar ve birlikte, daha sonra Mevlana Halid’in halifelerinden biri olacak Seyyid Taha’yı ziyaret ederler(1)”.

Barzan, Osmanlı’nın Musul vilayeti sınırları içinde yerleşik bir köy. Vilayete bağlı üç sancak Cemaat’in yaşam alanı; Musul merkez, Süleymaniye ve Kerkük. Bu coğrafya, belki de, aklın düşünebildiği her oyunun kilit noktası... 

Önemli bir istihbaratçı Şemdinli’yi şöyle tanımlıyor;

‘İRAN-IRAK-TÜRKİYE ÜÇGENİ’

“ Apo Şemdinli üçgenine özel bir önem veriyor ve PKK’nın “her şey özgür vatan toprağı için” sloganında geçen yerin Şemdinli olacağını söylüyordu. Şemdinli, Çukurca ve Uludere güneydeki Irak toprakları ile bağlantıyı kuran ve gerilla faaliyetlerinin yoğunlaştığı bir alandı. Bu alan Van ve Hakkari’ye açılmaktadır. Sadece Irak değil, İran üzerinden de bu bölgeye geçiş mümkündür. Geri cephe imkȃnları her bölgeden daha geniştir(2).”
Demek Şemdinli boşa seçilmemiş ve bu coğrafyada hiçbir şey tesadüfen olmamış…

KUZEY IRAK’IN ANADOLU KAPISI: ŞEMDİNLİ

Barzan coğrafyasını Doğu Anadolu’ya açan kapı, Şemdinli’dir. Buraya tarihten bir bakış, önce, devrinin büyük güçleri olan uygarlıkları görür. Burası onların evidir, konağıdır. Sahipleri, “Sümer, Hitit, Asur, Med, Babil ve Pers’tir.

Med ve Perslerin evine İran; Sümer-Hitit konağına Türkiye; Asur-Babil’e Irak derseniz, bu üç büyük gücün kilit noktası Şemdinli olur; bu devleri hafif çizgilerle birbirinden ayırır. Bu gözle Şemdinli, uygarlıkların kaynaştığı zengin bir kültür merkezidir.

ŞAH İLE SULTAN

Osmanlı dönemlerinde, Şah ile Sultan’ı ayıran hudut bölgesi de bu coğrafyadır.
Teo-strateji için Sünni-Şii hattının geçtiği mezhepsel ayrım hattıdır; doğusu Şii, batısı Sünni. Aynı stratejik düşünce ile bakılırsa, farklı inanç topluluklarının iç içe girdiği bir inanç merkezi olarak da karşımıza çıkar.

Bu coğrafyada “kim kimdir, kim nedir”, şeklindeki sorular cevap bulamaz, çünkü binlerce yıldır etnik ve dini bir değişim yaşanıyor; Hıristiyan-Yahudi-Müslümanlar ekseninde sürekli bir geçiş görülüyor.

KÜRESEL OYUNLARIN MERKEZ COĞRAFYASI

Konumuz açısından, belki de, en önemli özelliği ise Babil sürgünlerinin yaşadığı yer oluşu; Kudüs’ün ve Tapınağın Babil devrinde yakılıp yıkılması sonrası, Yahudilerin sürgün edildikleri bölge. Yahudi Kahin ve Yazıcı Ezra’nın, Tevrat’ı yazdığı ve seçilmiş bir halk olarak Yahudiliği ortaya çıkardığı coğrafya işte burasıdır.

Günümüzde Şemdinli; Türkiye-Irak-İran sınırlarının birleştiği nokta, Türkiye’nin en güneydoğu ucunda yer alır. Şemdinli üçgenin merkezinde olarak, diğer iki ülkeye açılan stratejik bir kapı gibidir.

Uluslararası boyutta bu üçgen, küresel siyasetin oyun alanını teşkil eder. Küresel planların hedefleri burada şekillenir; Büyük Kürdistan, Büyük Ermenistan ya da Kuzey-Güney-Doğu-Batı Kürdistan gibi.

Türkiye açısından, kaçakla terörün ya da terörle kaçağın buluştuğu yer, küresel planları asıl unsurları olan Cemaat- PKK-Barzani-Talabani’nin buluşma ve geçiş yeri.

