DİYARBAKIR BÖLGESİNDE ON SANCAK, 18 EMİRLİK


İlk Diyarbakır defterinden yaklaşık on yıl sonraki Osmanlı kaynakları, Kürt emirliklerin idari düzenlemelerine ilişkin ayrıntılı bilgiler vermektedir. 1527 tarihli bir defter, Diyarbakır’ın doğrudan ve dolaylı yöneltilen kısımları arasında açık bir ayrım göstermektedir. Doğrudan yönetilen kısımlar on sancaktan oluşurken; dolaylı yönetilenler, yedi büyük ve on bir küçük emirlikten oluşmaktadır.

Kayıtlı tüm Kürt emirlikleri, tamamlayıcı bir defterde özerkliğin işareti olarak “eyalet” kaydıyla yazılmıştır. Yedi büyük emirliğin yöneticilerine “büyük yöneticiler” anlamında “ümerayı izâm” adı verilmiştir(2).

“O zamanlar Kürdistan denen bölgenin -hemen hemen kale sayısı kadar- birçok emiri vardı” diyen tarihçi Hammer, bu yeni yönetim şekli hakkında bazı tespitlerde bulunuyor ve Doğu Anadolu’yu şöyle görüyor:

“Buralar kendilerine göre özel bir durumdaydı. Beylerin ve diğer deyimle aşiret reislerinin bağımsız denecek kadar fikirleri, ahalisinin sert karakteri, cenkçi gelenekler kesin bir otorite için elverişli değildi… Bu bakımdan Kürdistan’ın, o zaman kurulan ve yüzyıllar boyunca süren idare usulü, Osmanlı Devleti’nin diğer eyaletlerinin organizasyonundan oldukça farklı olmuştur.

Diyarbakır eyaletini teşkil eden on dokuz sancağın bölünme şekli bu farkı gösterir; Bunlardan yalnız on biri geleneksel usulle idare edilmiştir. İdare tarzları özel şartlara bağlı olan öteki sekizinden beşi, şeflik durumunda olan beylerce, babadan oğla geçmek suretiyle özel şartlarda idare edilmişlerdir. Devletin başkentinden daha uzak olan Kürt şefleri hakkındaysa daha müsamahakar ve müsaadekar davranılmıştır… Bütün bu değişik aşiretler, başkanlıkları babadan oğula geçen şeflerine kuvvetle bağlıydı. Bu şeflerin sözleri adeta kanun hükmündeydi(1)…”

Doğu Anadolu... 'Ağalar Beyler, Şeyhler Şıhlar'