CHP İstanbul Milletvekili Enis Berberoğlu ile HDP’nin Hakkari Milletvekili Leyla Güven ve Diyarbakır Milletvekili Musa Farisoğulları’nın milletvekillikleri haklarında kesinleşmiş yargı kararları olduğu gerekçesiyle düşürüldü.

JET HIZIYLA İSİMLER SİLİNDİ
Berberoğlu, Güven ve Farisoğulları’nın isimleri, kararının açıklanmasından 5-6 dakika sonra TBMM’nin sitesindeki ‘Milletvekilleri’ sayfasından çıkarıldı, ‘Milletvekilliği Sona Erenler’ sayfasına taşındı. Üç ismin vekilliklerinin düşürülmesiyle TBMM’deki sandalye dağılımı şöyle oldu:

* Adalet ve Kalkınma Partisi: 291
* Cumhuriyet Halk Partisi 137
* Halkların Demokratik Partisi: 56
* Milliyetçi Hareket Partisi: 49
* İYİ Parti: 37
* Türkiye İşçi Partisi: 2
* Büyük Birlik Partisi: 1
* Demokrasi ve Atılım Partisi: 1
* Demokrat Parti: 1
* Demokratik Bölgeler Partisi: 1
* Saadet Partisi: 1
* Bağımsız Milletvekili: 6
Toplam: 583

‘AKP TIKANDI
Haber işte böyle… Bu siyaset bir yanda Irak ve Suriye’deki süreçlere destek verirken öte yanda Türkiye’nin anayasal düzenini, kanunlarını, devlet yapısını, kurumlarını ve Türk Ordusunu parçalı bir Irak parçalı bir Suriye’ye göre şekillendiriyor. Ve tüm bunlar 9 yıllık Özal iktidarı ve 17 yıllık Erdoğan siyasetinin yanlış olduğunu düşündüğümüz kararları sonucunda karşımıza çıkıyor. Belki ABD bile Türkiye’nin bu küresel projede bu kadar büyük bir hızla ilerleyebileceğini öngörememişti. Ancak bu noktada bu siyasetin daha ileriye gitme imkanı kalmadı çünkü artık millet görüyor. Barzani’yi görüyor, TRT’ye çıkarılan teröristleri ve buna verilen desteği görüyor. Dolayısıyla bu siyaset hem güç kaybediyor hem de bana sorarsanız vazifesini tamamladı artık değişmesi gerekiyor yoksa foya dökülecek artık.

TARİH 29 EKİM 2019
Önümüzdeki günlerde bu siyaset şekil değişebilir ki Abdullah Gül’ün ve Ahmet Davutoğlu’nun bu alandaki çalışmaları biliniyor yani AKP içinde bölünmeler yakın. Ancak bu demek değildir ki Türkiye’yi hedef almış küresel siyasi tehdit artık bitti. Böyle bir düşünce tarihi bir yanılgı olur çünkü biten bir şey yok, süreç işliyor. Sadece kılıklar değişiyor, isimler değişiyor, hepsi bu, o da gidişatı örtüleyebilmek için. Çünkü bugün AKP’de ortaya çıkan muhalifler denilen isimler zaten bu küresel projeye paralel olarak aynı çatı altında bugüne kadar yürümüş isimler değil mi?
Gül’ün, Babacan’ın ve de Davutoğlu’nun ‘Usta’nın Irak ve Suriye politikalarına karşı çıktığını duydunuz mu hiç? Ya da Barzani’ye ya da Amerikalı BOP’a?

