Osmanlı
2018-11-21 11:57:07 ( 457 izlenme )

Barzani 'Mehdiyim' dedi... BAKIN BAŞINA NE GELDİ!

Şeyh Abdusselam, Mesud Barzani’nin dedesidir. Halidi Nakşibendi Barzan tekkesini işletir.
Halid-i Nakşibendi’nin sadık bir kuludur, üstelik halifesidir. Ailesi, bu Şeyh’i ‘Mehdi’ ilan eder;

“Seyyid Taha'nın oğlu ve yeni şeyhi Ubeydullah, "Abdüsselâm ve müritlerinin delirdiklerini, şeytanın kurbanları olduğunu" ileri sürerek, ona savaş açtı. Şeyhlerinin yenilmesine rağmen Abdüsselâm'ın müritleri onu mehdi ilan ettiler(1).”


PEKİ MÜSLÜMAN BİR ŞEYH NASIL MEHDİ OLMUŞTU?

Önce bu Mehdi Barzanilerin doğum yerinden başlayalım…
Mesud Barzani dedesi Şeyh Muhammed’in doğduğu yeri anlatıyor:

'BARZAN NEREDE

“Barzan bölgesi, Erbil vilayetine bağlı Irak Kürdistanı’nın kuzeyinin en uç noktasında yer alır. Bölgenin merkezi Mergesor kazasıdır. Kaza üç nahiyeden oluşur; Megesor, Barzan ve Şirvan. Doğusunda Revanduz, batısında Amidiye, güneyinde Akre kazaları ve kuzeyinde Türkiye sınırı yer alır. 400 köyden oluşan bölge halkı tarım ve hayvancılıkla uğraşmaktadır. Altmışlı yılların sonlarında yapılan nüfus sayımına göre bölgenin nüfusu 35-40 bin civarındadır.”

Barzan’ın bu coğrafyadaki yerini bulduk, şimdi teyit edelim…
Araştırmacı yazar Hulusi Turgut, 1969’da, Barzan’a gider. Amacı, Molla Mustafa Barzani’yi görmektir ve görür, ancak bu yolculuk zorlu geçer. Zorlu olduğu için, Hulusi Turgut’un anılarına yerleşir. Ve Hulusi Turgut, Barzan’ı kaleme alarak tarihe şöyle bir not düşer:

‘BARZAN KÖYÜ’

“Kuzey Irak bölge bölge ayrılmış, hepsine sıra ile Duhak, Zibar, Akka ve Barzan bölgeleri adı verilmiş. Bunlardan başka görmediğim birçok bölgeler daha var. Barzani ve atalarının asıl doğum ve yerleşme yeri olan Barzan Köyü iki saat uzaklıkta. Ve Rezan köyü batısındadır. Barzan aşireti bu köyden çıkmış, Molla Mustafa da burada dünyaya gelmiş(2).”

BARZANİLER

Barzan’a vardık, şimdi Barzanileri tanıyalım…
Hem Barzan’ın hem de Barzani’nin soyağacı hiç yazılmamış, bilen yok. Küçük küçük ipuçları etrafa yayılmış, ama hepsini toplasanız, bir ağaç etmiyor. 

Buna karşın Barzani ünlü bir isim; kendi ifadesiyle Irak Kürdistanı Bölgesel Başkanı’dır. Barzani aşireti de ünlü bir isim, ancak soyağacı dikilmemiş, ne uzuyor ne kısalıyor. Mutlaka bir iz olmalı, diyelim ve sözü yine Mesud Barzani’ye verelim, görelim bakalım kimdi bu Barzaniler:

AŞİRET DEĞİL NAKŞİ TEKKE

“Barzan aşireti adını, aşiretin merkezi olan Barzan köyünden alır. Barzani Şeyhleri Amidiye emirleri soyundan gelmektedir. Aşiretin atası sayılan Mesud, Barzan’a yakın Hevinka köyüne yerleşir ve o köyden bir kızla evlenir. Bu evlilikten Sait adında bir çocuk dünyaya gelir. Aşiretin liderliği ondan sonra oğlu Said’e geçer. Onu da torunu Şeyh Taceddin izler. Şeyh Taceddin Vehbi bir din alimiydi. Bu nedenle de etrafında birçok mürit toplanır. Bunun üzerine Barzan Tekkesi’ni kurar ve ölünceye kadar bu tekkede şeyhlik görevini sürdürür. Onun oğlu Şeyh Abdurrahman, onu da oğlu Abdullah izler(3).”

