İKİNCİ DÜNYA HARBİNDE MOLLA MUSTAFA BARZANİ ÖNE ÇIKIYOR

1943’e gelindiğinde Kuzey Irak coğrafyasında bir başka lider daha doğuyordu; Molla Mustafa Barzani…Tarihçi Ahmet Uçar bu yeni liderin doğuşunu anlatıyor;

‘Şeyh Ahmed, Zibari Aşireti'nden Faris Ağa'nın kızıyla evlenmiş, bölgedeki gücünü sağlamlaştırmıştı. Barzanilerin temsilcisi olan bir siyasi Kürtçü'ye göre, Barzan şeyhleri artık ister istemez Kürtçülükte önde bir roldeydiler. Bundan dolayı Kürt liderlerle haberleşiyor ve onlarla bilgi alışverişinde bulunuyorlardı(8).

MOLLA MUSTAFA BARZANİ SAHNEDE

Uçar’ın söylediği ‘Kürtçülükte önde bir rol’ üstlenmiş olan ‘Molla Mustafa Barzani’, siyasi Kürtçü de Sıraç Bilgin’di. Gerçekten de Molla Mustafa’nın siyasi Kürtçülüğün lideri olduğunu söyleyen Sıraç Bilgin’di. İşte o açıklaması:

‘Parti içi(Hevi) rekabet yıpratıcı ve oldukça hızlıydı. Hevi’yi bu iç rekabet takatsiz bırakıyordu. Bundan dolayı ne aşiretsel birimin yerini alacak bir liderliğe kavuştu, ne de Kürt halkının çoğunluğunu etkileyebildi. Sonunda Kürt aydınlar pes ettiler. Hareketi tek başlarına toparlamayacaklarını anlamışlardı. Kendileri dışında bir lidere ihtiyaç vardı. Onu fazla aramalarına lüzum yoktu. Hemen yanı başlarındaydı. Bu adam Süleymaniye’de sürgün hayatı yaşayan Mustafa Barzani’den başkası değildi(9)’.

Yani Molla Mustafa Barzani tesadüfen bulunmamış, aksine o bir ‘seçilmişti’.
Peki, bu Molla Süleymaniye’de neden sürgün hayatı yaşıyordu?
Neydi mazisi bu Molla’nın?

‘AŞİRETSİZ KÖYLÜLER TARİKAT ETRAFINDAN TOPLANIYOR’

Ataları ‘Büyük Mesud’ olsa da, Barzanilerin soy geçmişi Taceddin’e dayanıyor… Barzan’da bir tekke kurulmuş, Barzanilerin ilk şeyhi de Taceddin olmuştu. Taceddin tıpkı Berzenci ve Seyit Taha gibi Kadiri Tarikatı’nın bir üyesiydi. Kadiri şeyhliği oğlu Abdurrahman’la da sürdü. Yerine gelen oğlu Abdullah da, sonrasında gelen Abdusselam da hep aynı yolu izledi… Bölgedeki aşiretsiz yoksul köylüler Şeyh Abdurrahman’ın etrafında toplandılar, Barzaniler de bu ‘biat eden’ bir mürit topluluğu ile yerel bir güç olarak ortaya çıktılar.

HALİDİ NAKİBENDİ TEKKESİ GÜÇ OLUYOR

Şeyh Abdusselam’ın Barzan ataları içerisinde seçkin bir yeri vardı; Büyük Şeyh Seyyid Taha’dan ders almış, Nehri’deki medreseye uzun süre devam etmişti. Taha’nın icazetiyle Barzan’da din ilimleri öğreten bir medrese açılmasına da önayak olmuştu. Ünü hızla yayılmıştı tıpkı Şeyh Halid gibi. Hatta Medreseyi ziyaret eden Mevlana Halid-i Bağdadi bu durumu görünce dayanamamış, ona icazet vererek Nakşibendi halifesi dahi yapmıştı.
Barzan medresesi artık sıradan bir tekke değil, Halid-i Nakşibendilerin Kuzey Irak’taki merkeziydi tıpkı Seyyid Taha’nın Nehri’deki medresesi gibi…

BARZANİLERİN TARİHİ

1872’de, Şeyh 1’nci Abdusselam vefat etti, yerine oğlu Muhammed geçti.
1903’de, Muhammed de hayatını kaybetti, geride beş oğul bıraktı; Abdusselam(2’nci), Ahmed, Muhammed Sıddık, Babo ve Mustafa. Ve derken beş kardeşin en büyüğü olduğu için Şeyh 2’nci Abdusselam, Barzanilerin reisi oldu. Şeyh, ilk siyasi Kürtçü isyanı başlatan kişiydi. Gerçi isyan bir telgrafla başlatılmıştı ama olsun, isyan isyandı ve bir karşılığı vardı; 1914’te yargılanmış ve asılmıştı...

