Mustafa Kemal Atatürk ve Cumhuriyet Yönetimi, Lozan’da sonuçsuz bırakılmış olan Büyük Suikast’ın yeni tetikçilerini, kullandığı araçları ve dış desteklerini her yönüyle tespit etmiş, yüzyıllardır süregelen bu suikastı yine sonuçsuz bırakabilmek için hal çareleri düşünmeye başlamıştı…

Buna karşın Cumhuriyetin kurulduğu ilk yıllarda görülen Anadolu tablosu vahimdi; Doğu cephesinde bu tabloya eklenen ‘feodal çağdışı sistem’ ile birlikte yüzyılların besleyip büyüttüğü bu sorunlara çözüm kolay olmayacaktır…

KÜRT SORUNU ÇÖZÜLÜYORDU

Cumhuriyet bir yanda devrimlerini yapıyordu: Saltanat ve hilafetin kaldırılmasıyla cumhuriyet idaresine geçiş ve demokrasinin tüm kurum ve kuruluşlarıyla ulus ve devlet yaşamında hayata geçirilmesi.

Cumhuriyet öte yanda sosyal ve ekonomik hayatı düzenlemeye çalışıyordu: Üretim, kalkınma, toprak reformu, eğitim ve öğretimde birlik ve eşitlik, okullaşma, aydınlanma ve sosyalleşme.

Tam 500 yıldır hüküm sürmüş ve hala sürmekte olan çağ dışı feodal yapının kaldırılması, özgür birey ve iradenin hakim kılınması için cumhuriyet idaresi üç büyük atılım yapmıştı; toprak reformu, köy enstitüleri ve halk evleri…

500 YILLIK FEODAL AĞALIK KALDIRILIYORDU

1925 yılında 442 Sayılı Köy Kanunu’yla köylünün kendi emeğiyle kendi köyünü kalkındırmasını sağlayacak bir düzenleme getirildi. Köy dernekleri kuruldu, kadınlara köyde seçme ve seçilme hakkı tanındı, kadınların köy ihtiyar heyetine girmeleri ve muhtar olmaları sağlandı.

İKİNCİ DÜNYA HARBİNDEN SONRA SİYASET DEĞİŞİYOR

1934-38 arasında topraksız köylüye çok ciddi oranda, 90.000 kadar aileye yaklaşık üç milyon dönüm toprak dağıtılmıştı. Amaç; topraksız köylüyü sahibi olacağı toprakta üretici hale getirmekti.

Bu kanuna yönelik eleştiriler artınca bu kanunu getiren ve ısrarla savunan Ziraat Bakanı Şevket Raşit Hatipoğlu, Ağustos 1945’te bakanlıktan ayrıldı ve yerine bu kanunun baş muhalifi büyük toprak sahibi Cavit Oral, Ziraat Bakanı yapıldı. Dönemin Başbakanı Şükrü Saraçoğlu, yaptığı ve itiraza uğramayan bir açıklamayla işin perde arkasını şöyle anlatıyordu;

‘BÜYÜK TOPRAK SAHİPLERİ DEVREDE’

‘Dönemin Başbakanı’nın anlattığına göre, Toprak Kanunu tasarısı hazırlandıktan sonra, aralarında Adnan Menderes’in de bulunduğu altı yedi kişilik bir toprak sahibi milletvekili grubu kendisini ziyaret edip tasarıda kendi lehlerine değişiklikler istemişlerdir. Saraçoğlu şöyle diyor; Bilhassa Adnan Menderes son bir gayretle, ameleye toprak vermemek ve verdirmemek için elden(gelen) gayreti sarf etmişti(1).’

TOPRAK REFORMU RAFA KALDIRILIYOR

1950’de, Demokrat Parti’nin tek başına olduğu dönemde bu kanunun bazı maddeleri değiştirildi, bazı yeni maddeler eklendi ve sonuçta, yukarıda sayılan gerekçelerdeki kanunun ruhu değiştirilerek uygulanmaktan vazgeçildi(2).

