Botan Beyliğinin kuruluşuna zemin hazırlayan tarihsel süreç Çaldıran’la başlamıştı. Bölgedeki Kürt aşiret reisleri bu dönemde bir devlet düzen ve yönetimine geçirilmiş; Yavuz Sultan Selim, Şah İsmail’in ordularını yendikten sonra İdris-i Bitlisi eliyle bölgenin Kürt aşiret reisleriyle bir anlaşma yapmış ve onlara beylik vermişti. Kürtler yarı yerleşik göçebe hayatından alınmış, bir devlet düzen ve yönetimine kavuşturulmuştu. Osmanlı’nın bu yönetim şekline ilişkin fermanı şuydu;

‘AŞİRET AĞALIĞINDAN BEYLİĞE’
‘Kürt beyleri bağımsız olacak; Beyliklerde yönetim, Sultan’ın onayından geçmek şartıyla, Kürt geleneklerine göre soydan geçecek; Kürtler, Osmanlı yanında savaşa katılacak, Osmanlılar da Kürtleri olası bir saldırıya karşı savunacak; Kürtler, geleneksel Halifelik Hediyesi’ni ödemekle yükümlü olacak; Kürt beylikleri, Sultan ile birlikte savaşa katılmak zorunda olmalarına rağmen sınırlarını genişletemeyecekler.’

Bu fermanla Anadolu’nun doğusu üç yönetim şekline ayrıldı; Hükümetler, Yurtluk-Ocaklık ve Sancaklar kuruldu. Doğu Anadolu’da yeni bir dönem başlıyordu; Mirler, Emirler, Ağalar, Beyler. Osmanlı Devlet Tarihi’ni yazan Hammer bu yeni yönetim düzenini şöyle görüyor;

‘YEREL YÖNETİM’
O zamanlar Kürdistan denen bölgenin -hemen hemen kale sayısı kadar- birçok emiri vardı. Buralar kendilerine göre özel bir durumdaydı. Beylerin ve diğer deyimle aşiret reislerinin bağımsız denecek kadar fikirleri, ahalisinin sert karakteri, cenkçi gelenekler kesin bir otorite için elverişli değildi… Bu bakımdan Kürdistan’ın, o zaman kurulan ve yüzyıllar boyunca süren idare usulü Osmanlı Devleti’nin diğer eyaletlerinin organizasyonundan oldukça farklı olmuştur. Bütün bu değişik aşiretler, başkanlıkları babadan oğla geçen şeflerine kuvvetle bağlıydı. Bu şeflerin sözleri adeta kanun hükmündeydi…’

Botan beyliği işte böyle kurulmuş bir beylikti, Bedirhan’ın ‘Bey’ oluşu da bu temel üzerinde ortaya çıkmıştı. Bedirhan’ı ‘Bey’ yapan Botan’a gelince, bugünlerde siyasi Kürtçülerin dilinden düşmeyen ünlü bir isim bu Botan, aynı zamanda moda; Diyarbakır’a Amed, Tunceli’ye Dersim, Nusaybin- Kilis-Suruç hattının güneyine Rojova dedikleri gibi Cizre’ye de Botan diyorlar ama Botan sadece Cizre değil, Siirt-Şırnak illerine de Botan diyorlar…

BOTAN NERESİ
Bilinen coğrafya açısından Botan, Mezopotamya’nın bir parçası. Mezopotamya ise Dicle ve Fırat nehirleri arasında kalan bölge; Erzurum ilinden başlıyor Fırat ile, Elazığ’dan başlıyor Dicle ile Anadolu’nun güneyini katederek Basra Körfezi’ne ulaşıyor yani bu iki nehir arasında kalan bölgenin adı; Mezopotamya. Körfeze dökülmeden önce buluştukları yer Şatt’ül Arap adıyla biliniyor.

Araplar Mezopotamya’yı iki eyaletle çizmiş; Bağdat ve güneyinde yer alan bölgeyi ‘el-Irak’, kuzeyde Diyarbekir’e kadar uzanan bölgeyi ise ‘El-Cezire’ olarak adlandırmış yani Yukarı Mezopotamya. Yukarı Mezopotamya’yı da üç bölgeye ayırmış: Başkenti Musul olan Diyar-ı Rabia; başkenti Rakka olan Diyar-ı Mudar ve merkezi Diyarbakır olan Diyar-ı Bakr. Osmanlı yönetimi ise bu bölgeyi Musul Eyaleti olarak adlandırmış ve yönetmiş. Başta sözü edilen Botan(Bohtan) beyliği bu Musul Eyaleti’nin bir parçası; kimi zaman Diyarbakır’dan kimi zaman da Bağdat’tan yönetilmiş; merkezi ise Cizre.

