‘Osmanlı’da Bedirhanoğulları’ Bedirhan Bey hakkında yazılanların çoğu Kürtçe düşünen kaynaklara ait. Bunlar arasında önemli bir yere sahip olan Malmisanıj Bedirhan Bey’i Kürtçülüğün babası olarak gösteriyor ve onu olağanüstü tasvirlerle bakınız nasıl süslüyor;

‘KÜRTÇÜLÜĞÜN BABASI’
‘1835’te ‘Kürdistan Beyi olan Bedirhan Bey giderek güçlendi ve yörede etkinliği arttı. On iki yıl boyunca kendi adına hutbe okuttu. Kendi adına sikke bastırması da onun ne derece güçlendiğini gösterir. Cizre’de barut üretimi için iki fabrika kurduran Bedirhan Bey, savaş ve silah konusunda uzman yetiştirmek için Avrupa’ya Kürt öğrenciler gönderdi. Van Gölü’nde gemi yapım çalışmalarına da başladı…

‘KÜRTÇÜLÜĞÜN BİR NUMARASI’
Bazı kaynaklarda ‘Kürt ulusal hareketinin babası’ olarak anılan ve kimi araştırmacıların otoriter, gözüpek, ilerigörüşlü, kararlı, iyi bir askeri kumandan’ diye niteledikleri Bedirhan Bey egemenlik alanını Musul, Sincar, Viranşehir, Siverek, Diyarbekir, Siirt, Van, Şino, Urumiye, Mehabad, Revanduz arasındaki geniş bölgeye yaydı. Chris Kutschera’nın değindiği gibi, Bedirhan Bey 19’ncu yüzyıl Kürdistan bağımsızlık hareketinin unutulmaz bir ‘kahramanı’ ve tarihin çok uzun bir kesitinde başkaca bir Kürt’e nasip olmayan bir biçimde Kürdistan’ın bunca geniş bölümünü egemenliği altına alabilmiş bir Kürt beyidir…Hatta bazı kaynaklara göre o, Cizre’de Kürt hükümeti bayrağı dalgalandırmıştı.’

BEDİRHAN BEY’İN YAPTIĞI OSMANLI’DAN İMTİYAZ KOPARMAK
Malmisanıj’ın bu konuya tarafsız bir gözle bakabildiğini söylemek zor çünkü Botan Emiri Bedirhan Bey’in siyasi Kürtçü bir yanı görülmediği gibi, günümüzdeki ayrılıkçı siyasetle bir bağının bulunduğu yolunda ortaya konulmuş bir belge de yok. Altan Tan dahi böyle bir iddiayı ileri sürmüyor. Yazar Tan, Bedirhan Bey’in Osmanlı’ya karşı çıkışını iki neden bağlamış: ilki, Diyarbakır’a bağlı Cizre şehrinin 1843’te Bağdat’a bağlanışı nedeniyle çıkan ihtilaf; ikincisi ise Bedirhan Bey’in Hıristiyan Nesturileri katledişi üzerine Osmanlı ile arasında çıkan ihtilaf.

‘BEDİRHANOĞULLARI BABALARINDAN ÖNDE’
Bedirhan Bey’in bir de oğulları var ama bunlar bilindik bir ‘bey oğlu’ gibi değil ya isyanla, ya cinayetle, ya da sürgünle anılıyor…
1877 Osmanlı-Rus savaşına katılan Osman ve küçük kardeşi Hüseyin Kenan Bedirhan 1878’de Botan yöresinde bir ayaklanma çıkarmış. Bu olaya Osmanlı’ya yazılmış isyan süreçlerinde pek rastlanmıyor, belki önemli görülmemiş olabilir. Daha ziyade siyasi Kürt hareketine sözcülük edenlerce öne çıkarılmış… İsyan şöyle; Osman ve Hüseyin Kenan Bedirhan topladıkları silahlı adamlarla Şirvan’a gitmiş, bölgenin etkili ismi İsmail Bey’le ayaklanma konusunda görüşüp ondan ve diğer birçok Kürt ağasından destek almışlar.

Osmanlı’nın haberleşmesini sekteye uğratmak için telgraf hatlarını kesmişler. Daha sonra yöreye askeri güç gönderilince Kürt kuvvetleri dağılmış, tutunamayan Osman ve Hüseyin Beyler Cizre’ye çekilmiş. Bir başka Bedirhanoğlu Bahri Bey aracı olunca, yakalanmış ve İstanbul’a gönderilmişler. Bu olay yaşandı mı yoksa olduğundan fazlası mı anlatılmış, bunu bilemiyoruz ama Osman ve Hüseyin Kenan Bedirhan Bey’in oğulları olduğunu biliyoruz.