Barzan ve Barzanilerin varlığını gösterip, adını duyurması, belli ki bir cemaat temelindedir. Öyle ya, adı bile varmış; Barzan Tekkesi.
Derinliği olmasa da, olaylar bu tekke üzerinden başıyor ve gelişiyor.
Cemaatin ilk şeyhi Taceddin, sonra oğlu Abdurrahman, derken Abdullah diyerek sürüyor. Buraya kadar Barzan, bir tekke ve tekke başında bir şeyhi var.
Mehdilik meselesi de, işte noktada başlıyor. Ancak Barzanilerde halifelik de var…

NAKŞİBENDİ HALİFESİ BARZANİ

Barzanilerin halifelik meselesini bize ilk kez duyuran Mesud Barzani’dir.
Bu olayı öylesine önemli görüyor ki, kendi adıyla başlayan kitabına “1’nci Abdusselam’ın halife oluşuyla” giriş yapmış. 

Dedesi Abdullah için “Abdullah, zühd (dünya nimetlerine önem vermeme, dünyadan el etek çekme) ve takvasıyla (Allah’tan korkma, sakınma) ile ünlüydü” diyor. Ardından Barzan tekkesini Barzan Medresesi’ne dönüştürüyor, başına da Şeyh 1. Abdusselam’ı getiriyor. 

Yine bu noktada, Seyit Taha’yı en öne koymaktan da geri durmuyor.

'SEYİT TAHA-ŞEYH 1’NCİ ABDUSSELAM ARASINDAKİ BAĞ'

Mesud Barzani bu konuyu şöyle açıklıyor; “Mevlana Halid Nakşibendi, tekkelere yaptığı ziyaretlerden birinde Barzan Tekkesi’ne uğrar ve Şeyh 1’nci Abdulselam’ı halifesi olarak atar. Barzan medresesi bir Halid-i Bağdadi Nakşibendi okuluna dönüşür. Ve birlikte, daha sonra Mevlana Halid’in halifelerinden biri olacak Seyyid Taha’yı ziyaret ederler”.

İşte yollar birleşiyor; Halid, Barzani ve Taha. Belki bilmeden belki de bilerek, bu “Halid-Taha-Barzan” ilişkisini açığa vuran Mesud Barzani, “Mehdilik” konusuna ise hiç değinmiyor. 

Oysa böyle bir mesele var, yazılmış ve çizilmiş. Bir tane de değil, 1’nci Abdusselam’la başlayıp oğlu Muhammed’le devam eden ve Şeyh Ahmed’e kadar süren bir nesil var.
Biz, Şeyh 1’nci Abdusselam ile yola çıkalım…

NAKŞİBENDİ TARİKATINDA İLK MEHDİ ŞEYH BARZANİ

Mesud Barzani’nin dedesi Şeyh 1’nci Abdusselam’ın kişiliği oldukça şaşırtıcı. Barzan Cemaati’nin ilk mehdisi unvanı taşıyor.

Bu izleri sürmemizin nedeni şöyle; ayrılıkçı Kürtçü hareketini çıkardıkları isyanlarla bu bölgede başlatmış olan Baban-Soran-Bedirhan beyzadeleri dururken, günümüzde neden Barzaniler ön plana çıkarılmıştı, buna bir cevap arıyoruz. 

BARZAN'DA MEHDİLER VAR

Barzanilerin Yahudi, mehdi, hatta peygamber olduğunu tezini, Türkiye’de ilk işleyen tarihçi Ahmet Uçar. Uçar, 2002’de, Tarih ve Düşünce Dergisi’nde bunu yazdı. Bu tespitine kaynak olarak Hollandalı Kürdoloji uzmanı Martin Van Bruinessen’i gösterdi. Bakınız ilk mehdi Barzan’da nasıl ortaya çıkmış;

“Seyyid Taha'nın kardeşi Şeyh Saleh'den hilâfet alan 1’nci Abdüsselâm, şeyhinin ölümü üzerine kendisini şeyh ilan etti. Buna kızan Seyyid Taha'nın oğlu ve yeni şeyhi Ubeydullah, "Abdüsselâm ve müritlerinin delirdiklerini, şeytanın kurbanları olduğunu" ileri sürerek, ona savaş açtı. Şeyhlerinin yenilmesine rağmen Abdüsselâm'ın müritleri onu mehdi ilan ettiler.” 

Barzani için, mehdilik meselesi bu kadarla kalmayacaktır…

TARİKATTA İKİNCİ MEHDİ ŞEYH BARZANİ

Abdusselam’dan sonra, Barzan Medresesi’nin başına oğlu Şeyh Muhammed geçer.
Mesud Barzani’ye göre, bölgede tanınmış bir din ȃlimidir. 

Bakınız Barzani ne diyor bu alim için; “Şeyh Muhammed de zühd ve takvasıyla ünlüydü. Vakar ve erdemililiğiyle dillere destandı. Eğitimini babasından aldı. Onun zamanında Barzan Tekkesi komşu aşiretleren mazlumların sığınağı oldu.”
Ama bu doğru değildi…

TARİHÇİLER MEHDİLİĞİ DOĞRULUYOR

Tarihçi Ahmet Uçar’ın araştırmalarına göre, Şeyh Muhammed Barzanilerin ikinci mehdisiydi. Uçar,” İkinci Barzan Mehdisi” tezini Rus Kürdoloğ Bazil Nikin’e dayandırıyor. 

