Dalga Dalga 'Hayrola Cübbeli'

7356 izlenme03 Haziran 2020
Reklamlar
Darbe tartışmalarının devam ettiği şu günlerde konuyla ilgili sürpriz bir çıkış da Cübbeli Ahmet Hoca olarak bilinen Ahmet Mahmut Ünlü'den geldi. Ahmet Hakan’ın iki yıl önce söyledikleri gündem oldu.

‘RÜYALARA GÖRE DARBE TEHLİKESİ VAR’
Hadi Özışık'ın Youtube kanalına konuk olan Cübbeli Ahmet Hoca, 7 ay önce bir rüya gördüğünü belirterek, "Ben bu rüyayı yakın görmedim. Yakın derken var 6-7 ay. Bir kaç rüya gördüm 15 Temmuz'dan sonra. Bu rüyalara göre darbe tehlikesi var. Askeri bir darbe. Ben durduruldum, indirildim, kimlik soruldu. Sokağa çıkma yasağı var. Bu şekilde gördüm. Allah muhafaza buyursun" şeklinde konuştu.

CÜBBELİ’DE RÜYA BİTMİYOR
Cübbeli Ahmet, Ahmet Hakan'ın Kanal D'deki görevine son verilmesinin ardından, sosyal medya hesabından "Umrede yaptığımız duâlarda bazı kişileri Allâh'a havale etmiştik. Ertesi gün Ahmet Hakan'ın Kanal D'den ayrıldığını işittik" paylaşımında bulunmuştu.

HAKAN ‘HALA FETÖ’YÜ RÜYANDA GÖRÜYOR MUSUN’
Ahmet Hakan iki yıl önce yaptığı açıklamada Cübbeli Ahmet'in 5 yıl önce verdiği röportajdaki "Rüyada bana bildirilir. Benim rüyam çıkar. Fetullah Gülen Hocaefendi’yi rüyamda gördüm. Bana dua ediyordu. Benim için üzüldüğünü söylüyordu" sözlerini hatırlatarak "Be hey Cübbeli! Sen yine Fetullah Gülen’i rüyanda görüyor musun? Hocaefendin senin için yine dua ediyor mu? Üzülüyor mu senin için? Ha? Nedir? Bir anlat hele" ifadesini kullanmıştı.

CÜBBELİ NAKŞİ GÜLEN DE NAKŞİ
Halidi Nakşibendi Tarikatının bir kolu olan bu Gülen Cemaati hakkında çok konuşuldu; Işık evleri, abiler, ablalar, imamlar, siyaset ve ticaret sarmalının bir sonucu olarak Türkiye, Fetö gerçeğiyle karşı karşıya bırakıldı. Bunların her biri ayrı ayrı inceleme ve araştırma konusu olabilecek bir derinliğe sahip ama bu bizim konumuz değil. Bununla birlikte, peş peşe üç darbe yapıp kendini siyasetin karanlığına gizlemesini bilen bu Fetö’ye bir açıklama getirmenin gereği ortada olduğu için, ana gövdeye de bir gözatılması gerekiyor.

MİSYONER YAPI
Devlet içinde ürkütücü bir istihbarat ağı kuran bu Misyoner kadro, Türkiye çapında örgütlü olmasına rağmen nedense hala ortaya çıkarılmış değil. Yoksa bu kripto kadro tıpkı Erdoğan'ın ‘akıllı olanlar kaçtı’ sözüyle ifade ettiği gibi kaçıp gitti mi, kim bilir? Ama aklınızda olsun, ülkemizde kelimenin tam anlamıyla casusluk şebekesini kuranlar işte bu Gülen’in abi ve ablalarıdır. Diyeceksiniz ki ‘nereden biliyorsun?.. Yaşadığım bu ömrün yarısı terör ve kaçakçılıkla mücadele ile geçti, diğer yarısı da üst düzey güvenlik eğitim ve öğretimiyle geçti.