Ardından Şeyh Ahmed geldi, Molla Mustafa’nın kardeşi, Mesud Barzani’nin amcası…
Nakşibendi Şeyhi Ahmed diğerine göre farklıydı; şarap içiyor, domuz eti yiyordu.
Bu özelliği Hollandalı sosyolog Martin Van Bruinessen’in de dikkati çekmişti, onu şöyle anlatıyordu;

‘Zibari ağalarıyla ve Bradost Şefi Şeyh Reşid Loran'la olan sürekli çatışmalarının yanı sıra, rakipleri onu domuz eti yiyip şarap içerek münafıklaşmakla suçluyorlardı. Kürtçülüğe ilgi duyan Fransız gazeteci Chris Kutscehera, Barzanileri geçmişten alıp, babası Muhammed’in yarı cahil ve kekeme olduğunu, ailesi tarafından ‘mehdi’ kabul edildiği söylüyordu. Babasının, Osmanlı Sultanlarının tahtına oturması dahi hayal edilen resimler içerisinde başköşede yeri bile vardı. Şeyh 2’nci Abdüsselam, Şeyh Ahmed ve Molla Mustafa Barzani'nin ‘tarih yapacak yetenekte’ olduklarını ileri sürmüştü(10).’

Şeyh Ahmed’in üstü açık resmi işte buydu ama bu resim ‘seçilmiş’ Molla Mustafa’ya uygun düşmüyordu; Şeyh Ahmed sözde reis olmalı, özde ise Molla Barzani aşiretinin yönetimini ele almalıydı…

PEKİ AMA BU MOLLA NASIL LİDER OLACAKTI?

Molla Mustafa’nın adı Birinci Dünya Harbi yıllarında hiç duyulmamıştı...
1907 isyanı bir yana, İngiliz işgalindeki Kuzey Irak’ta bütün yaptığı, 1919’da, iki İngiliz subayını öldürmek ve 1920’de devlet kurmak amacıyla topraklarına gelen Asurilerle çatışmak, hepsi buydu. Şeyh Mahmud Berzenci hareketindeki rolleri zaten önemsizdi; Surçi, Hemevend, Herki, Gerdi, Bradost gibi güçlü aşiretler varken Barzanilerin sözü bile edilmezdi.
Ama ne olduysa olmuş, 1932’de Molla’yı lider yapmıştı Sıraç Bilgin…

Öte yanda Molla Mustafa’ya bu siyasi Kürtçülükte önde rol verilişinin hikayesi de bir garipti; siyasi Kürt hareketini yazanlar Molla Mustafa’yı 1919’daki Şeyh Mahmud Berzenci hareketi ile başlatıyor, bir sıçrayışta 1919’dan 1932’ye atlatıyorlardı. Arada geçen 13 yıl kayıptı; Molla Mustafa ve Barzaniler sanki tarih sahnesinden çekilmişlerdi…

Siyasi Kürtçülere göre Molla Mustafa bu arada kaybolan yıllarda dinleniyordu; bu yorgunluğu ta 1907’de başlayan büyük mücadeleden geliyordu. Bu büyük direniş yüzünden Barzan bir harabeye dönmüş, halk bitap düşmüş, toprakları çoraklaşmış, malları ve tüm geçim vasıtaları yok edilmişti. Sıraç Bilgin, bu yorgunluk gerekçeleri saydıktan sonra ’Aşiret adeta bir çöküntüyü yaşıyordu, bunun için bir inziva hayatına ihtiyaçları vardı ve onlar da öyle yaptılar(11),’ diyor; Mesud Barzani de, ‘1931’e kadar İngilizler askeri operasyonlarını durdurdular, durum son derece sakindi’(12) diyerek istirahata geçtiklerini doğruluyordu.

Söylenmeyen 'Hevi'