MAHABAD

22 Ocak 1946’da, Ruslar Mahabad’da geniş bir katılımlı bir toplantı düzenlediler. Aşiret liderleri, Molla Mustafa, KDP yöneticleri ve gözlemci Rus subayları bu toplantıda hazırdı.
Burada Mahabad Kürt Cumhuriyeti ilan edildi ve Kürt ulusal bayrağı göndere çekildi.
Kadı Muhammed ilk Cumhurbaşkanı seçildi(9).
Rusya, bu kez Kürt kartını oyuna sürmüştü.
Konu açıktı; Boğazlar üzerinde söz sahibi olamayan ve 1917 Ekim ihtilaliyle Ortadoğu’dan çekilmiş olan Sovyet Rusya, İran üzerinden hem Basra Körfezi’ne hem de Ortadoğu’ya inmeyi planlıyordu…
İran ise şaşkındı…

PETROL GELDİ SOVYET İŞGALİ BİTTİ

Sovyet işgali sürüyordu. 1942 ittifak anlaşmasına göre, savaşın sonra ermesiyle birlikte, altı ay içinde İran’dan çekilmesi gerekiyordu ama çekilmemiş, üstüne de İran’ın toprak bütünlüğü yok sayarak, biri özerk, diğeri bağımsız iki devlet kurmuştu. Meseleyi Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi’ne taşıdı. Ekim 1945’te kurulmuş olan Birleşmiş Milletler, böylesi karmaşık bir sorunun altına girmeyi kabul etmeyince, İran yalnız kaldı.

Sovyet Yönetimi’yle doğrudan görüşmeler yoluyla bu meseleyi halletmeye karar veren İran, gizli kalması koşuluyla, 4 Nisan 1946’da, Sovyet Rusya ile bir anlaşma yaptı; Sovyetler İran’dan askerini çekecek, buna karşılık İran petrolleri müşterek işletilecek, %51 hissesi de Sovyetlere verilecekti.Anlaşma imzalandı; 1946 Mayısında, Sovyet askeri işgale son verip İran’dan tamamen çekildi.

SOVYET RUSYA ÇEKİLİYOR

Sovyet işgali sona ermişti; Şah Rıza Pehlevi’nin ordularını hem Mahabad’a hem de Azerbaycan’a karşı harekete geçirmemesi için artık bir neden kalmamıştı. Kasım 1946’da, İran ordusu ülkede hükümet otoritesinin tesis edileceğini bildirerek önce Azerbaycan üzerine yürüyüşe geçti.

Azerbaycan ordusu silahlı direniş kararı almıştı; çatışmalar başladı. Rusya İran’dan yana tavır aldı. Bir yanda İran orduları, öte yanda Herki ve Şikak Kürt aşiretlerinin Tebriz’e saldırması üzerine Azerbaycan’da tam bir bozgun yaşandı; İran ordusu Tebriz’e girmiş, Azerbaycan insanı canlı hedef yapılmıştı(10).
13 Aralık 1946’da, Azerbaycan Cumhuriyeti yıkıldı.

Sovyet Yönetimi’nin 12 Aralık 1945’te kurduğu bu Türk devletinin varlığı ancak bir yıl sürmüştü. Aynı Rusya, ABD-İngiltere ile anlaşma sağladıktan sonra kendi kurduğu bu devleti yine kendisi yok etmişti.

Bununla birlikte Rusya, İngiltere’ye karşı Türk kartını iyi oynamıştı. Böylece bu bölgede bir Türk devletinin her zaman kurulabileceğini göstermiş, Kafkaslarda çizdiği bu örnekten yola çıkarak bir Türk kartını hem İran’a ve hem de İngiltere-ABD’ye karşı her zaman kullanabileceğini de işaret etmişti. Beklenen tek şey artık buna uygun bir ortamın ortaya çıkması olacaktı, kim bilir ne zaman…
Sıra Mahabad’a gelmişti…

MAHABAD YIKILIYOR

13 Aralık’ta, İran ordusundan General Humayuni ile Kadı Muhammed arasında görüşmeler başlatıldı. Molla Mustafa İran ordusuyla çatışırken, Kadı Muhammed ise Mahabad’ın kansız bir şekilde teslimi konusunda İran’la anlaşıyordu. Bu haberi alan Molla Mustafa Kadı Muhammed’e gitmiş, önce selam vermiş, sonra tepkisini açığa vurmuştu ama yapacak bir şey kalmamıştı.

Kadı Muhahammed Barzani’ye ‘Allah üzerine yemin’ ettirdi, Kürdistan’ın kurtuluşu için mücadeleye devam etmesi için sözünü aldı ve ‘Alın bunu size emanet ediyorum’ diyerek bazı madalyaları ile Mahabad’ın bayrağını Barzani’ye teslim etti; siyasi Kürt hareketi henüz bitmemişti.Ardından Kadı Muhammed Mahabad Kürt Cumhuriyeti’ni İran ordusu generali Humayuni’ye terk etti.

