Şimdi yıl 2018…

Türkiye'nin tüm kategorilerde milli gelirine göre en çok yardımı yapan ülke olduğunu söyleyen Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan "Birçok gelişmiş batılı ülkelerin mültecileri için dikenli tel ördüğü bir dönemde Türkiye 32 milyar yardım yapmıştır. Türkiye 4 milyonu aşkın sığınmacıya ev sahipliği yapıyor." diye konuştu(Kaynak: bloomberght, 27 Temmuz 2018).

Yani şu anda Türkiye’de dört milyonu aşkın sığınmacı bulunuyor ve bunları üç milyonu aşkını Suriye’den gelmiş sığınmacılar teşkil ediyor. Dünyada hiçbir ülke bu kadar sığınmacıyı kendi ülkesine almaz, almadı zaten, en fazla sığınmacıyı barındıran ülke Türkiye.

Bu sığınmacıların sayısı bir yana, onlar için harcanan milyarlarca dolar bir yana, geldikleri yerlerin de büyük bir önemi var Türkiye için. Çünkü bunlar Suriye doğusu ve kuzeyinden geliyor yani 1915 büyük Ermeni isyanı sonrasında Osmanlı tarafından tehcir edilmiş Ermenilerin gönderildikleri yerlerden… 

O dönemdeki sayıları yüzbinlerle ifade edildiği dikkate alınacak olursa, bir yüz yıl içinde sayılarının ne kadar artış olduğu da istenirse hesaplanabilir. Zaten Ermeni web sitelerinde -manşet resminde görüldüğü gibi- tehcirle giden Ermenilerin Suriye'de ikamet ettiklerinin yerler ve sayıları da yayınlanıyor...

1915’TE NE OLDU?

Birinci Dünya Harbinde İngilizler güneyden iki ayrı noktadan Osmanlı’ya saldırdılar. Birincici Basra Körfezi, diğeri de Mısır üzerinden. Ve bir anda Basra’dan zor da olsa ilerleyen ve Mısır’da savunmaya geçen İngilizler topyekun güçleriyle Çanakkale’ye saldırdılar. 

Amaç; Doğu’da hızla ilerleyen Rus müttefiklerine karşı ön almak, Saltanat ve Hilafet merkezi olan İstanbul’u ele geçirmek, Osmanlı’yı teslime zorlayarak savaşı bitirmek idi.

YA ÇANAKKALE GEÇİLSEYDİ

Düşünsenize bir… Çanakkale geçilmiş olsaydı, İstanbul düşecekti.
Padişah saltanatı ve Saray’ı koruyabilmek için –sonradan yaptığı gibi- teslim olacaktı. Padişah teslim olunca Osmanlı Orduları -sonradan yaptıkları gibi- lağvedilecek, askerler terhis edilip komutanlar savaş suçlarından yargılanacaktı tıpkı sonradan komutanları Malta’ya sürgüne gönderip yargıladıkları gibi.

Eğer ki Çanakkale geçilmiş olsaydı, İngilizler, savaşı zaferle kazanmış güç olarak Ruslara karşı avantaj elde edecek ve masa başında İngiliz kalemiyle haritalar yeniden çizilecekti. 

İşte bu haritalar çizilirken de 1897 Basel Siyonist Kongresinde fikri ve siyasi yapıya kavuşan İsrail devleti de hayata geçirilmiş olacaktı elbet etrafındaki yeni müttefikleriyle… Saf dışı kalan Osmanlı sonrasında İngiliz-Rus kıskacına düşen Almanlar kuvvetle muhtemeldir ki yenilecek –belki de- dünya savaşı erkenden bitmiş olacaktı.

İNGİLİZLERİN NİYETİ BELLİ OLUNCA RUSLAR DEVREYE GİRDİ

Öyle ya Ruslar, Çanakkale sonrasında İngiliz ve Fransızları neden anlaşmaya zorladılar? Çünkü ‘Çanakkale ne demek’ gördüler, İngiliz oyununu anladılar ve İngilizleri zorlayarak gizli bir anlaşma yaptılar.

Rusya’nın Boğazlar üzerindeki istekleri, Nisan 1915’te imzalanan bu anlaşmayla İngiltere ve Fransa tarafından kabul edildi. Buna karşılık, İngiltere ve Fransa’nın da Osmanlı Devleti toprakları üzerindeki talepleri Rusya tarafından kabul edildi. Böylece İstanbul Antlaşması’yla Doğu Anadolu ve Karadeniz Rusya’ya bırakılacaktı.