Rus Kürdolog Nikin'e göre, kaba yöntemlerle kendi nüfuzunu sürdüren Şeyh Muhammed, Şeyh Ubeydullah Nehrî'nin Osmanlı yönetimince, 1880 Kürt isyani nedeniyle, Hicaz'a sürülmesinden sonra bölgedeki nüfuzunu daha da arttırmış, civardaki aşiret liderlerine birer birer boyun eğdirmişti;

‘MEHDİLİK VE CİHAD’

“Bundan sonra o da babası 1’nci Abdüsselâm gibi mehdiliğini ilân etti. Mehdiliğini ilân etmekle kalmadı, Musul'a ve dolayısıyla Osmanlı'ya "cihad-ı mukaddes"(!) ilân etti. Mehdiliğini ve cihad çağrısını kabul etmeyenleri acı bir son, feci ölümler bekliyordu. Zibar aşireti liderlerinden Molla Perisey'in başına gelenler korkunç ve tüyler ürpertici idi. Molla parça-parça edilerek öldürülmüş, bu parçalar oyulmuş yaşlı bir ceviz ağacının gövdesine konarak yakılmıştı." 

'REZİL AŞİRET'

"Barzanîlere bağlı Becil Şeyhi Nehrili Şeyh Muhammed Sıddık'a yazdığı bir mektupta, "Burada adlarını bile ağza almak istemediğim bu rezil aşiretin ve bu kötü ruhlu ailenin bana ettikleri namussuzca işler, onur kırıcı işler de var ayrıca. Burada senin tarafsız kararını istiyorum. Bilirsin ki, onlar Kur'an-ı Kerim'e bile acımamış ve onun sayfalarını çöpe atmışlardır. Benim mescidimi kirletmişlerdir" diyordu(4).”

Barzan’da mehdilik hep Barzaniler de görülecek, bu iş burada da bitmeyecek, sürecektir…

VE SÜRGÜN

Hatırlayalım, Barzani ne demişti: “Şeyh Muhammed de zühd ve takvasıyla ünlüydü. Vakar ve erdemililiğiyle dillere destandı. Eğitimini babasından aldı. Onun zamanında Barzan Tekkesi komşu aşiretleren mazlumların sığınağı oldu”.

Bu cümlenin devamı şöyle geliyor:

“Bu durum, şikȃyetlere yolaçtı. Osmanlı Hükümeti Şeyh Muhammed’i Türkiye Kürdistanı’nda Bitlis kentine sürgün etti. Şeyh burada bir sene kadar hapis yattı.
 Barzan’a geri döndüğünde fazla yaşamadı ve 1903’te vefat etti. Şeyh Muhammed geride “Şeyh Abdulselam, Şeyh Ahmed, Muhammed, Sıddık Babo ve Mustafa” adında beş oğul bıraktı(5).”

SONUÇ

Yapılan tüm araştırmaları gösteriyor ki Barzaniler bilinen bir Kürt aşireti değildir.
Mesut Barzani’nin de açıkladığı üzere Barzaniler Halidi Nakşi tekkesine mensup bir cemaat ailesidir.

Nakşibendi tarikatının Türkiye’de bugün dahi gündem oluşturduğu düşünüldüğünde, Barzanilerin neden ilgi gördüğü de anlaşılabiliyor. Ancak Osmanlı bu Barzanilere yüz vermemiş, kendini Mehdi ilan eden Şeyh 1’nci Abdusselam’ı sürgüne göndermiş, 2’nci Barzan mehdisini de asmıştır.

Erdal Sarızeybek

Yararlanılan Kaynaklar:


1. Ahmet Uçar, Tarih ve Düşünce Dergisi, Aralık 2002.
2. Hulusi Turgut, Barzani Dosyası, s. 101. İstanbul, 1969.
3. Mesud Barzani, Barzani ve Kürt Ulusal Özgürlük Hareketi, s.23, Doz Yayınları, 2006.
4. Ahmet Uçar, Osmanlı Araştırmaları Vakfı, Tarih Düşünce Dergisi, Aralık 2002.
5. Mesud Barzani, Barzani ve Kürt Ulusal Özgürlük Hareketi, s.24.

Başvuru kitabı: Erdal Sarızeybek, ‘Yanlış İttifak’, Desdtek Yayınları.’

Önerilen Videolar

Bunlar da İlginizi Çekebilir

'ŞEYH UBEYDULLAH İSYANI' 'CÜBBELİ AHMET'İN HALİFESİ BAKIN KİMMİŞ' 'HÜKÜMET BU HARİTAYI GÖRMÜYOR MU' 'SEYİT TAHA KİMDİR'

Bakmadan Geçme!

KAPAT
İsrail'in kilit coğrafyası... 'BARZAN'