17 Aralık 1946’da, Azerbaycan’dan dört gün sonra Mahabad Kürt Cumhuriyeti de yıkıldı(11).
31 Mart 1947’de, Kadı Muhammed, Sadr ve Seyfi Kadı, Çıwarçıra meydanında idam edilecektir. Sovyet Yönetimince 22 Ocak 1946’da kurulan bu Kürt devletinin varlığı bir yıl bile sürmemiş, aynı Sovyet eliyle bu yapay devlet yıkılmıştı.

Bununla birlikte Ruslar, bu bölgede her zaman bir Kürt devletinin kurulabileceğini de göstermişti. Osmanlı’da 1806 Baban beyleriyle başlayan isyanlar bile bir devlete ulaşamazken, Rusların tertibiyle böylesi bir devletin resmi çizilmişti. Bu resim İngilizlerin Şeyh Mahmud Berzenci ile çektirdiği ‘Kürdistan Hükümdarlığı’ resmine benziyordu. Rusların elinde artık Ortadoğu’da hem İran hem de İngiliz-ABD’ye karşı kullanabileceği bir Kürt kartı da vardı. Yeni oyunun başlaması için pek fazla beklenmeyecek, Sovyet Yönetimi Ortadoğu’daki satrancı kendi kurduğu ‘KDP’ taşlarıyla oynamaya devam edecektir…

SONUÇ

İlk büyük harpte Bolşevik İhtilali nedeniyle Sovyet Rusya savaştan çekilmiş dolayısıyla dağıtılan Osmanlı topraklarından pay alamadığı gibi Ortadoğu’ya da inememişti. İkinci Dünya Harbinde İran’ın kuzeyini işgal etmişti ancak Potsdam Konferansı kararı gereğince İran’dan çekildi.

Sovyet Devlet Başkanı Stalin, Türkiye üzerinden sıcak denizlere ve Ortadoğu’ya inmeyi planladı, sırf bu amaçla dostluk anlaşmasını feshedip Türkiye’den Kars ve Ardahan’ı, üstüne de boğazlardan üs istedi ancak Marshall ve Truman yardımları ekonomik olarak Ortadoğu ülkelerine açılan Amerika, güvenlik şemsiyesi vaadiyle de başta Türkiye ve Yunanistan olmak üzere Ortadoğu’nun kapılarını Sovyet Rusya’ya kapatmayı başardı.

Sovyet Rusya için artık tek yol kalmıştı, o da İran üzerinden Ortadoğu ülkelerine açılmak!.. Bu amaçla Stalin bugün Mesud Barzani’nin partisi olarak bilenen KDP( Kürdistan Demokrat Partisi)’leri kurmaya başladı, Azerbaycan’da, İran’da, Irak ve Suriye’de… Bugünkü KDP’nin elde ettiği siyasi güçte işte Stalin’in böylesi bir katkısı vardır ve Rusya şimdi bu KDP’ler üzerinden yeniden Ortadoğu’ya inmiştir.

Suriye Devlet Başkanı Hafız Esad’ın talebi üzerine Suriye’ye hava, kara ve deniz gücü gönderen Rusya sıcak denizlere böylelikle inmiş ve yarım asır öncesi bağlantıları olduğu KDP’ler üzerinden de Ortadoğu’daki varlığını pekiştirmektedir.

Türkiye’ye gelince…
İkinci Dünya Harbi sonrasında Sovyet tehdidine karşı Amerika’ya tüm kapılarını açan Türkiye hala ABD yörüngesinde sürüklenmeye devam etmekte olup, öte yanda Rusya ile de ilişkiler geliştirmeye çalışmaktadır Ancak unutulmamalıdır ki Sovyet tehdidiyle ABD’ye açılan Türkiye, şimdi tam tersine ABD tehdidine karşı Rusya’yı alternatif görmektedir. Oysaki bu topraklarda sırtını bir başkasına dayayarak güvenliğini sağlamayı düşünen bir devletin bu coğrafyada yaşayabilmesi mümkün değildir.

Erdal Sarızeybek

Yararlanılan Kaynaklar:
1. Sıraç Bilgin, ‘Barzani’, s. 84.
2. Age, s. 69.
3. Age, s. 93.
4. Age, s. 266.
5. Barış Ertem, ‘Türkiye Üzerindeki Sovyet Talepleri ve Türk-Sovyet İlişkiler (1939-1947)’, Uluslararası Sosyal Araştırmalar Dergisi, Cilt 3, s. 268, 2010.
6. Fahir Armaoğlu, ’20. Yüzyıl Siyasi Tarihi’, cilt 1-2, s. 405, Alkım Yayınları, 1990.
7. Bilgin, Barzani, s. 87.
8. Armaoğlu, ’20. Yüzyıl Siyasi Tarihi’, s. 425.
9. Bilgin, ‘Barzani’, s. 85.
10. Age, s. 100.
11. Age, s. 102.
Başvuru kitabı:
Büyük Suikast/ Destek Yayınları
Yanlış İttifak/ Destek Yayınları

Mahabad 'Kim Kurdu'

Bakmadan Geçme!

KAPAT
Kör Düğüm '17/25'