NAKŞİBENDİ TARİKATINDA BARZAN-ŞEMDİNLİ HATTI

Şemdinli yanında Barzan küçük bir köy. Bir özelliği; zorlu coğrafyası ve geçiş yolu üzerinde oluşu. Coğrafyası zorlu; Barzanilerin Irak hükümeti ve İngilizlere karşı yaptığı savaşları burada kabul etmesi sebepsiz değil, arazi dağlık, savunmaya uygun.
Geçiş yolu, çünkü Musul-Kerkük hattını Anadolu’ya bağlıyor.

Aynı zamanda ileri harekat üssü; nasıl ki Osmanlı için Van İran’a olası bir harekatın merkez üssü görülmüş ise, Musul-Kerkük’ten Anadolu’ya olası bir harekatın merkezi de Barzan görülüyor.

Ama en önemlisi, Barzan; Bektaşiliğin kırılarak Nakşibendiliğin güce dönüştürülmesi, bu gücün Halid-i Nakşi cemaatinin eline geçirilmesinde önemli bir rolü olan bir merkez. Buna bir de, Yahudi Haham Sallum Barzani ve şeceresi eklendiğinde, günümüz Cemaat Barzan’ın önemi açıkça ortaya çıkıyor.

Şeyhzadelerin Barzan’dan yola çıkıp Şemdinli’ye gelişi sebepsiz değil, tesadüfen seçilmiş değil; Süleymaniyeli Halid önce Barzan’a geliyor, Abdusselam Barzani’yi halife yapıyor. Sonra onu alıyor, birlikte Şemdinli’deki Taha’ya gidiyor.

Bu coğrafyada hiçbir şey tesadüfen olmuyor. Çünkü bu coğrafya, Orta Doğu’yu da yöneten güçlerin harekat alanı...

TERÖRÜN KİLİT COĞRAFYASI

PKK terör örgütünün ilk yerleştiği yer Lübnan, ardından Suriye’dir, yani Orta Doğu.
Örgüt buralarda 20 yıl yaşadı, ekildi, yeşerdi, büyüdü. Bu bölgede uluslararası ilişkiler kurdu; Filistin Kurtuluş Örgütü (FKÖ), Ermeni ASALA terör örgütü gibi ve diğer ülkelerin istihbarat örgütlerini bu coğrafyada tanıdı.

FKÖ deyince Filistin, Filistin deyince İsrail akla geliyor.
İsrail işin içine girince Ürdün, derken Mısır sıraya giriyor, Türkiye’ye kadar…

Ardından Irak’a geçti bu örgüt, Orta Doğu tarihinin bir parçası olan Asur ve Babil uygarlıklarının yaşadığı yere geri döndü. Örgüt, bu alanda İran’la da ilişki geliştirdi, yani Perslerle. İnsancıl yardım adıyla bölgeye kamp kuran sivil toplum örgütleriyle de burada tanıştı, Bizans’la.

PKK terör örgütünün tanımadığı ülke kalmadı, gezindiği coğrafya bakımından bütün Orta Doğu uygarlıklarıyla iç içe girdi; İsrailoğulları, Roma, Bizans, Osmanlı, Arap, Mısır, Med, Asur, Pers ve Babil. İşte bu sayılan yerler Orta Doğu’dur ve sınırları baş döndürür.

ÜÇ BÜYÜK DİNİN MERKEZ ÜSSÜ

Konumuz için Orta Doğu, Mısır’dan İran’a, Aden Körfezi’nden Türkiye’ye kadar olan coğrafyadır. Tevrat’ta geçtiği şekliyle, Tanrı tarafından İsrail’e vaat edilmiş topraklar, Arz-ı Mevut’un merkezde olduğu teo-stratejik bir bölgedir. Tevrat’a göre tarih, bu coğrafyada yazılmıştır. İsrail’in Tanrısı’nın kutsanmış halkı burada seçilmiştir.

Müslümanların, hem de Yahudilerin atası sayılan Hazreti İbrahim de Orta Doğuludur. Irak’ın Ur kentinde doğmuş, önce Urfa’ya, oradan Kudüs yakınlarındaki Hebron/El Halil’e göç etmiş, burada yaşamış ve türbesini kendi parasıyla satın aldığı Hebron/El Halil’de hazırlamıştır.
Hz. Musa, Hz. Yakub ve Hz. Yusuf da bu coğrafyanın sakinleri olmuştur.