GÖZÜN GÖRDÜĞÜNÜN BELGESİ Mİ OLUR
Kulakları çınlasın Osman Pamukoğlu Paşam sanıyorum dönemin Cumhurbaşkanı Süleyman Demirel’e ‘İran’a harekat yapılması gerek’ dediği zaman o da sormuş ‘var mı belgesi, nereden biliyorsun’ diye. Pamukoğlu’nun cevabı belki abartılmış olabilir ama ana hatlarıyla şöyle; ’Duvara horoz resmini asmışsınız, altına da bu bir horozdur diye yazmışsınız, olur mu böyle şey!.. Dünyanın her yerinde horoz horozdur’ demiş yani gözlerin gördüğünün belgesi olur mu gibisinden. Diyeceğim o ki bu abi ve ablalar kurucu kadrolar, seçici, arayıcı, bulucu ve eğitici kadrolar, bunların işi bu zaten, şebeke!..

CEMAAT İLE AKP ARASINDA NE FARK VAR
Bu toplum yine haklı olarak terör örgütüyle Cemaat arasındaki çizgiyi ayırt etmekte zorlanıyor. Toplum, cemaat ile bugünkü siyasi iktidar arasındaki bağları da kavramakta zorlanıyor. Çünkü yıllar boyu ‘hizmet hizmet’ deyip ‘muhterem Hocaefendi’ deyip etrafında pervane olanlar, şimdi ise aynı kişiye ‘terörist’ demeye başlayınca haklı olarak akıl karışıyor Ve bu zihin karmaşası, Fetö ile mücadelede olması gereken toplum desteğinin sessizliğe bürünmesine yolaçıyor.

DEVLETİN KILCAL DAMARLARINA NASIL SIZDILAR
Oysaki bu Cemaatin devlet içinde devlet olmaya giden sürecine izin verilmemiş ve bu mücadele zamanında yapılmış olsaydı, başta Kod Ergenekon kumpası, ardından 17/25 operasyonu ve derken 15 Temmuz belki de hiç yaşanmış olmayacaktı ve toplum gelecekten endişe duymak yerine kendini güvende hissedebilecekti ama süreç nedense böyle yürümedi. Cemaatle başlayan yapının neden ve niçin devlete sızmasına izin verildi sorusu hala cevabını bulamadı. Ancak medya eliyle gözlerine perde çekilmek istenen bu toplum bir cevap arayışından yine de vazgeçmedi.

BAKLAVACI ÇAYCI BÖREKÇİ DEĞİL BUNLAR
Sonuç olarak diyeceğim o ki geçmişten ders alıp bu mücadeleyi kesin bir sonuca ulaştırmayı düşünen bir Türkiye örgütü iyi çözümlemeli, bu tehdidi gerçek boyutlarıyla ele almalı ve mücadelede öncelikli hedeflerini iyi seçmelidir. Şu sıralar görüyoruz işte…Her gün neredeyse üç beş on elli yüz kişi gözaltına alınıyor, kimi tutuklanıyor kimi ise serbest kalıyor. Ajanslara düşen haberlerden bunların hepsinin ankesörlü telefonlara konu olduğu için soruşturmaya tabi tutulduğu anlaşılıyor. İyi tamam da tepedeki kripto hücreler açığa çıkarılmadan buradan ne sonuç beklenebilir ki? Birkaç milyonu aşkın kişinin şu ya da bu şekilde var olan Cemaat ilişkisi gözönüne alındığında, isterseniz her gün binlerce kişiyi gözaltına alın, soruşturma yapın, tutuklayın ama aldığınız bu kişilerin kripto hücrelerle bağı yoksa, mücadeleniz boşadır, göstermelik olur, bu da hem topluma hem devlete zarar verir.

Erdal Sarızeybek

Önerilen Videolar

Bunlar da İlginizi Çekebilir

Özdil Açıkladı '5 Milyon Dolar' 'Erdoğan'a verilen madalyanın CANLI GÖRÜNTÜLERİ' Açık Açık 'Görüntülendi' Öcalan'a karşı askerlerimizin girdiği Çatışmada Neler Yaşandı?

Bakmadan Geçme!

KAPAT
İşin Rengi Değişiyor: 'Biz Yaptık'