27 Kasım 2020 günü İran’ın Fars haber ajansı, İngilizce yayın yapan devlet kanalı Press TV ve İran Radyo Televizyon Kurumu tarafından uluslararası ajanslara servis edilen haberde, 'İran nükleer programının babası' diye nitelenen Muhsin Fahrizade'ye Tahran eyaletine bağlı Absederd ilçesinde suikast düzenlendiği ve bunun sonucunda yaşamını yitirdiği duyurulmuştur. İran Savunma Bakanlığı'ndan yapılan açıklamada olay doğrulanmış ve Fahrizade'ye suikastın 'terör saldırısı' olarak değerlendirildiği açıklanmıştır.

‘İRAN’DAN KINAMA ÇAĞRISI’
İran Dışişleri Bakanı Cevad Zarif tarafından saldırıya ilişkin yapılan açıklamada da İsrail'in yapılan saldırıyla doğrudan bağlantılı olduğuna dair işaretlerin bulunduğu ifade edilmiş ve ‘İsrail'in rolüne dair ciddi belirtiler gösteren bu alçaklık, faillerin çaresizce savaş çığırtkanlığı yaptığını gösteriyor. İran uluslararası toplumu - ve özellikle de AB'yi - utanç verici çifte standartlarına son verip bu devlet terörü eylemini kınamaya çağırıyor" denilerek uluslararası topluma kınama çağrısında bulunulmuştur.

NEDEN İRAN
1982 yılında Dünya Siyonist Dergisi Kivunim’de önsözünü İsrael Shahak’ın yazdığı, Yahudi bir diplomat olan Oded Yınon imzalı ‘1980’lerde İsrail için Strateji’ başlıklı bir plan yayımlandı. Bu planda İsrail’in Ortadoğu coğrafyasında varlığını koruyabilmesi için izlemesi gereken siyasi ve askeri stratejik yol haritası çizildi. Bu yol haritasında ‘NÜKLEER VE KONVANSİYONEL SİLAHLARIN GÜÇ VE VARLIĞI’ hem İsrail için hem de Batılı ülkeler için ‘ölümcül tehdit’ olarak nitelendiriliyordu.

İRAN’A GİDEN YOL
Yine bu planda Müslüman coğrafyada bir Haçlı Kalesi olarak kurulan İsrail’in yaşamsal bir tehdit olarak değerlendirdiği bu tehditlerin yok edilebilmesi için izlemesi gereken öncelikli siyasi ve askeri strateji şöyle sıralanmıştı;
Önce İran ile Irak’ın birbirine karşı savaştırılarak askeri ve ekonomik güçlerin kırılması,
Ardından tehdit sıralamasında ilk yeri alan Irak’ın üç parçalanması ve kuzeyinde bir Kürt devletinin kurulması,
Irak etkisiz hale getirildikten sonra Suriye’nin parçalanması,
Nihayetinde Mısır’da iç savaş çıkarılarak İsrail yanlısı bir yönetimin işbaşına getirilmesi.

İSRAİL’İN ORTADOĞU PLANI AÇIK
Dünya Siyonist Dergisi Kivunim’in Şubat 1982 sayısında yayımlanan İsrail’in Ortadoğu Planı’nda Suriye ile ilgili özel değerlendirme şöyledir:

‘ÖNCE IRAK SONRA SURİYE NİHAYETİNDE İRAN’
“Suriye etnik ve dini yapısına istinaden tıpkı bugün Lübnan’da olduğu gibi birkaç eyalete bölünecek ve kıyıda Şii-Alevi bir eyalet, Halep bölgesinde Sünni bir eyalet, Şam’da Kuzey komşusuna düşman olan bir diğer Sünni eyalet olacak ve Dürziler de belki bize ait olan Golan’da, mutlaka Havran’da Kuzey Ürdün’de başka eyaletler kuracaklardır. Bu gelişmeler uzun vadede barış ve güvenlik için garantör olacaktır ve bu hedef bugün bile erişebileceğimiz bir noktadadır “

AYETLERLE SAVAŞ PALNI

1982 İsrail’in Ortadoğu Planı askeri strateji açısından değerlendirildiğinde, Irak, Suriye ve Suriye’de ABD’nin uyguladığı savaş taktiklerinin bire bir Musevilerin kutsal kitabı Tanah/ Tevrat’ta geçen ayetlerle doğrudan bağlantılı olduğu görülmektedir. Tevrat’ta geçen ayetler şöyledir;
-İran için;
‘Amots oğlu Yeşaya’nın Babil’le ilgili bildirisi: Feryat edin! Tanrı diyor ki, Kötülüğünden ötürü dünyayı, suçlarından ötürü kötüleri cezalandıracağım. Gümüşe değer vermeyen, altını sevmeyen Medleri onlara karşı harekete geçireceğim. "
Medler İran, Babil ise Irak’tır…

-Irak için;
‘“Ey Babil, erden kız, in aşağı, toprağa otur… Öç alacağım, kimseyi esirgemeyeceğim... Onu durduracak büyü yok elinde, başına gelecek belayı önleyemeyeceksin. Üzerine ansızın hiç beklemediğin bir yıkım gelecek… Gençliğinden beri alışveriş ettiğin herkes kendi yoluna gidecek, seni kurtaran olmayacak.’ 