HER ŞEY GÖZLERİMİZİN ÖNÜNDE YAŞANIYOR
Diyeceğim o ki bugün muhalif olarak anlatılan bu isimler aslında AKP’nin BOP siyasetini belirleyen isimler. Yani muhaliflikleri 18 yıldır süregelen bu siyasete karşı olduklarından gelmiyor. Gidişatı görüp trenden inenleri başka bir istasyonda geri toplayabilmek için atılmış bir adım bu. Erdoğan’ın tepki ve öfkesi altında da bu yatıyor. Erdoğan sert bir şekilde AKP’yi silkeliyor ve zaten ‘küskünüm’ deyip AKP’den ayrılacak olanlara Davutoğlu ve Babacan eliyle yeni bir kapı açılıyor. Ancak açılan bu kapılar hep aynı eve açıldığı için, işin aslı AKP’de değişen bir şey olmuyor. Sadece millet akıl ve vicdanında güç kaybeden bu siyaset vitrin değiştiriyor, kılık değiştiriyor ve yeniden sahneye çıkmaya hazırlanıyor, hepsi bu.

BAHÇELİ TÜKENDİ
Öte yandan Bahçeli yönetimindeki MHP zaten kendi eliyle kilit parti özelliğini yitirdi. Şimdilik bu köklü partinin geçmişten gelen mirasını yeniyor. Türk milliyetçileri, Ülkücüler takkenin altında yatan gerçeği kavradıklarında iş değişecek, değişecek ama medya öylesine kirli ki takke düşmüyor, temiz yürekler de asıl gerçeği bir anda göremiyor. Anlaşılan Bahçeli yönetimi kendini tüketinceye kadar bu durum sürecek gibi görünüyor. Bu arada vitrin değişebilir. Bahçeli ‘yanılmışım, aldanmışım’ deyip gidebilir ancak bu MHP Yönetiminin Usta’nın koltuğu altından kaçıp kurtulacağı anlamına gelmez. Tıpkı Babacan, Davutoğlu misali değişen sadece vitrin olur.

HDP FİGÜRAN
HDP’ye gelince o zaten küresel siyasi projenin bir ayağı. Eninde sonunda Fetö’nün siyasi ayağıyla buluşacak ve gerçeği görmeyen Kürt kardeşlerimizi peşinden sürüklemeye devam edecek, misyonu bu zaten. Belki bu buluşma Osman Öcalan üzerinden sağlanabilir, yeni bir parti de kurulabilir. Kardeşlerimizin bu sürüklenişten tek çıkış yolu, Türkiye’nin iktidarda olan bu siyasetini değişmesinden geçiyor ki, cumhuriyet ve demokrasinin temel değerleri üzerinde yükselecek bir siyasi iktidar yarım kalmış Atatürk devrimlerini hayata geçirmekle Kürt kardeşlerimizin tüm sorunlarını çözülebilir.

ŞİMDİ NE OLACAK
Şimdi Türkiye’de gündem değişecek, vatandaşın ekonomik sıkıntıları yerine bu vekillik düşürme vakası konuşulacak. Ekonomi örtülenecek, Suriye’de olan biten örtülenecek ve Türkiye’de yeni bir HDP/PKK tartışması başlayacak. Bu da AKP’ye PKK/FETÖ mücadelesini öne çıkarmak ve CHP’nin HDP’yle işbirliği yaptığı öne sürülerek muhalefete ağır bir baskı yapma imkanı verecek. Hatta AKP’nin bu yanlış siyasetini eleştirenlere karşı da hain damgası vurabilmek için ortam hazırlayacak.
Bu iş Türkiye’yi seçimlere sürükleyecek ve bu noktada her şey seçmene kalacak, seçmen isterse bu işi kökten çözebilecek güce sahip olduğunun hiç kuşku yok!..

GÖRÜNDÜĞÜ GİBİ DEĞİL
Şimdi Türkiye’de gündem değişecek, vatandaşın ekonomik sıkıntıları yerine bu vekillik düşürme vakası konuşulacak. Ekonomi örtülenecek, Suriye’de olan biten örtülenecek ve Türkiye’de yeni bir HDP/PKK tartışması başlayacak. Bu da AKP’nin PKK/FETÖ’ye karşı mücadelesi öne çıkarılacak. CHP’nin HDP’yle işbirliği yaptığı öne sürülerek muhalefet baskı altına alınmaya başlanacak, görünen köy bu.

