'TALABANİ KÜRT DEĞİLMİŞ'

1971 izlenme2018-11-16 02:27:26
Reklamlar
Erdal Sarızeybek anlatıyor:

Türk tarihinin sayfalarını açalım. İsyanları okuyalım. Bizim isyanlar nedense hep Kürt kimliği ile okunur ve yazılır ama gerçek öyle değil.

Gelin, 1880 Kürt isyanına birlikte bakalım. İsyanı çıkartan, Şeyh Ubeydullah yani Seyit Taha’nın oğlu. 

Ubeydullah oğlu ise Seyit Abdulkadir. Ama Abdulkadir diyor ki “Ben Kürt değilim!” İşte belgesi;

'Abdulgani Geylani ahvadındanım. Aslen Kürt değilim, Kürdistan’da yerleşmişim(1)'.

Oğlu Kürt değilse, demek ki babası da değil. Gelelim Talabani’ye…

HALİDİ NAKŞİ

Halid-i Nakşibendi tarikatın kurucusu Süleymaniyeli Şeyh Halid’di. Kendisi de Kadiri olan Halid, 1810’da, Hindistan’da Şeyh Abdullah Dıhlevi’den icazet alarak Nakşibendi halifesi olmuştu. Bu tarikat kısa sürede ve şaşılacak bir hızla bölgeye yayılmıştı. Tarikatın etkinliği sonucu bölgede Kadiri şeyhleri Nakşibendi tarikatına girmeye başladılar.

KADİRİLER NAKŞİ OLDU

Öte yanda Nakşi şeyhler halifelerini çevre yörelere göndererek etki alanlarını genişlettiler. Bir zaman sonra halkın büyük bir kesimi saygı, sevgi ve bağışlarını Kadiri tarikatından Nakşibendi tarikatına, başka bir deyişle Kadiri şeyhlerinden Nakşibendi şeyhlerine aktarmaya başladı. Bu durum üzerine Berzenciler, Mevlana Halid tarafından halife yapılan Ahmed-i Serdar Berzenci’den itibaren Halid-i Nakşi üyesi oldular(2)’. 

SEYİT ABDULKADİR

Sadate Nehri Ailesi içinde Seyit Abdulkadir’in ayrı bir yeri vardır…
Abdulkadir, Osmanlı Devlet yönetiminde yer almış, Şura-yı Devlet(Danıştay) başkanlığı yapmıştı. 1896’da Sultan Abdulhamid’e karşı darbe teşebbüsüne karıştığı için, ailesinden 20 kişiyle birlikte sürgün edilmişti tıpkı Bedirhanlar gibi(3).
II. Meşrutiyet’le birlikte çığ gibi büyüyen ve adı ‘Kürt ve Kürdistan’ ile başlayıp biten siyasi Kürt örgütlerinin en önde gelen ismi oldu.

Büyük Nutuk’ta onunla ilgili şöyle bir kayıt var;

‘Efendiler… 1921 yılı başlarında da Koçgiri aşiretinin beylerinden Haydar Bey; İstanbul’da Seyit Abdulkadir’den aldığı talimat üzerine Alişan ve akrabasından Naki, Alişir ve daha başkaları ile birlikte isyan hareketine başladılar. Birçok kuvvetimiz bir taraftan Pontusçuları diğer taraftan da bu asileri izleyip ortadan kaldırmakla uğraşıyordu(4)’.

Bu kayıtta konu edilen Koçgiri isyanıdır; tertipçisi olarak görülüyor. Sonradan Şeyh Said isyanında da adı geçecektir.

ÜÇ ÖNEMLİ İSİM: BERZENCİ, BARZANİ VE TALABANİ

Olaylar peş peşe sıraladığında şunu apaçık görebiliyoruz: Aynı coğrafyada ve birbiriyle hem dini hem de soy ilişkisiyle bağlı üç aile var; Sadate Nehri, Berzenci ve Talabaniler.
Sadate Nehri aynı zamanda Şeyh Ubeydulah’ın da dedesidir. Ubeydullah, 1880’de Osmanlı’ya isyan etti. Oğlu Seyit Abdulkadir, şeyh Said’le birlikte Diyarbakır isyanını tertipledi, yıl 1925.

TALABANİ,  SADATE NEHRİ AİLESİNDEN


Sadate Nehri, Talabani ailesinin de kurucusudur ve Celal Talabani bu ailenin Köy Sancak kolundandır. Buradan yola çıkan Celal Talabani, 1977 yılında Kürdistan Yurtseverler Birliği(KYB)’nin karargahını Hakkari/Dağlıca’da kurmuştur(5). Benzer şekilde yola çıkan Mesud Barzani de Şırnak bölgesine bir kaçakçılık şebekesiyle ortaya çıkmıştır(6). Bu Barzani-Talabani günümüzde ismi geçenlerdir…

SADATE NEHRİ, SEYİT TAHA’NIN SOYU

1880 Kürt isyanını gördük, isyanı çıkartan, Şeyh Ubeydullah yani Seyit Taha’nın oğlu. Ubeydullah oğlu ise Seyit Abdulkadir. Ve Seyit Abdulkadir Kürt değil, işte belgesi;
İşte belgesi; 

“Abdulgani Geylani ahvadındanım. Aslen Kürt değilim, Kürdistan’da yerleşmişim(7)”

Oğlu Kürt değilse, demek ki babası da değil. 
Gelelim Talabani’ye…

Seyit Abdulkadir’le aynı aileden geliyor yani o da Kürt değil. 