Hazreti İsa bu coğrafyada dünyaya gelmiştir. Kudüs’ün hemen güneyinde ilk yerleşim yeri olan Beytüllahim’de doğmuş. Hz. İsa, Filistin kuzeyinde bulunan, 1948’de İsrail tarafından işgal edilen Nasırıyeli( Nezareth)’dir.

KUTSAL TOPRAKLAR

Son peygamber Hazreti Muhammed de bu toprakların insanıdır; burada dünyaya gelmiş, bu topraklarda ebedi istirahatına çekilmiştir.
İslamiyet bu coğrafyada doğmuş, gelişmiş ve yayılmıştır tıpkı kendinden önceki Yahudilik ve Hıristiyanlık gibi.

Miraç olayı Mescid-i Aksa’da yaşanmış ve Kudüs, Hıristiyan-Yahudiler için ne anlam taşıyorsa, Müslümanlar için de aynı anlamı hala taşıyor.

Geçen iki bin yılda bu kutsal topraklar, Hıristiyanlar ve Müslümanlar arasında yüzyıllar boyu süren savaşlara sahne oldu. Önce Roma İmparatorluğu, ardından Bizans, sonra Arap, derken Osmanlı, Orta Doğu coğrafyasının hakimleri arasında yer aldı.
Osmanlı Devleti’nin parçalanması ve hakimiyeti altındaki bu toprakların Haçlı ittifak güçleri tarafından paylaşılması ile bu bölge barışı kaybetti, tıpkı üç bin yıl öncesi gibi.

ENERJİ KAYNAKLARININ MERKEZİ

Dünya enerji kaynaklarının en önemli bölümü buradadır. Büyük Orta Doğu dünya petrol rezervlerinin %80’i ve doğal gaz rezervlerinin ise %50’sini barındırır. Yaklaşık 1.1 trilyon varil dolayında olduğu bilinen dünya petrol rezervlerinin 800-850 milyar varili bu bölgede üretilir.

Bu coğrafya tarih ve dinlerin olduğu kadar, yaşama güç veren enerjinin de merkezidir. Burada egemen güç olmak demek; dünyayı yönetmek demektir, dünya ekonomisini yönetmek ve üretim-tüketim değerlerini belirleme gücüne sahip olmak anlamındadır.
Bölgede halen çatışmaların sürmesi, silah üreticilerine büyük olanak verir. Dünya silah ithalatının %75’i bölge ülkeleri tarafından yapılır.

Öte yanda, dünya deniz ticareti ve deniz ulaşım yollarını kontrol ve denetim altına alan stratejik boğaz ve körfezler de bu bölgede yer alır; Hürmüz Boğazı, Aden Körfezi, Babel Mendep Boğazı, Süveyş Körfezi ve Cebeli Tarık Boğazı.

Geçmişte Osmanlı İmparatorluğu, sonra Birleşik Krallık; soğuk savaş döneminde ise ABD ve Rusya bölgeyi doğrudan veya dolaylı etkileri altına aldılar ve bu sayede dünya gücü oldular.

SONUÇ

“Neden Barzan-Şemdinli hattı” sorusunun cevabı işte bu coğrafyada yatıyor.
Bu coğrafyayı tanımalı, bu coğrafyadaki ülkelerin siyasi hedefleri bilinmeli çünkü küresel terör-siyaset denklemi ancak bu temelin üzerine çıkılarak çözülebilir.

Erdal Sarızeybek

Yararlanılan Kaynaklar:

1. Mesud Barzani, Barzaniler, Kürt Ulusal Özgürlük Hareketi, s. 23, Doz Yayınları, 2006.
2. A. Cem Ersever, Üçgendeki Tezgah, s. 85, Milenyum Yayınları, 2007.

Önerilen Videolar

Bunlar da İlginizi Çekebilir

İşgal planı... 'SEVR NEDİR' 'SEYİT TAHA KİMDİR' 'GİZEMLİ COĞRAFYA' Barzani 'Mehdiyim' dedi... BAKIN BAŞINA NE GELDİ!

Bakmadan Geçme!

KAPAT
'HÜKÜMET BU HARİTAYI GÖRMÜYOR MU'