İstanbul bir şekilde uluslararası statüye bağlanacaktı. Osmanlı’nın güneydeki toprakları da İngiliz ve Fransızlar arasında pay edilecekti.İsrail de bu paydan nasibini elbette alacaktı. Hesap kitap buydu ama tutmadı, Çanakkale’yi geçemediler…

SİYON KATIR ALAYLARI

Burada bir not: Çanakkale savaşlarına İngilizlerin yanında bir de Yahudi Katır Alayları vardı. Siyonistler, bir zamanlar kendilerine toprak satmayan II. Abdülhamid’in Osmanlı’sına karşı savaş istiyorlardı. Amaçları, büyük savaş sonrası kurulacak masada öngörüldüğü gibi yer alabilmekti…

İngilizlerle irtibata geçtiler ve bir ‘Musevi Lejyonu’ kurulmasına karar verdiler.
Üç hafta gibi kısa sürede 500 asker, 750 katır ve 20 subaydan oluşan bir ‘Sion Katır Alayı’ kurdular; donattılar ve her askerin yakasına ‘sarı renkli Davut yıldızı’ işlediler.
17 Nisan 1915’te, bu Sion Katır Alayını Gelibolu’ya gönderdiler(1).
Siyonistlerin bu desteği Çanakkale’nin aşılmasına yetmedi, geçemediler.

Ermeni web siteleri bugün Suriye’de hangi bölgelerde ne kadar Ermeni’nin tehcirle geldiğini gösteren haritalar yayınlıyor…

Ve büyük Ermeni ayaklanması, 20 Nisan 1915’te, Van’da başladı…İsyan bastırıldı. 27 Mayıs 1915’te, günümüzde hala konuşulan Ermenilerin tehcir edilmesi kararı çıkarıldı. Kararın gerekçesi şu oldu;

‘SURİYE’NİN KUZEYİ VE DOĞUSUNA BÜYÜK TEHCİR’

‘Savaş yörelerine yakın bölgelerde oturan Ermenilerin bir kısmı ordunun harekatını zorlaştırır davranışlarda bulunmakta, halk saldırmakta ve isyancılara yataklık etmektedirler.

Bu yüzden Van, Bitlis, Erzurum vilayetleriyle Adana, Mersin, Osmaniye ve Kozan kazaları, Maraş’ın merkezi dışında Maraş Mutasarrıflığında, Halep vilayetinde, İskenderun, Antakya kazalarında oturan Ermenilerin yerleri değiştirilecektir. Bunlar, Musul ve Zor mutasarrıflıklarının Van vilayetiyle bitişik kuzey kısımlarına, Halep vilayetinin doğu ve güneydoğusuna ve Suriye vilayetinin doğusuna nakledileceklerdir(2)’.


Yazıldığı gibi yapıldı ve Ermenilerin bir kısmı Suriye’nin kuzeyi ve doğusuna tehcir edildi. Ermeni tehciri, Ekim 1916’da son buldu.

Şimdi yıl 2018…
Türkiye'nin tüm kategorilerde milli gelirine göre en çok yardımı yapan ülke olduğunu söyleyen Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan "Birçok gelişmiş batılı ülkelerin mültecileri için dikenli tel ördüğü bir dönemde Türkiye 32 milyar yardım yapmıştır. Türkiye 4 milyonu aşkın sığınmacıya ev sahipliği yapıyor." diye konuştu.

Yani şu anda Türkiye’de dört milyonu aşkın sığınmacı bulunuyor ve bunları üç milyonu aşkını Suriye’den gelmiş sığınmacılar teşkil ediyor.

BU SIĞINMACILAR KİM?

İlginçtir bunlara vatandaşlık hakkı, çalışma ve ikamet izni veriliyor; 30 milyar dolara yakın para harcanıyor ama işin trajik yönü şu ki bu sığınmacıların 1915’de tehcir edilmiş Ermeniler olup olmadığı hiç kimsenin akla gelmiyor. Oysaki bu sığınmacıların Suriye’den geldikleri yerlerle 1915 Ermeni isyanında tehcir edilenlerin gönderildikleri yerler hemen hemen aynıdır.

Eğer göç ettirilenlerle bugün gelenler aynı kişi ya da onların soy bağları ise yakın gelecekte Türkiye çok daha ağır bir sorunla karşı karşıya gelecek demektir. Çünkü Ermenistan bu tehcire ‘soykırım’ diyerek Türkiye’den toprak ve tazminat istiyor ve bu konuda yüzlerce dava açılıyor.

Eğer gerçekten de bu gelenlerle zamanında tehcir edilenler aynı kişilerse yarın bu sığınmacılar, Ermenistan’ın bu haksız taleplerine destek verecek, vatandaşlık hakkı alacakları için de Türkiye’de dava açabileceklerdir.