Talabani-Sadate Nehri soy bağını kurabilen tarihçi yazarlar içerisinde Ayşe Hür de yer alıyor. Bir çalışmasında bu bağı açıklıyor ancak detaya girmiyor. Verdiği bilgiler gerçeği ortaya çıkarmaktan ziyade akılları karıştırmak için yapılmış gibi ama yine de aradaki bağlar görülebiliyor. İşte Ayşe Hür’ün tespitleri;

‘TALABANİ SEYİT TAHA-UBEYDULLAH SOYUNDANDIR’

‘Kerkük civarındaki Talabaniler ise, 1880’de Osmanlı Devleti’ne milliyetçi söylemle isyan eden ilk Kürt beyi olan Şemdinanlı Şeyh Ubeydullah’ın köyü Nehri’ye yerleştiği için Sadate Nehri adını alan Musul’lu bir ailenin üyeleriydiler. Şeyh Ubeydullah Nakşibendîliğin Halidiye koluna bağlıydı. Sadate Nehri Ailesi’nin şeyhliği ise aynen adı gibi soydan değil, Musul civarında yaşayan bir Kadiri şeyhinden bir zamanlar alındığı iddia edilen icazetten geliyordu. Günümüzde Irak Cumhurbaşkanı olan Celal Talabani bu ailenin üyesidir(8).’.

Demek ki… Talabani Kürt değilmiş…

HALKIN BU GERÇEĞİ BİLMEYE HAKKI VAR


Türkiye tarihten gelen bir sorunla mı karşı karşıyadır?
Türkiye’nin bugün karşı karşıya bulunduğu ve adına ‘Kürt’ denilmesi alışagelmiş bu sorunun Türk tarihinde gerçekten kökleri var mıdır?
‘Kürt, Kürtçe, Kürdistan’ talepleriyle ortaya çıkmış siyasi hedefli bir isyan ve bir örgütlü hareket hiç görülmüş müdür? Varsa eğer, bu ayrılıkçılığı tetikleyenler kimlerdir?

Kısaca Türkler bu ülkede Kürtleri hep ezmiş, demokratik haklarını gasp etmiş olduğu için mi bu sorunlarla yüz yüze gelmişiz?

Kürtçülük kendine tarihsel bir kök arıyorsa oturup düşünmeli ve her şeyden önce bu sorulara bir cevap bulmalı, bir cevap bulmalıyız…

SORUN VARSA ÇÖZECEK GÜCÜMÜZ DE VAR

Yeryüzünde nereye bakılırsa bakılsın, elbette her ülkenin sorunları olabilir ve ülkeler, kendi dinamiklerini harekete geçirerek hal çareleri üretir, sorunlarını çözmeye uğraşır, bu doğaldır. Ama bir ulusun tarihi doğal yapısından öteye çekiştirilerek toplumu bir aldatma aracına dönüştürüyorsa eğer, işte bunu kabul edebilmek mümkün değildir.

Tarih bir ulusun temel taşıdır, doğası dışında her isteyen yerinden oynatmaya kalkışırsa eğer toplumu derinden sarsar; yeniden yerli yerine koyulması hem çok zaman alır hem de bedeli ağır olur. Buna izin verilmemelidir.

Amacımız gerçeğe ulaşmak, hem bunları böyle konuşturan gerçeğe hem de bizi bugünlere taşıyan olayların ardındaki asıl gerçeğe. Amacımız bu sorunu tüm çıplaklığıyla masaya sermek, çözümüne katkıda bulunmak, bunu başaramaz isek bile en azından çocuklarımız ne ile karşı karşıya olduğunu bilecek, bizim nesil gibi karanlıkta gölgelerle boğuşmayacaktır.

Türkiye’de ilk kez masaya yatırılan Sadate Nehri Ailesi’nin bu siyasi ve dini yapısı hem Şeyh Halid’i hem de günümüz siyasetini anlayabilmek için oldukça önemli bir çıkış noktası olabilir. Şeyh Halid ile Talabani ve Seyit Abdulkadir arasındaki ittifakı açığa çıkaran bu aile yapısı üzerinden gidilerek önemli sonuçlara ulaşabilmek mümkün olabilir.

Erdal Sarızeybek

Yararlanılan Kaynaklar:

1. Mumcu, Kürt-İslam ayaklanması, s. 99.
2. Bruınessen, ‘Ağa Şeyh, Devlet’, s. 330.
3. Ernest E. Ramsaur, ‘Jön Türkler ve 1908 İhtilali’, s. 50, Pozitif Yayınları, 2007.
4. Mustafa Kemal Atatürk, Nutuk, s. 426, Atatürk Araştırma Merkezi, 2000.
5. Dr. M. Sıraç Bilgin, ‘Barzani’, s. 375, DO Yayınları, 2006.
6. Age, s. 363.
7. Mumcu, Kürt-İslam ayaklanması, s. 99.
8. Ayşe Hür, ‘Berzenciler, Barzaniler ve Talabaniler’ başlıklı köşe yazısı, Taraf Gazetesi, 6 Kasım 2011.

Başvuru kitabı: Büyük Suikast/ Destek yayınları

Önerilen Videolar

Bunlar da İlginizi Çekebilir

Neden Türkiye, SURİYE İLE İŞBİRLİĞİ YAPMIYOR? 'ZEKERİYA ÖZ BAKIN NASIL KAÇMIŞ' 'BEN HALKIM, SORUYORUM İŞTE' dedi... 'SES YOK' 'AFP AJANSI GÜLEN VE ERDOĞAN'I NASIL GÖRDÜ'

Bakmadan Geçme!

KAPAT
Gerçek görüntüler... 'HABUR'DA NE OLDU'