‘ÖRGÜTE KARŞI DAVA AÇMADILAR
Görünen köy bu ama işler öyle değil. Her şeyden önce Soylu’nun öne çıkardığı PKK-HDP’ye karşı terörle mücadele adına AKP2nin canla başla çalıştığı savı doğru değil. Çünkü bir yanda HDP’ye milyonlarca liralık hazine yardımı yapılırken öte yanda PKK terör örgütüne karşı açılmış bir dava yok. Evet, yanlış duymadınız. Doğrudur bu iki örgüte karşı açılmış bir çatı dava yoktur. Görüyorsunuz işte asker ayrı yargılanıyor, sivil ayrı yargılanıyor. Üstelik yargılanan asker de her ilde ayrı ayrı yargılanıyor. Memleketin en akıllısı siz olsanız da, bu davalar arasındaki bağlantıyı kurmanız mümkün değil! Çünkü yargılamalar kişiler üzerinden gidiyor, örgüt üzerinden gitmiyor. Her kişi işlediği iddia edilen suçtan tek başına yargılanıyor, örgüt olarak değil! “

FETÖ’YE KARŞI AÇILMIŞ BİR DAVA YOK
Hep birlikte görüyoruz işte Boydaklar ayrı yargılanıyor, imamlar ayrı, F Tipi ayrı. Hepsi bir çatı altında toplanmadan ve birbirileri arasındaki bağ ortaya çıkarılmadan bu örgütün ne olduğunu çözülebilir mi? Kaldı ki bile bile bu yargılama usulünü seçtiklerine göre, büyük resmin belki de görülmesi istenmiyor. Ama iş Türk Ordusuna gelince, böyle yapmamışlardı. Kod Ergenekon demişler, tüm asker ve sivil kişileri Silivri’ye göndermişlerdi. Tek bir çatı dava altında hepsini yargılamışlardı. Peki bu Fetö için, bu PKK için tıpkısının aynısı neden yapılmadı ki?

İKİ ÖRGÜT DE YARGILANMIYOR
Öte yanda, PKK terör örgütü hakkında açılmış bir dava bile yok, dedim. Doğrudur. Bugüne kadar açılmış olan davaların hepsi kişilere yönelik bireysel suçlar, bireyler yargılanıyor ama örgüt tüm ayaklarıyla birlikte yargılanmıyor. Allah aşkına örgütbaşı Öcalan nasıl yargılandı? Bir tek kendisi yargılandı. Bir tek ona ceza verildi, örgüte değil! Böylece gözlerine perde çekilen toplum bir bütün halinde ne Fetö’yü görebildi ne de PKK’yı.

BU SİYASET DEĞİŞMELİ
Öte yanda İstanbul seçimi sonrasında Türkiye gelecek seçimlere ‘artık hiçbir şey eskisi gibi olmayacak’ sloganıyla yürüyor, güçlü bir umut var şimdi. Bu kutlu yürüyüş dalga dalga büyüyerek Türkiye’ye karşı konumlanmış küresel projenin yörüngesinde hareket eden bu siyaseti değiştirebilecek bir güce erişebilir ve iktidara gelebilir. Bu durumda mesele artık, Fetö’nün bir parçası olduğu ve arkasında küresel güçlerle iç desteklerin yer aldığı bu proje sahiplerine karşı tavır almaya kalır ki Türkiye’nin bunu yapabilecek gücü vardır. Türkiye’nin sahip olduğu insan ve ekonomik kaynaklarının yanı sıra tarihi ve coğrafyasının teo-stratejik zenginlikleriyle ortaya çıkan gücü bu tavrı koyabilmeye yeter de artar bile. Bize düşen Atatürk Cumhuriyetinin temel değerleri üzerinde yükselen bir siyaseti alıp başımıza taç etmek ve iktidara taşımak olmalı.

Erdal Sarızeybek

Haydi Bakalım 'Film Başlıyor'