İç hukuk yolları tüketildiğinde ise bu davalar uluslararası mahkemelere taşınabilecektir. Ama bu kez ortaya daha tuhaf bir durum çıkacak –sığınmacılara vatandaşlık verildiği için- bu davaları açanlar Türk vatandaşı kimliğini taşıyanlar olacak, uluslararası hukuk arenasında daha güçlü hale geleceklerdir.

SONUÇ

Birinci Dünya Harbinde, Osmanlı Devleti Doğu’da Ruslara karşı savaştı, tutunamadı geri çekilmeye başladı ve toprakları Ruslar tarafından işgal edildi. Böylesi bir işgal ve savaş döneminde Van’da Ermeniler, Hakkari’de Nesturiler isyan çıkardı. O savaş koşullarında bu isyanlar bastırıldı ve Nesturiler İran ve Irak kuzeyine kaçtı, Ermenileri ise Suriye kuzeyi ve doğusuna tehcir edildi.

Bugün Türkiye hem Suriye hem de Irak’la sorunlar yaşamaktadır. Irak’ta, Ermeni Taşnak-Hoybun örgütünün günümüzdeki uzantısı olan pkk terör örgütü hudutlarımızda yuvalanmış hatta Irak hudutlarını aşarak Suriye hudut boylarını da ele geçirmiştir. Arkasında da Amerika desteği vardır. Çünkü Büyük Ortadoğu Projesinin bize görünen silahlı ayağı pkk terör örgütüdür.

Öte yanda, toprakları pkk terör örgütünün PYD YPG gibi farklı isimler altındaki uzantıları Suriye devletini tehdit etmektedir. Suriye’nin doğu ve kuzeyinde yer alan önemli miktarda topraklarını da işgal etmişlerdir.

Hem Irak’ta hem de Suriye’de konuşlu bu terör örgütlerine karşı doğal olarak Türkiye’nin Irak ve Suriye merkezi hükümetleriyle işbirliği yaparak bu tehditleri bertaraf etmesi en akılcı yaklaşımdır. Ancak şu andaki Türkiye siyaseti böyle bir yol izlemek yerine pkk terör örgütünü himaye eden Barzani ile ilişkiler geliştirmektedir.

Suriye’de durum daha vahimdir çünkü Suriye merkezi hükümetini düşman gören bir siyasetle olaya yaklaşan Türkiye bu tavrıyla Amerika ve İsrail benzeri bir siyaset izlemektedir. Çünkü Esad rejimini düşman görüp yıkılmasını isteyen İsrail-Amerika’dır. Amaçları da Esad rejimini devirip İsrail yanlısı bir hükümeti iş başına getirmek suretiyle İran’ı bölgesinde önce yalnızlaştırmak, ardında da İran rejimini devirmektir.

Tüm bunların yanı sıra, Türkiye Suriye’den gelen dört milyonu aşkın sığınmacıya ev sahipliği yapmakta ve milyonlarca dolar harcamaktadır. Gelen sığınmacıları normal yardımların çok çok üstüne ilgi gösterilmekte, eğitim ve sağlıkta ayrıcalıklar tanınmakta, vatandaşlık verilmekte, bir şekilde bu sığınmacıların kalıcı bir şekilde yerleşebilmeleri için her türlü destek sağlanmaktadır.

Eğer ki bu sığınmacıların birçoğu, 1915 tehciriyle Suriye’ye gönderilmiş kişiler ise, Türkiye yakın gelecekte çok ağır bir toprak ve tazminat talebiyle karşı karşıya kalabilecektir. Çünkü başta Ermenistan olmak üzere tehcir edilmiş örgütlü Ermeni toplulukları şimdiden bu taleplerini yüksek sesle dile getirmektedir. Türkiye şimdiden bu gelen sığınmacılar üzerinde küresel bağlantıları açısından araştırma yapmalı ve acilen tedbir almalıdır.

Türkiye bu sığınmacıların kalıcı hale dönüşmemesi için acilen tedbir almalıdır.
Türkiye, Irak ve Suriye’den gelen terör tehditlerini bertaraf edebilmek için hem Suriye hem de Irak merkezi hükümetleriyle işbirliği yapmalıdır.

Erdal Sarızeybek

Yararlanılan kaynaklar:
1. Mim Kemal Öke, ‘Siyonizm ve Filistin Sorunu’, s. 235, Kırmızı Kedi Yayınları, 2011.
2. Prof. Dr. Nurşen Mazıcı, ‘Ermeni Sorunu’nun Kökeni,’, s. 102, Pozitif Yayınları, 2007.

Başvuru kitabı: MENORA/ Işığın Gölgesindeki Darbe- Destek Yayınları

'HÜKÜMET BU HARİTAYI GÖRMÜYOR MU'

Bakmadan Geçme!

KAPAT
'İSRAİL'İN DERDİ BAKIN NEYMİŞ'