MUSUL ‘EL CEZİRE’
Arapların deyişiyle el- Cezire olan Musul vilayet bölgesinin emirleri kendilerinin Emevi soyundan geldiklerini iddia ediyor. Bu reisler önceden Yezidi’dir, sonradan Müslümanlığa geçmişler. Süleyman bin Halid’in ölümünden sonra da üç oğlu bu bölgeyi aralarında paylaşmış; Şerefname bu ailenin mülkünü Vilayet-i Boht olarak göstermiş, Mir Abdulaziz Cizre’yi almış. Rus yazar Celile Celil Bohtan Emirliği’nin adının Bohti’den geldiği söylüyor ve Bohti aşiretinin diğer Kürt aşiretleri arasında özel bir yerinin olduğuna şöyle vurgu yapıyor;
‘Onlar, savaş için değerli araç ve gereçleriyle Arap atları, Mısır kılıçları ve Şam hançerleriyle değişmez müşterileridir. Kendilerine güven duyarlar, savaş ve çatışmalarda düşmanın karşısına tek vücut olarak çıkarlar ve kesinlikle bükülmezler. Bunlar onları Kürdistan’daki benzerlerinden ayırmıştır.’

YOLLAR YA ERMENİ YA YAHUDİ’YE ÇIKIYOR
Bu savaşçı Kürtlerden yola çıkan Celil, ‘Kürtlerin özgürlük mücadelesi’ olarak adlandırdığı isyanların merkezi olarak Botan’ı gösteriyor ve isyan reisi olarak da Bedirhan Beyi işaret ediyor. Bu noktada Celil’in Botan aşiretini Cizre’den alıp Mısır ve Şam’a nasıl dayandırmış olduğu ise merak konusu; Arap atı, Şam hançeri ve Mısır kılıcından yola çıkıp Botan’a nasıl ulaşabilmiş, ilginç. Öte yanda bu benzetmesiyle İsrailoğullarını çağrıştırıyor. Çünkü Tevrat, ‘Şam yanacak, Babil yıkılacak, Mısır karışacak ve İsrail bir kolunu Mısır’a bir kolunu İran’a dayarak Büyük İsrail’i kuracak’ , diyor ve bu Tevrat kehaneti yakıştırmasında Bedirhan Bey’in ne işi var, diye ister istemez düşünüyor insan…

BOTAN BEYİ BEDİRHAN

Siyasi Kürtçüğün bir başka kalemşörü Kaws Kaptan’ın ‘Botan bakışı’ Celil’den farklı değil, o da ayrılıkçı düşünüyor, şöyle ki; ‘Kürdistan’ın 1843 yılında bulunduğu siyasi durum, Botan’da Kürt ulusal kurtuluş hareketinin gelişmesine yardımcı oldu. Botan Emirliği’ne yurtsever ve yetenekli bir insan önderlik ediyordu.’
Kaws Kaptan’ın bu sözlerinde geçen önder Bedirhan Bey’dir. Bedirhan’ın 15 yaşında Botan Beyi olduğu anlaşılıyor ; oğlu Emin Bedirhan’a göre, 1806’da Cizre’de doğmuş. Tıpkı Rus yazar Minorsky’nin Boht aşiretini Mir Abdulaziz’e bağlamış olduğu gibi, Emin Bedirhan da soy geçmişini Azizi, Aziziye veya Azizhan adıyla ün yapmış olan Cizre Botan beylerinin soyuna bağlamış …
Coğrafyası, kuruluşu ve tarihsel süreci bilinse de, Bedirhan Bey’in soy ağacı umulduğu gibi açık değil, ileride karşımıza çıkacak olan Şeyh Ubeydullah gibi oldukça gizemli…

Erdal Sarızeybek

Düğüm 'Cizre/Botan'

Bakmadan Geçme!

KAPAT
Dikbayır 'Utanın İstifa Edin'