Alman Haber Ajansı ‘Deutsche Welle Türkçe’ de 27 Kasım 2020 günü yayınlanan haberle, İçişleri Bakanı Süleyman Soylu’nun ‘FETÖ'nün hava kuvvetleri imamı olmakla suçlanan Adil Öksüz ve firari eski savcı Zekeriya Öz'ün yakalanması için çıkarılan kırmızı bültenlerin Uluslararası Polis Teşkilatı (Interpol) tarafından dikkate alınmadığı’ şeklindeki açıklamaları uluslararası haber ajanslarına servis edilmiştir.

SOYLU ‘KIZDIK OLMADI BAĞIRDIK OLMADI, BİZİ TAKMIYORLAR’
Haberde TBMM Plan ve Bütçe Komisyonunda Adil Öksüz ve Zekeriya Öz'ün Türkiye'ye iadesine ilişkin milletvekillerinin sorularını yanıtlayan Soylu’nun ‘Interpol diye bir kuruluş var. Kırmızı bülten çıkarıyoruz, kabul etmiyorlar. Askıya alıyorlar, düşürüyorlar. Dört yıldır göbeğimizin bağı çatladı. Interpol diye bir kuruluş var; kızdık olmadı, bağırdık olmadı, kavga ettik olmadı, mücadele ettik olmadı, protesto ettik olmadı. Kırmızı bülten çıkarıyoruz, kabul etmiyorlar; askıya alıyorlar, düşürüyorlar. Ve netice itibarıyla, Zekeriya Öz'ü de istiyoruz, Adil Öksüz'ü de istiyoruz, istemediğimiz yok, hepsini istiyoruz, kale almıyorlar’ şeklindeki açıklamalarıyla Uluslararası Polis Teşkilatı/Interpol’den yakındığı duyurulmuştur.

NELER YAŞANDI ‘17/25 VAKASI’
Kamuoyunca ‘17/25 Yolsuzluk Operasyonu’ olarak bilinen olaylar, 17 Aralık 2013’te İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığınca başlatılan bir seri adli soruşturmalar zinciridir. İlk olay, 17 Aralık 2013’te meydan gelmiş; İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığınca, iş adamı, bürokrat ve memurların da bulunduğu çok sayıda kişiye yönelik ‘kara para aklama’, ‘altın kaçakçılığı’ ve ‘kamu görevlilerine rüşvet’ iddialarıyla operasyon başlatılmıştır. Operasyonda gözaltına alınan 66 kişiden iş adamı Rıza Sarraf, Salih Kaan Çağlayan ve Barış Güler'in de arasında bulunduğu 14 kişi tutuklanmıştır.

ERDOĞAN’DAN GÜLEN’E ARABULUCU
Böyle bir operasyon karşısında hükümetin karşı atağa geçmesi beklenirken, şaşırtıcı bir şekilde hemen ertesi gün gazeteci Fehmi Koru, Cumhurbaşkanı Gül ve Başbakan Erdoğan’ın talimatıyla Fetullah Gülen’le görüşmek üzere ABD’ye gönderilmiştir. Ancak bu görüşmeden bir sonuç çıkmamış, aksine ikinci bir operasyon yapılarak, 25 Aralık 2013, bu kez Başbakan Erdoğan'ın oğlu Bilal Erdoğan'ın da arasında olduğu 96 kişi hakkında gözaltı kararı alınmıştır.

MİT TIRLARI ARANIYOR MİT’İN HABERİ YOK
Üçüncü olay, 19 Ocak 2014’te, Adana Cumhuriyet Savcılığının talimatıyla 3 TIR’ın durdurularak aranmasıyla yaşanmıştır. Bu kez Başbakanlık ve Adalet Bakanlığı’nın devreye girmesiyle operasyonlar durdurulmuş, ilgili güvenlik kuvvetleri ve savcılar hakkında soruşturma başlatılmıştır.

ZEKERİYA ÖZ’E GÖREV ÜSTÜNE GÖREV
Olaylar böylesine peş peşe sıralanırken, 7 Ocak 2014’te, Hâkimler ve Savcılar Yüksek Kurulu 3. Dairesi, İstanbul Cumhuriyet Başsavcı Vekili Zekeriya Öz hakkında inceleme başlatmış ve savcıların atama işlemlerini gerçekleştiren HSYK 1. Dairesi de Öz’ü görevinden alarak Bakırköy Cumhuriyet Başsavcı Vekilliği’ne atamıştır.

11 Şubat 2014’te yayınlanan HSYK yeni adli idari yargı kararnamesiyle 166 hakim ve savcının görev yeri değiştirilmiş, bu çerçevede Bakırköy Başsavcı vekili Zekeriya Öz, Bolu'ya savcı olarak tayin edilmiştir. 12 Mayıs 2015’te, Hakimler ve Savcılar Yüksek Kurulu (HSYK) 17-25 Aralık soruşturmasını yürüten, aralarında Zekeriya Öz'ün de bulunduğu hakim ve savcıları görevden almış ve savcılar Zekeriya Öz, Celal Kara, Muammer Akkaş, Mehmet Yüzgeç ile hakim Süleyman Karaçöl'ün meslekten ihracına karar verilmiştir.