-Suriye için;
‘İşte Şam kent olmaktan çıkacak, Enkaz yığınına dönecek. Aroer kentleri terk edilecek, hayvan sürüleri orada yatacak, onları ürküten olmayacak. Efrayim’de surlu kent kalmayacak, Şam’ın egemenliği yok olacak. Sağ kalan Aramlıların onuru İsrail’in onuru gibi kırılacak... Eyvah, çok sayıda ulus kükrüyor, azgın deniz gibi gürlüyorlar. Halklar güçlü sular gibi çağlıyor. Halklar kabaran sular gibi çağlayabilir, Ama Tanrı onları azarlayınca uzaklara kaçacaklar. Rüzgarın önünde dağdaki saman ufağı gibi, Kasırganın önünde diken yumağı gibi savrulacaklar. Akşam dehşet saçıyorlardı, sabah olmadan yok olup gittiler. Bizi yağmalayanların, bizi soyanların sonu budur.’

İSRAİL’DEN TEO- STRATEJİK OYUNLAR
Sonuç olarak Ortadoğu’daki savaşları tetikleyen ABD ve İsrail’in uyguladığı savaş taktiklerinin hem Tevrat’ta hem de İncil’de yer alan bu ayetlerde geçiyor oluşu, bu ülkelere teo-stratejik güç kazandırmaktadır. Savaş planlarının kutsal kitaplarda yazılı ayetlerde geçen ifadelerle benzeşmesiyle, bu ülkelere Hristiyan aleminin maddi/manevi desteğini sağlamakta hem de Ortadoğu’da 30 yıldır süren savaşlar ve bu savaşlarda hayatını kaybeden milyonlarca insanın trajedisi karşısında Batı kamuoyunun olası tepkisinin önüne set çekilmektedir çünkü Hristiyan alemi bu savaşı ayetlerde geçtiği için kutsal bir savaş olarak görmektedir.

TÜRKİYE’NİN GÜVENLİĞİ
Öte yanda 1982 İsrail Planında hedef alınan ülkelerle ABD’nin BOP planıyla hedef alınan ülkeler Türkiye açısından aynıdır. Dolayısıyla her iki plan ve projenin birbiriyle örtüşmesi ve birbirini desteklemesi Türkiye’nin milli güvenliği açısından büyük önem arz etmektedir.

SÜREÇ İŞLİYOR
Bu küresel plan ve projeler etkisiz kılınmadığı takdirde, özellikle İran, Irak ve Suriye üzerinde oynanan küresel oyunlar sonucunda bu ülkelerde ortaya çıkacak olası parçalanmalar, Türkiye’ye çok yakın bir gelecekte ağır bir milli güvenlik tehdidi olarak geri dönecektir. Bir yanda İsrail’in Ortadoğu’yu parçalama ve kopan parçalardan İsrail’e müttefik yönetimleri iş başına getirme planı, öte yanda ABD’nin Büyük Ortadoğu Projesi geçerliliğini korumakta olup, İran, Irak, Suriye ve Mısır’da yaşanan olaylar bu tespitlerimizi doğrulamaktadır.

IRAK TAMAM SIRA SURİYE’DE
Söz konusu plan ve projelerin 30 yıldır uygulanmakta olduğu Irak’ta gelinen nokta ortada olup, Irak fiilen parçalanmış, kuzeyde bir Kürt devleti kurulmuş ve bağımsızlığın ilanı küresel konjonktürün sağlayacağı avantaja göre ortaya çıkacaktır. Irak kuzeyindeki bu Barzani Yönetimi halen PKK terör örgütüne destek vermekte ve bu örgütün PYD/YPG Suriye’de yürüttüğü faaliyetleri de desteklemektedir.

İŞ SURİYE ANAYASASINA KALDI
ABD ve İsrail projelerin hayata geçirildiği 2011’den günümüze Suriye’nin geldiği yer de ortadadır. Ülke halen iç savaşta olup, fiilen parçalanmış, Fırat’ın doğusunda da ABD-İsrail himayesinde bir Kürt devletinin temelleri atılmıştır. Halen Rusya-Türkiye-İran arasında yürütülen üçlü görüşmeler Suriye Anayasası üzerinde düğümlenmiş olup hem Rusya hem de ABD kendi lehine bir yönetimi iş başına getirebilecek bir anayasanın yürürlüğe girmesi için çaba sarf etmektedir.

BOP MASADA
Türkiye, 1991’den günümüze ABD’nin Irak politikasına tam destek vermiş ve destek halen devam etmektedir. Öte yanda Türkiye, her ne kadar Fırat’ın doğusunda yapılanan PKK/YPG terör örgütüne destek ve himaye sağladığı için ABD’ye yönetimiyle ters düşmüş gibi görülse de halen Türkiye’nin Suriye’de uyguladığı politika ABD ve İsrail planlarıyla ne yazık ki örtüşmektedir.

TÜRKİYE SALDIRIYI KINAMALI
İran’lı bilim adamı Muhsin Fahrizade’ye bugün yapılan suikast, İsrail’in yaşamsal tehdit olarak nitelediği İran’ın nükleer silahlanma girişimleriyle doğrudan bağlantılıdır. Doğal olarak bu saldırı İran Devleti tarafından tepkiyle karşılanmış ve saldırının arkasında İsrail olduğu yolunda güçlü işaretler verilmeye de başlanmıştır. Türkiye’nin kendisini de hedef alan küresel plan ve projeleri etkisiz hale getirebilmesi için, ABD ve İsrail’in açık hedef aldığı İran, Irak ve Suriye ile yakın ilişkiler kurması, Türkiye’nin kendisini de hedef alan küresel plan ve projelere karşı tavrını ortaya koyması açısından, İranlı bilim adamı Muhsin Fahrizade’ye yapılan saldırıyı açık ve net bir biçimde kınaması gerekmektedir.

Erdal Sarızeybek

Hava Sıcak 'Dünya Sessiz'