‘BEDİHANOĞULLARI İSYANLARDA’
1889’da(kimi kaynaklara göre 1899’da) Emin Ali ve Mikdat Bedirhan bir başka ayaklanma girişiminde bulunmuş…
Olay şöyle; Botan’da bir isyan çıkartmak amacıyla her iki Bedirhan İstanbul’dan Trabzon’a gelir. Oradan Cevizlik’e geçer. Önceden kararlaştırıldığı üzere Kürt güçleriyle buluşma sağlanır. Birlikte Cizre’ye geçecekleri sırada Bayburt yakınlarında Osmanlı güçleriyle karşı karşıya gelirler. Tutunamazlar ve Ergani Madeni dağlarına çekilirler. Takviye kuvvetlerin gelmesiyle iki kardeş teslim olmak zorunda kalır. Hepsi bu. Emin Ali ve Mikdat, Bedirhan Bey’in oğullarıdır.


HEP OSMANLI’YA KARŞI
1899’da bir garip Bedirhan olayı yaşanır…
Malmisanıj’ın anlatımına göre Bedirhanilerin yazıp imzaladığı ama içeriğinin ne olduğu bilinmeyen bir kağıt parçası devlet yetkililerinin eline geçince bu kez Ali Şamil, Emin, Murat, Hasan ve Kamil Bedirhan tutuklanırlar. Bir süre Taşkışla’da kaldıktan sonra, başkalarıyla görüşmeleri yasaklanarak Bab-ı Zaptiye tutukevine gönderilir ve orada üç ay kalırlar. Kendilerini savunmak için Kont Ostrorof’u avukat tayin edince, Sultan II. Abdulhamid yönetimi davaya bir yabancının müdahil olmasını istemez onları serbest bırakır. Bu olayda ismi sayılanların tamamı Bedirhan Bey’in oğullarıdır.

SÜRGÜN/OLAY AİLE
Bedirhanların adı adli asayiş olaylarında da geçer…
1906’da Üsküdar Belediye Başkanı(Şehremini) Rıdvan Paşa’nın birkaç Kürt tarafından öldürülmesinde parmağı olduğu gerekçesiyle Ali Şamil Paşa, yeğeni Abdurrezzak Bedirhan ile birlikte tutuklanmış ve Mekke vapuruyla Trablusgarp’a sürgün edilmiş. Sultan II. Abdulhamid bununla yetinmemiş Rıdvan Paşa’nın öldürülmesinden dolayı Ali Şamil Paşa ve Abdurrezzak Bedirhan’la akrabalık, dostluk veya hizmet arkadaşlığı nedeniyle yakından uzaktan ilgisi olan tüm kişilerin yakalatmış.

Bunun üzerine, içlerinde 39 subay ile bazı çavuş ve başçavuşların da bulunduğu askerlerin bazıları Yemen’e, diğerleri İşkodra’ya sürgün edilmiş. Emin, Esad, Ahmet ve Abdullah adlı kişiler ise idama mahkum edilmiş. Bazı kaynaklara göre, Cumhuriyet’in kurulmasından sonra Emin Ali Bedirhan ve oğullarından Süreyya, Celadet ve Kamuran hakkında da ölüm kararı verilmiştir. Gerçekten de Rıdvan Paşa’yı bir Bedirhan öldürmüştür. Bu cinayet, Emin Ali Bedirhan’ın oğlu Süreyya tarafından doğrulanmıştır. Süreyya Bedirhan, Rıdvan Paşa olayı ardında yatan gizemi şöyle çözüyor;


Bedirhanilerin son ferdiyim. 1947 yılından beri Paris’te bulunuyorum. Paris Üniversitesi’nin Yaşayan Diller Okulu Kürt Dili ve Edebiyatı Kürsüsü profesörüyüm. Yaşım 73. 1895’te Şam’da dünyaya gelmişim. Küçük yaşta ailemle birlikte İstanbul’a yerleştim ve tahsilime burada başladım. Eski adı Mekteb-i Sultani olan Galatasaray Lisesi’nde bir süre okudum. Ailemizden birisi, bir husumet dolayısıyla İstanbul Şehremini Rıdvan Paşa’yı öldürdü. Bunun üzerine Bedirhanlar, Padişah Abdulhamid tarafından sürgüne gönderildik. Bu yüzden tahsilimi yarıda bırakmak zorunda kaldım. 1908’de, 2’nci Meşrutiyet’in ilanı üzerine İstanbul’a geri döndük.’

Bu ailede görülen isyan karakteri sanırız Bedirhan Bey’den geliyor…
Günümüz AKP siyasetinin önemli ismi Adıyaman’dan Dengir Mir Mehmet Fırat ya da PKK siyasetinin önde gelen ismi Mardin’den Ahmet Türk ya da önceki siyasi hareketlerde yer alan Hakkari’den Mustafa Zeydan, Bitlis’ten Kamran İnan gibi pek çok şahsiyet bu anlatılan feodal yönetim şeklinin günümüze kadar gelebilen isimleridir.

Kısacası bu beylikler 1846’da kaldırılmış olsa da, günümüzde soy ağaçlarının tıpkı eskisi gibi yaşadığı da bir gerçektir. Hele ki Bedirhan Bey’in oğullarıyla ve devamlarının geçmişten günümüze izledikleri siyasetle Türk siyasi tarihinde derin izler bırakmış olduğu açıktır.

Erdal Sarızeybek

Gizemli Hanedan 'Bedirhani'

Bakmadan Geçme!

KAPAT
Suriye'den Ne İstiyorlar?..