ZEKERİYA ÖZ GÖZ GÖRE GÖRE KAÇTI
HSYK kararıyla meslekten ihraç edilen savcılar Zekeriya Öz, Celal Kara ve Mehmet Yüzgeç hakkında yakalama kararı çıkarılmış olmasına karşın Zekeriya Öz, 10 Ağustos 2015’te, yani hakkında yakalama kararı çıkarıldığı gün kaçmıştır. Artvin Valisi Kemal Cirit’in sosyal medya hesabından yapılan açıklamada, Zekeriya Öz ve Celal Kara’nın gece saat 03.00 sıralarında Sarp Sınır Kapısı’ndan Gürcistan’a geçtiğini duyurulmuştur. Zekeriya Öz halen aranmaktadır.

ADİL ÖKSÜZ DE GÖZ GÖRE GÖRE KAÇTI

15 Temmuz 2016 tarihinde Türkiye’de yakın tarihin en ağır ihaneti olarak nitelenen bir darbe girişimi yaşanmıştır. Türk Ordusunun içerisine hatta yüksek komuta kademesine sızdırılmış Fetullahçı Terör Örgütü(FETÖ) mensubu bir grup ajan-provokatör asker Türkiye Cumhuriyeti Devletine karşı bir darbe girişimi başlatmış, Genelkurmay Başkanı Orgeneral Hulusi Akar darbeciler tarafından esir alınmış ve Genelkurmay Karargahı işlevsiz hala getirilmiştir. Ankara/Akıncılar Hava Üssünden kalkan bir grup uçak ve helikopterle başta TBMM olmak üzere kritik tesisler bombalanmış ve nihayetinde Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın darbeye karşı direniş için halkı sokağa çağırmasıyla birlikte söz konusu darbe girişimi önlenmiştir.

YAKALANDI AMA SERBEST BIRAKILDI VE KAÇTI
Darbe girişiminin 2 numaralı elebaşı olduğu açıklanan Adil Öksüz, 16 Temmuz günü saat 15.00 sıralarında, Akıncı Üssü çevresinde kaçarken Jandarma ekipleri tarafından yakalanmıştır. Ulusal medyada yer alan haberlere göre Adil Öksüz, 18 Temmuz’da Sincan’daki Ankara Batı Adliyesi’ne gözaltındaki askerle birlikte sevk edilmiş ancak Adil Öksüz, Sulh Ceza Hâkimliği tarafından yurtdışı çıkış yasağı koyularak serbest bırakılmıştır. Serbest kaldıktan sonra Esenboğa Havalimanı’ndan uçakla Sabiha Gökçen Havalimanı’na inen Öksüz’ün son olarak 19 Temmuz’da Akyazı’daki kayınpederinin evine uğradığı tespit edilmiş ve akabinde Öksüz, kayıplara karışmıştır. Adil Öksüz halen aranmaktadır.

SOYLU’DAN ALGI ÇALIŞMASI
İçişleri Bakanı sayın Süleyman Soylu’nun Interpol’den yakınması, FETÖ firarileri Adil Öksüz ve Zekeriya Öz’ün yakalanmayışından şikayetçi olmasının hukuki bir dayanağı olamayıp sadece kamuoyunda ‘siyasi iktidarın terörle mücadelede elinden gelen yaptığı’ şeklinde bir algı yaratma çabasından öteye bir anlam ifade etmemektedir.

OSMAN ÖCALAN ARANIYOR MU
Siyasi iktidarın PKK terör örgütünün elebaşı Osman Öcalan’ın TRT’ye çıkarılması konusunda da benzer yöntemlere başvurduğu, bizzat Cumhurbaşkanı Erdoğan tarafından ‘Öcalan’ın Kırmızı Bültenle arandığını bilmiyordum’ şeklinde yapılan açıklamanın da gerçeği yansıtmadığı, Öcalan hakkında açılmış bir dava olmadığı, üstelik ’74 askerimizin katlinden sorumlu bir terörist’ olduğuna ilişkin Ankara Cumhuriyet Başsavcılığına yapılan suç duyurusuna karşılık yine de bir dava açılmamıştır.

‘ÜLKEMİZİ KÜÇÜK DÜŞÜRDÜLER’
Bakan Soylu’nun Interpol’den yakınırken kullandığı ‘Interpol diye bir kuruluş var; kızdık olmadı, bağırdık olmadı, kavga ettik olmadı, mücadele ettik olmadı, protesto ettik olmadı. Kırmızı bülten çıkarıyoruz, kabul etmiyorlar; askıya alıyorlar, düşürüyorlar. Ve netice itibarıyla, Zekeriya Öz'ü de istiyoruz, Adil Öksüz'ü de istiyoruz, istemediğimiz yok, hepsini istiyoruz, kaale almıyorlar" şeklindeki açıklamalarının Türkiye’nin AB nezdindeki itibar ve etkisinin ne denli zayıf olduğunu göstermesi açısından ibret verici bir itiraf olduğu ancak, ülkemiz açısından bunun kabul edilebilir bir açıklama değildir.