Yıl 2018, Toprak Reformu hala yapılamamış olup Doğu ve Güneydoğu Anadolu bölgesinde toprak ağaların elindedir. AKP Hükümeti üretime değil, toprağın tapusuna teşvik verdiği için, tapu da ağaların elinde olduğu için, köylü çalıştığı ve ürettiği toprakta teşvik alamamaktadır.
Toprak reformu yapılamadığından da feodal ağalık düzeni yıkılamamıştır.

KÖY KALKINMA PROJELERİ RAFA KALDIRILIYOR

Cumhuriyetin ilk kurulduğu yıllarda Türkiye’nin nüfusunun yaklaşık %80’inin köylerde yaşadığı ve köylerin %90’ında okul olmadığı düşünüldüğünde, Cumhuriyet Köyleri Projesi bir kurtuluş reçetesiydi. Aydınlanmış halk özgür iradesiyle feodal ağalığın pençesinden kurtulacaktı. Bu projeyi hayata geçirecek insan kaynaklarının yetiştirilmesi Millet Mektepleri, Halk Dershaneleri, Köy Öğretmen Okulları, Köy Eğitmen Kursları, Köy enstitüleri ve Halkevleri ile düşünülmüştü… Sinan Meydan köy kalnma projesini şöyle anlatıyor;

‘Çatısında al bayrağın dalgalandığı beyaz badanalı, tek katlı küçük köy okulları köylere Cumhuriyeti, uygarlığı, bilgiyi, aydınlanmayı getirmişti. Öğretmen köye tarımda, hayvan bakımında sağlık konusunda bilgice yardımcı oluyordu. Köy İhtiyar Heyeti’nin katipliğini yapıyordu. Köylü, el altından dinsiz diye tanıtılan köy eğitmenlerinin dini de iyi bildiklerini görüp ayılmaktaydı. Öğretmen köylüyle aynı dili konuşuyordu; Hepsi köy kökenliydi çünkü. Köyü, köylüyü iyi biliyordu. Köy için yetiştirilmişlerdi(3).’
17 Nisan 1948 tarihli bir genelge ile Köy Eğitmen Kursları kapatıldı.

HALKEVLERİ KAPATILIYOR

19 Ocak 1932’de Halkevleri faaliyetlerine başlamıştı. Amaç; eğitim-kültür ve aydınlanma seferberliğiyle aydın, bilgili ve bilinçli bireyler yetiştirmekti. Sinan Meydan halkevlerini şöyle sözlerini;
‘Halkevleri, o döneme kadar gençlerin okul ve arkadaş çevresiyle, anlatıyor;
yetişkinlerin cami ve tarikat çevresiyle sınırlı olan mekansal çerçeveyi genişletmesi ve böylece yeni ve çağdaş bir toplumsal katılım anlayışı yaratması ile sosyal bir devrim niteliği taşımaktadır’.

Halkevleri 2 Mayıs 1951’de kapatıldı, ancak 21 Mayıs 1961’den sonra Kültür Dernekleri adıyla yeniden çalışmaya başlayacaktır(4).

KÖY ENSTİTÜLERİ KAPATILIYOR

Köy Eğitmenleri Projesinden amaç; köy öğretmeni ve meslek erbabı yetiştirmekti. Tarım, büyük ve küçükbaş hayvancılığı, inşaat, müzik, el sanatları gibi köylünün günlük yaşamının ayrılmaz parçası olan bu alanlarda yetiştirilen kız öğrencilere köy hayatının geliştirilmesinde önemli bir vazife verilmişti. Tarlalarda ve sınıfta fedakarlık ruhu içinde pratik eğitim gören Enstitü mezunları, köylerde cehalet, yoksulluk, bağnazlığın amansız düşmanıydılar.

Özellikle kız mezunlar, gönderildikleri köyün öğretmeni, ebesi ve sağlık memuru olmuşlar, köy yaşamında önemli birçok eğitim ve hizmet işlerini büyük bir coşku içinde yerine getiriyorlardı(5).
Köy Enstitüleri 27 Ocak 1954’te tamamen kapatıldı.

'TÜRKİYE'DE SİYASET NASIL YÖN DEĞİŞTİRDİ'

Bakmadan Geçme!

KAPAT
'İSRAİL DEVLETİ NASIL KURULDU'