KINIYORUZ’
Sonuç olarak İçişleri Bakanı Süleyman Soylu’nun ‘Interpol bizi kaale almıyor’ şeklindeki açıklaması nedeniyle Türkiye’yi uluslararası arenada ‘güçsüz, zayıf, etkisiz’ gösterilmesine neden olmuştur, şahsen kınıyorum.

INTERPOL NEDİR
Interpol’ün resmi web sitesinde açıklanan bilgilere göre, merkezi La Haye’de bulunan Interpol, Avrupa Birliğine üye 27 ülkeye uluslararası organize suç ve suçlular, terörizme karşı mücadelede destek vermektedir. Interpol, AB ülkeleriyle birlikte üye olmayan ancak AB ile işbirliği bulunan diğer ülkeler ve AB’ye bağlı uluslararası teşkilatlarla da çalışmaktadır. Interpol’ün görev sahasına giren suç ve suçluların kapsamı şu şekildedir; Terörizm, kara para aklama, uluslararası uyuşturucu kaçaklığı, organize suç örgütleri, organize kaçaklık, sahte para trafiği, insan kaçakçılığı ve siber suçlarla mücadele.

AVRUPA BİRLİĞİ GÜVENLİK TEŞKLATI
Interpol, Avrupa Birliğinin güvenlik teşkilatları içerinde yer almakta ve diğer ülkelerle suç ve suçlularla mücadelede merkezi destek, karşılıklı bilgi değişimi ve uzmanlık gerektiren konularda merkezi bilirkişilik desteği sağlamaktadır. Halen 1.000’in üzerinde personeli, diğer ülkelerden gelen 220 irtibat görevlisi ve yılda en az 40.000 uluslararası soruşturmaya destek sağlayan 100’den fazla analiz merkeziyle faaliyet göstermektedir. Interpol’ün suç ve suçlularla mücadele uzmanları diğer ülkelerde yapılan suç soruşturmalarına da katılmaktadır.

INTERPOL AVRUPA KONSEYİNİN YÖNETİMİNDE
Interpol ayrıca Avrupa Birliği’ne üye ülkelerin adli makamlarından gelen Yakalama-Gözaltı-Tutuklama Müzekkerelerinin infazında etkili bir rol oynamaktadır. Özellikle uyuşturucu kaçakçılığı, insan kaçaklığı, siber suçlar, sigara kaçakçılığı, sahtecilik, kara para aklama, organize suç örgütleri, terörizm suçlarıyla mücadelede ortak operasyonlara da katılmaktadır.
Interpol, Avrupa Birliği İçişleri Bakanları ve Adalet Bakanlıkları Konseyine karşı sorumludur. Konsey Interpol’ün yönetim ve teşkilatlanmasından, Interpol Direktörü ve yardımcılarının atanmasından, bütçesinden ve Avrupa Parlamentosuyla uyumlu çalışmasından sorumludur. Interpol Direktörü Avrupa Birliği Konseyi tarafından atanmaktadır.

NE KADAR İYİ İLİŞKİ O KADAR İŞ BİRLİĞİ
Interpol, Avrupa Birliği güvenlik teşkilatı olup Türkiye ile işbirliği içinde çalışmaktadır. Ancak Türkiye AB’ye tam üye olmadığı için, Türkiye’den yetkili makamlarca Interpol’e gönderilen müzekkerlerin infazı konusunda bir bağlayıcılık yoktur. Bununla birlikte asıl karar verici makam Interpol Direktörlüğü değil, Avrupa Konseyi ve bu Konsey’de görev yapan ilgili ülkelerin Adalet ve İçişleri Bakanlarıdır. Adil Öksüz ve Zekeriya Öz örneklerinde olduğu gibi, AB ile ilişkiler çerçevesinde gönderilen müzekkereler Interpol tarafından değerlendirilmekte uygun görüldüğü takdirde gereği yapılmaktadır. Dolayısıyla Türkiye’den gereği yapılmak üzere Interpol’e gönderilen müzekkerelerin bir bağlayıcılığı olmayıp, asıl olarak Türkiye’nin AB ülkeleriyle mevcut ilişkileri çerçevesinde işlem görmektedir.

Bu noktada Türkiye’nin başta Avrupa Birliği olmak üzere uluslararası güvenlik teşkilatlarıyla tutarlı, süreklilik arz eden ve sağlam temellere dayalı ilişkiler geliştirmesinin önemi ortaya çıkmaktadır.

Erdal Sarızeybek

Soylu 'Bizi Takmıyorlar'